Polikistik Over (PKOS) Nedir?

POLİKİSTİK OVER NEDİR?

Her yaratılmışın kendine has özellikleri ve mükellefiyetleri var. Yaratılmışlar içerisinde cinsiyetler
ve bu cinsiyetlerden “nisa”dediğimiz kesim, yani bizler. Bayanlar ki “annelik” gibi kutsal bir görevden
sorumlu! Böyle bir güzellik bizlere bahşedilmiş ve Allah “Rahim” sıfatıyla –keşfedebilen- her bayanda
tecelli etmiş. Sorumluluklar fazla ve bunun getirileri götürüleri var muhakkak. Ama “kadın” olabilmek
apayrı bir yeti. Kadın sıfatımızla bizlere verilen bazı şeylerden maalesef şikâyet edeyazsak da o bazı
şeylerin bizler için ne kadar da mühim olduğu kanaatine varmamız çok da uzun sürmese gerek. Zira
mevcudiyetimizle beraber bizlere bahşedilenler yine bizler için, sağlığımız ya da kulluğumuz için
üstümüzde vuku bulmuş şeylerdir.

Her ay düzenli düzensiz görülen muayyen günler, kadınlık hormonu, uğraşlar vs. Ne kadar of desek
de bu muayyen günlerde, geçirilmeyen her muayyen gün için daha büyük oflar çıkartırız. Düzensizlik
bütün düzenimizi alt üst eder. Hem verdiği stres hem ardından getirdiği sağlık sorunları. Başlangıçta
bizler için çok mühim görülmeyen düzensizlik sonraları yaptığımız ihmalkârlıklarla bütünleşerek
daha büyük sorunlar meydana getirebiliyor. Birçok bayanda hâsıl olan ve bu saydıklarıma sebep olan
hastalığa değineceğiz bu defa; “Polikistik Over”! DEVAMINI OKU>>>

Aşırı Terleme

TERLEME

Mevsim İlkbahar. Yavaş yavaş yaza adım atıyoruz. Hatta yavaş adımlarımızı tüketmiş durumdayız.
Havalar gittikçe ısınıyor. Bu aylar güzel, kıpır kıpır oluyor insanın içi. Gezme faslı başlıyor. Şimdiden
birçoğumuz piknik etkinliğini yaptık, ikincisini düzenliyoruz. Bu mevsim sokak mevsimi. Günümüzün
büyük kısmı dışarıda geçiyor ve geçecek. Kollarını açan her yeşile koşacağız ve o yemyeşil kucaklara
bırakacağız kendimizi. Zaten bu güzelim havalar hep bir sığınak arattıracak ve biz bu havaları da
sığdırmak isteyeceğiz gönlümüze. Nitekim aratıyor ve sığdırmaya çalışıyoruz da. Günler uzayacak
ama biz daha da uzasın isteyeceğiz. Şu güneşin sıcacık şefkatinin bitmesini kim ister ki?

“Ya bu sıcaklarda deliler gibi çalışıyorsak?”, “Onca koşturmaca iyi hoş da yüzümüzden akan

damlacıklar, bluzumdaki ıslaklıklar ne olacak?”  diyenlerin seslerini duyar gibiyim.

DEVAMINI OKU>>>

KALORİ HESAPLARI VE ZAYIFLAMA

Son yıllarda iyice dikkatimizi çeken, neredeyse tüm ürünlerin üzerine bakarak hesaplamalar

yaptığımız, bir kısmımızın takıntı haline getirdiği, bir kısmımızın ise sağlığı için fena incelediği, bir terimin bizde üzerinde duracağız bu yazı ile: “kalori”!

Kalori aslında atmosfer basıncında 1g suyun sıcaklığını 1 ̊C yükseltmek için gerekli enerji veya ısı
miktarı olarak tanımlanan bir enerji birimidir. Kilokalori (kilogramkalori veya büyük kalori ) 1000
kaloridir. İşte yiyeceklerin kalori değeri de kilokalori terimi ile ifade edilir ancak kilo genellikle
söylenmeyerek, sadece “kalori” olarak belirtilir.

Kalori enerjidir. Bu enerji yiyeceklerin yakılması ile açığa çıkar. Yiyeceklerin kalori miktarını ölçen ve kalorimetre olarak adlandırılan alet, bir su tankı ve onun içine batırılmış, yüksek basınçlı oksijen
bağlantısı olan çelik bir kapta oluşan basit bir düzenektir. Kalori ölçümleri yapılırken yiyecek çelik
kaba konulur ve oksijen verilerek tutuşturulur. Isı yükselme miktarı ile kilogram olarak suyun ağırlığı
çarpılınca sonuç doğrudan kalori miktarını verir. Bu işlemler yapılırken zamanla hangi yiyeceğin içinde
olursa olsun protein türlerinin bir gramlarının aynı miktarda kalori verdiği tespit edilmiş. DEVAMINI OKU>>>

Ginseng /Adamotu

Günümüz insanı hep stresli. Yok iş hayatı, yok ev telaşı, yok okul hayatı. Sonuç: “Stres,

stres ve stres”. Hep bir telâşe ve ardından doğan yorgunluk. Sancılarımız çok, hatta hiç

yok olmadılar. Bu koşuşturma içinde “nasıl olsa da yetsem her şeye, iyi olsam” düşüncesi

hepimizde var elbet. Kim istemez ki “her şeye koşturduğu halde enerjisinin hiç tükenmemesi”

durumunu? Böyle; işe gitsek koştursak, eve gelsek ev işlerimizi halletsek, çocuklarla tam

teşekkül ilgilensek, akşam eşe gereken ilgiyi göstersek, gayet enerjik dursak karşısında ve bir

şok etkisi oluştursa bu… Fazla mı ütopik oldu bilemiyorum tabi. Ama “%100 olur bu” demesek

de bu kıvamın bir kısmına gelmek adına öneriler yok değil. Hele de öyle bir bitki var ki binlerce

yıldır bunun için kullanılıyor. Ne mi? Bir inceleyelim öyleyse: DEVAMINI OKU

Tabiat Eczanesi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , , . 54 Yorum »

Arı Sütü Mucizesi!

Senem Hanım bu hafta yine çok ilginç ve önemli bir konu hakkında bizleri bilgilendiriyor. Özellikle çocuğu olmayanlar iyi okusunlar derim…

ARI SÜTÜ

Arı sütü çoğunlukla çocuklar için kullandığımız bir besin. Genel olarak da biliyoruz ki; yetişkinlerde
birçok olumlu etlileri var. Hatta birçoğumuzun vazgeçilmezidir Arısütü. Şimdi yazacaklarımı okuyunca
eminim ki hepimizin vazgeçilmezi olacak.

Nedir bu “ Arı sütü” ?

Süt denilince aklımıza ilk olarak memeli hayvanlardan elde edilen sıvı gelir. Fakat arı sütü bundan  çok daha farklıdır.

5-15 günlük işçi arıların yutak üstü bezlerinden salgıladıkları bir madde aslında. Jel kıvamında,
akışkan, suda çözünebilir, kremsi-beyaz renkte, lezzeti ekşi ve kokusu keskindir. Fenolik yapıdadır.
Süt denilmesinin sebebi renk benzerliği ve kraliçe arının besin kaynağı olmasıdır. Diğer dillerde
de “Kraliyete Ait Jel” anlamına gelen “Royal Jelly” olarak adlandırılmaktadır.

Yukarıda belirttiğim gibi arı sütü kraliçe arının en değerli besin kaynağıdır. Kraliçe arı ve işçi arılar
larva döneminden sonra 6 gün beslenirler. Bu dönem içerisinde kraliçe arının fazlaca arı sütü ile
beslenmesinden kaynaklı bazı ayrıcalıkları oluşur. Hastalıklara karşı daha dirençli olurlar. Günde kendi
ağırlılıklarının iki katı kadar (1500-3000) yumurta üretebilirler ve diğer arılara oranla daha uzun süre
yaşarlar (6 yıl kadar) . DEVAMINI OKU>>>

Yağlı Ciltler İçin Doğal Çözümler

Geçen defa ki yazımda cildi ve cilt katmanlarını anlatmaya çalıştım. Bu katmanlardaki
nem-yağ dengesiyle ilgili olarak cilt tipleri şekilleniyor ve buna istinaden kuru ciltleri anlatıp, nasıl uygulamalar yapacağımıza dair paylaşımlarda bulunmuştum. Bu hafta da yine çok sık görülen, çoğunlukla ergenlik döneminde başlayıp yetişkinlikte de devam eden bir cilt tipinden bahsedeceğim inşallah; Yağlı ciltler!

Yağlı ciltler görünüş olarak parlak, cansız ve kalındır. Geniş gözenekler bu cilt tipinde görülür. Bu gözenekler çene, alın ve burun bölgelerinde daha belirgindir. Cilt dışarıdan bakıldığında da yağlı olduğunu belli eder. Bu cilt tipinde siyah noktalar, sivilce fazlaca görülür.

Cildin yağlı olmasının nedeni yağ bezlerinin normalden fazla çalışmasıdır. Bu ciltte koruyucu asit manto tabakası azalır. Bunun yanında yağlı cilt genellikle güçlü bir yapıya sahiptir.

Dışarıdan gelen kötü etkilere karşı daha dayanıklıdır. Kalın tabakadan ve diğer etkenlerden ötürü yağlı ciltlerde kırışıklık oluşumu daha geç görülür. Ancak iyi bakılmadığı takdirde tabiki bu cilt tipide elastikiyetini kaybedecektir. Yağlı ciltlere sebep olarak şunlar gösterilebilinir; DEVAMINI OKU>>>

Cilt Tipleri ve Kuru ciltler

Benim tatlı kardeşim ve gönüllü yardımcım Senem Hanım bu hafta sizlere cilt tiplerini tanıtıyor ve kuru ciltlerden bahsediyor.

Sorularınız özellikle kuru ciltlerle ilgili olursa çok daha iyi olur.

CİLDİMİZİ TANIYALIM

Cildimiz bizim dış rengimiz. Bizi gösteren, en çok takıntılı olduğumuz, en fazla özen

gösterdiğimiz, en ufak nokta da delirebildiğimiz, vücudumuzun en büyük organı!

Bilimsel olarak açıklarsak cilt; yaklaşık iki metrekare yüzey kaplayan, 10 kg kadar ağırlık

gelen en büyük organımızdır. Cildimizin birçok görevi vardır. Bunları maddeleyecek olursak;

1- Cilt, alt dokuları örter ve onlara destek sağlar.

2- Barındırdığı gözenekler, ter bezleri ve çok geniş damar yapıları sayesinde vücut ısısını

sabitlenmesinde görev yapar. DEVAMINI OKU

ENGİNAR SAĞLIĞIMIZ OLSUN!!!

(ARTICHOKE)

Enginarı biraz incelesek mi? Neden mi? Çünkü gerçekten çok değerli!

Enginar! Kimimiz sever, kimimiz sevmez, kimimiz hiç yemedi değil mi? Zaten burada konu alacağımız
şeyde enginarın yenilen kısmı değil merak etmeyin. Enginar yemeği yaparken attığımız kabukları,
hatta biz atmıyoruz temizleyip satıyorlar zaten; şimdi yalvar yakar sesleniyorum size “O kabuklar
varya, çok kıymetli!”

Bir bakalım Enginarın botanik tarihine:

Enginar (Cynara scolymus); Papatyagiller (Asteraceae) familyasına mensup mavi-mor çiçekler açan,
50-150 cm boylarında çok senelik otsu bir bitki. Güney Avrupa ve Akdeniz çevresinde yetişiyor. Zaten
bizlerde daha çok Akdeniz-Ege yöresine ait yemeklerden tanıyoruz enginarı değil mi? DEVAMINI OKU

KANSIZLIK (ANEMİ)

Bu defa sizlerle özellikle bayanlarda görülen ve çocuklarımızda da çok sık rastladığımız Kansızlık (Anemi)’tan bahsetmek istiyorum.

  Kansızlık WHO (Dünya Sağlık Örgütü) ‘nun literatürlerinde yer alan hemoglabin sınırının altında kalmasıdır. Bu kriterler erişkin erkeklerde 13 g/dL, kadınlarda 12 g/dL nin altı kabul edilir. 6 ay ile 6 yaş arası çocuklarda 11 g/dL nin, 6-14 yaşlarda 12 g/dL nin altı anemidir.

Kansızlık bir çok sebebe bağlı olabilir. Örneğin; demir eksikliğine bağlı kansızlık, folik asit eksikliğine bağlı kansızlık, B12 vitamini eksikliğine bağlı kansızlık… Bu anemi türleri için en sık rastlananlar diyebiliriz. Bunların arasında da en sık rastlanan anemi türü demir eksikliğine bağlı olandır. Demir, kanda oksijen taşıyan pigment olan hemoglobinin önemli bir parçasıdır ve eksikliğinde kırmızı kan hücrelerinde azalma görülür.

Demir eksikliğine neler neden olur?” sorusu aklımıza gelecektir mutlaka. Şöyle ki; özellikle kadınların muayyen günlerinde ki aşırı kanamalar, düzensiz beslenme, vücudun demir emilimini gerçekleştirememesi vs. Demire bağlı aneminin kişide oluşturduğu bulgular şu şekildedir:

  • Yiyecek dışındaki şeylere istek. Örneğin: toprak, buz, kireç taşı, nişasta gibi…
  • Ağız kenarında ve tırnaklarda çatlaklar
  • Tırnaklarda biçimsizlik: kaşık biçimi almaları gibi…
  • Tahriş olmuş dil

DEVAMINI OKU

ÇOCUKLARDA İŞTAHSIZLIK

Hemen hemen tüm annelerin en büyük endişesidir çocuğunun zayıf olması. “Çocuğum neden

yemiyor?”, “Çocuğum zayıf mı kalacak?” , “Çocuğumun bu kadar zayıf olmasının sebebi hastalık olabilir mi?” vs…

Çocuklarda 1 yaşından sonra yemek yemede azalma görülebilir. Bunun nedeni çocukların 1 yaşına kadar daha hızlı büyümesi ve bu nedenle daha fazla kalori gereksiniminin olmasıdır.

Ayrıca büyüme oranları çocuktan çocuğa değişim gösterir. Bunun yanında bazı çocuklarda büyüme yavaş ilerliyor da olabilir. Yani çocuktaki iştah problemi herhangi bir rahatsızlıktan kaynaklanabilir. Bunu tam anlamıyla
anlamak için tabi ki doktorumuza başvurmalıyız.

Peki, Çocuk gerçekten iştahsızsa, ciddi bir kilo kaybı yaşanıyorsa ne yapılmalıdır?Öncelikle çocuğa yemiyor diye asla baskı yapılmamalı. Yemesi içinde bunaltıcı uygulamalardan kaçınılmalı. Bu çocuklarda olumsuz etki bırakacaktır.

En başta kendi güvenini ileriye dönük zedeleyebilir. Bunun yanında her sofraya çocukta mutlaka oturtulmalı ve ebeveynlerinin yeme
alışkanlığını görmelidir. DEVAMINI OKU