SODA ve MADENSUYU arasındaki farklılıklar!

The differences between soda and mineral water

ESSELÂMÜ ALEYKÜM

Cilt bakımında, vücudumuzu nemlendirmekle kalmayıp içten ve dıştan onarım sağlayan, çocuklardan hamilelere kadar kullanımı güvenli, sağlıklı ve ”doğal mineralli su“  olan maden suyu, karbondioksit gazından ibaret yapay bir içecek olan soda ile aynı içecek zannediliyor. Ve ne yazık ki, bu konuda bilinçli olmadığımız için Allah’ın bizlere lûtfettiği doğal şifalardan yeterince istifade edemiyoruz. Bu konuda halkı bilinçlendirmedikleri için, enerji ve tabîi kaynaklar bakanlığımıza ve sağlık bakanlığımıza buradan bir gönderme yapmadan edemeyeceğim, zirâ Türkiye toprakları şükürler olsun ki çok verimli bereketli topraklar, diğer ülkelerin gıpta ettiği hazine değerindeki maden yataklarımızın kıymetini bilip değerlendirmekten bu derece âciz miyiz? Âcziyetimizi sorguluyorum çünkü, istatistiklere göre Avrupa, doğal mineralli suyunu kısıtlı maden yataklarından elde etmiş olmasına rağmen, Avrupalı 1 kişi yılda 150 litreden fazla maden suyu tüketirken bizim ülkemizdeki bu oran, kişi başına yılda 3 litreye bile ulaşamıyor. Ülkemizin yaklaşık 65 milyon litre olan doğal mineralli su kaynağının sadece yüzde 1’i şişeleniyormuş bu nedenle doğal kaynağımız maden suyunun % 99’u boşa gidiyormuş.

Maden suyu nedir? Maden suyu, yeraltı sularından elde edilmiş, çözünmüş katı madde içeriği toplam 250 mg/l’den daha az olmayan sulara verilen addır. Çözünmüş mineral tuzları, elementler ve gaz içerirler. Maden suyu içinde; bikarbonat, sülfat, klorit, kalsiyum, magnezyum, florit, demir ve sodyum bulundurur. Farklı markalar farklı miktarlarda mineraller içerirler. Bazıları yüksek mineralli sulardır bazıları düşük mineralli sulardır, bu nedenle marka tercih ederken içeriklerine bakılması gerekir.

Maden suyu ve sodayı ayıran özellik nedir? Maden suyu doğal soday yapaydır, içilebilir nitelikteki herhangi bir suya karbondioksit eklendiğinde soda yapılmış olur. Maden suyu ise yerin en derin katmanlarından çıkar ve yeryüzüne çıkarken geçtikleri katmanlardan mineralleri de alarak yol alırlar. Bu durumda maden suyu mineralce çok zengin iken soda mineral içermez. Her ikiside  ikisi de mideyi rahatlatma özelliğine sahiptir ancak sodanın bundan başka hiçbir işlevi yoktur oysa maden suyu aynı zamanda doğal bir mineral deposudur. Dolayısıyla tüketilmesi önerilen doğal maden sularıdır ve sodayla maden suyunu ayırt edebilmek için pek çok gıda maddesini alırken yapmamız gerektiği gibi etiket okumak çok önemlidir.  Maden suyu seçimi yapılırken de düşük sodyum, yüksek magnezyum ve kalsiyum içerikli olanlar tercih edilmeli.

Günde ne kadar maden suyu tüketmeli? Maden suyu içindeki minareller sebebiyle çok sağlıklı bir içecektir ve insan sağlığını destekleyicidir. Ter, solunum ve idrar ile kaybolan minerallerin yerine gelmesi için su içmenin yanı sıra sıvı ihtiyacının bir kısmı maden suyundan karşılanabilir. Amerikan Obezite Birliği sağlıklı bireyler için maden suyu tüketimini 600 ml. olarak belirlemiştir. Ülkemizde tuz tüketimi genllikle yüksektir. Aşırı tuz alımı, yüksek tansiyon, börek hastalıkları ve mide ülseri gibi hastalıklara zemin hazırlamaktadır. Konusu geçmişken buradan taze bir haber vereyim :) (New York’un sert kanunlarına bu hafat birisi daha eklendi ve artık restoranlardaki yemeklerde tuz kullanmak yasak, restoran sahiplerinin tepkileri etkisiz kalıcak gibi görünüyor). 

Ayrıca fazla sodyum alımı idrarla kalsiyum atımını hızlandırdığı için kemik erimesi sorunu için risk faktörü oluşturur. Maden suları yüksek sodyum içerdikleri için aşırı miktarda tüketilmemelidir. Sağlıklı insanlar günde iki şişe, kilolu kişiler bir şişe içebilir. Kalp, böbrek ve hipertansiyon hastaları ise uzak durmalı.

Maden suyunun faydaları nelerdir?
*Her yaştaki bireylerin günlük kalsiyum gereksinimlerinin karşılanmasında takviye olarak düşünülebilir. Böylece güçlü kemik yapısının oluşması ve korunmasını sağlar.

*Büyüme çağında, hamilelikte ve yaşlılıkta artan mineral ihtiyacının (magnezyum, kalsiyum, flor ve sodyum gibi) karşılanmasında gerektiği kadar kullanılarak sağlanabilir.

*Sağlıklı bireylerde içerdiği sülfat, bikarbonat iyonları sayesinde sindirim sistemi (mide ve bağırsaklar) ve boşaltım sistemi (böbrekler ve idrar yolları) fonksiyonlarını destekler(maden suyunun önerilen miktardan fazla tüketilmemesi şartıyla geçerlidir).

*Cildin gerekli olan su ve mineral ihtiyacını da karşılayarak cilde gergin, pürüzsüz ve canlı bir görünüm sağlanmasında yardımcıdır.

*Solunum, idrar, her türlü spor aktivitesinde ve özellikle yaz aylarında terleme ile oluşan su ve mineral kaybının karşılanmasında ölçüsü kadar kullanılabilir.

*Bikarbonat içeriğinin yüksek olması ise asit fazlalığı, yanma ve ekşime ile seyreden mide hastalıklarında mide asidi fazlalılığını baskılayıcıdır.

*Özellikle yaz aylarında sıcaklığın artmasıyla birlikte asitli içecek tüketme ihitiyacı da artar. Boyalı, katkı maddeli içecekler yerine maden suları tercih edilebilir. Son dönemde meyveli çeşitleri de piyasada bulunmakta fakat bunların kalori de dikkate alınarak tüketilmesinde fayda var.

Hamilelikte maden suyu içilebilir mi?
Hamilelik, yeterli ve dengeli beslenmenin çok daha önemli olduğu ve özellikle dikkat edilmesi gereken bir dönem. Annenin vücudu, bebeğin beslenebilmesi ve gelişiminin sağlanabilmesi için normalden daha fazla gıda, sıvı, mineraller ve vitaminlere ihtiyaç duyar. Mineral ihtiyacının bir kısmını tamamlayabilmek için, bu dönemde farklı bir sağlık problemi(hipertansiyon…vb) yaşanmıyorsa maden suyu tüketimi önerilebilir.

Maden suyu böbrek taşı yapar mı?
Böbrek taşı oluşumunu maden suyu tüketmeye bağlamak yanlış olur. Aksine yeterli ve düzenli miktarlarda su ve maden suyu tüketmeyen insanlarda tüketenlere göre böbrek taşı oluşumu riski daha yüksektir. Bu duruma gelmiş ve böbreklerinde taş oluşmuş insanların maden suyu tüketmeleri tavsiye edilmez ancak esas olan, düzenli ve yeterli miktarlarda su ve maden suyu tüketerek vücudumuzu bu gibi etkenlerden korumaktır.

Alıntılar: http://www.samanyoluhaber.com/haber-112410.html

Sıvı tüketimi bahsi geçmişken, hepimizin bildiği oturarak su içmenin önemini bir kez daha hatırlamakda fayda var.

Herhangi bir sıvıyı ayakta içtiğimizde doğrudan onikiparmak bağırsağına, oturarak içtiğimizde ise önce mideye daha sonra onikiparmak bağırsağına gider. Sıvıların önce mideye gitmesi daha sağlıklı çünkü mide asidi sayesinde sıvının içinde bulunan mikroplar ölüyor. Böylelikle birçok hastalıktan korunmuş oluyoruz. Suyun üç yudumda içilmesi ile ilgili hadisin hikmeti de suyun yavaş içildiğinde vücudun ihtiyaç duyduğu yer tarafından emilmesinden kaynaklanıyor. Hızlı içildiğinde ise vücutta gereken vazifesini yapamıyor.

 Bu durum, hayatımızın her fiilîyâtında hadisler ışığında kendimizi şekillendirmemiz gerektiğini gösteriyor. Suyu içerken imkân nisbetince kıbleye yönelip, oturarak besmele çekip su bardağı sağ ele alınarak içmelidir Her hususta olduğu gibi su içerken de itidal üzere hareket etmeli aşırı derecede su içmemelidir. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Sakın sizden biriniz ayakta su içmesin Her kim unutursa kusuversin” buyurmuştur (Müslim).

Son olarak, cildimiz için maden suyundan nasıl faydalanacağımızı bahsetmek istiyorum.

Cilt bakımında maden suyunun önemi: Yukarıda sıraladığımız zengin mineral içeriğinden dolayı maden suyu cildimizi onarır, solgun ve yorgun görünümünü giderir, cildi sıkılaştırarak  canlandırır genç ve diri görünmesini sağlar.

Cilt bakımında kullanımı:

1-Günlük içecek olarak tüketmekle beraber buzluk kaselerine doldurarak dondurduğunuz maden suyunu hergün 5dk. yüzünüzde gezdirin. Bu hareket, kan dolaşımını hızlandıracağı için damarların sağlıklı çalışmasını sağlayarak cildinizde masaj görevi yapar.

2-Bijuterilerde satılan spreyli küçük plastik bir kaba maden suyu doldurun ve gün içerisinde defalarca yüzünüze püskürtün. En ünlü kozmetik firmalarının bile bu yöntemle pahalıya sattığı ürünlerin içeriğinde maden suyundan başak farklı bir özellik bulunmuyor.

3-Yağlı ciltler için akşamları uygulanan tonik hazırlayabilirsiniz.

*1 su bardağı maden suyu

*1 kahve fincanı limon suyu

*1 tatlı kaşığı limon kolonyası

*1 çay kaşığı gliserin + 1 çay kaşığı su

*1 yemek kaşığı elma sirkesi (sevgili arkadaşım Mine’nin elma sirkesi tarifinden fadalanabilirsiniz. Elma sirkesi konusunu ayrıca ele alacağım inşallah.)

Gliserin suda çözüldüğü için 1 çay kaşığı suyla çözdükten sonra, bütün malzemeyi katıp iyice çalkalayarak karışımı sağlayın. Hergece tekrar çalkalayarak pamukla cildinizi silin.

 Sevgili dostlar, yarın hasret bitiyor inşallah :) Cahidemin döndüğünün müjdesini verdikten sora hepinizi, yüceler yücesi Şâfî (c.c.)’a emanet ediyorum canlarım.

ÖNEMLİ NOT:  SODA veya MADENSUYU alırken SADE olanını tercih edin. Meyve aromalı içecekler ÂLKOL içeriyor!  Meyveli içecek, aromalı içecek, meyveli şurup, aromalı şurup, meyveli içecek tozu, aromalı içecek tozu, meyveli doğal mineralli içecek, aromalı doğal mineralli içecek, yapay soda, kola, tonik ve aromalı tüm içecekler alkol ile işlem görüyor.

Meyveli doğal mineralli içecekler dahil içeriğinde %0,38 oranında alkol olmasına rağmen “Türk Gıda Kodeksi – Gıda Maddelerinin Genel Etiketleme ve Beslenme Yönünden Etiketleme Kuralları Tebliği” hükümlerine göre %1,2 oranının altındakilere “alkolsüz içecek” etiketi altında satılıyor! Daha detaylı bilgiye, aşağıdaki linke tıklayarak ulaşabilirsiniz  http://www.gidaraporu.com/cevap-derde-deva-olmadi_p.htm

Cilt Bakımında Hamur Mayası mucizesi!

In Skin Care, Miracle of Yeast!

ESSELÂMÜ ALEYKÜM

Sevgili dostlar, bugünkü doğal ciltbakımı konumuzun ana malzemesi “hamur mayası“. Rabbimizin hikmetlerle donattığı sayısız nimetlerinden biri olan mayayı, sadece hamur işlerimizin kullanımında sınırlandırmakla kalmayıp, sağlığımız için mucizevi faydalarını öğrenerek istifade edelim inşallah. Bir mayanın bile, hikmet dolu sırlarını öğrendikçe hayrete düşüyorum. Ve 1 nefes için 2 şükür gerektiği gibi şükrünü edâ edemediğimiz onca nimetler için Râhman’ın merhametine sığınıyorum.

 Amerikalıların yeme alışkanlıkları arasında sulu yemeğin hemen hemen hiç yeri yoktur, ızgara, pizza, makarna, kızartma türünde kuru yiyecekler tükettiklerinden dolayı bağırsak sistemleride doğal şekilde işlevini yapamaz. Gerek hazmı kolaylaştırıcı olarak gerekse cilt ve beden sağlığı için günlük çiğ maya tüketimi burada çok yaygındır, meyvesuyu, salata, kahvaltı gevreği ve  yoğurda 1 tatlı kaşığı ilave ederek yeniliyor veya gıda takviyesi olarak satılan maya tabletleride bulunuyor.

Sevgili hocam Gülten Şenşafak’ın derslerinde, özellikle altını çizerek bahsettiği ve 25 yıldan bu yana tavsiye ettiği konulardan biri olan maya, sivilceli ciltlerde Allah’ın izniyle çok etkili bir çözümdür. Aşağıda tarifini vereceğim formül, sadece ergenlik çağındaki çocukların değil, yetişkinlerin sivilce şikayetleri için de geçerlidir. Eğer maya alerjiniz ve mide rahatsızlığı probleminiz yoksa kesinlikle uygulamanızı tavsiye ederim. Maya kullanamayanlar ise yeşil kil maskesi veya maydonoz veya marul kürünü uyglayabilirler.

Sivilceler için Maya formülü: 1 tatlı kaşığı mayayı (herhangibir çeşidi olabilir), suyla ezerek her sabah için. Tadını almak istemiyorsanız burnunuzu kapatarak tek seferde için ardından bol su içebilirsiniz, dilerseniz sevdiğiniz çiğ bir yiyeceğe katarak da tüketebilirsiniz.

Sivilceler için Maya maskesi:

*Cam kâseye koyduğunuz 1 tatlı kaşığı mayaya suyu damla damla ilave ederek sulu olmayacak bir kıvam elde edin.

*Yüzünüze sürdüğünüz maya maskesinin kurumasını bekleyin, çatlamaya başlamadan yıkayın.

*1 hafta boyunca günde 1 kere uygulayacağınız bu maskeden sonra yağsız nemlendirici losyon sürün.

Sivilceler için maydonoz veya marul maskesi: (haftada 2 kere uygulanır).

*Maydonozun içeriğindeki madenler ve değerli yağ asitleri sivilceleri kuruturken, limonun içerisindeki sitrik asidin görevi de sivilce lekelerini gidermektir. Şifâ Allahtandır.

*Yıkanmış maydonozu veya marulu elinizle koparıp, 1 avuç maydonozu havanda ezin (blendır kullanmayın). 

*Cam kâseye aldığınız maydonozlara 5 damla limon suyu sıkıp karıştırın.

*Sırt üstü yatarak sivilcelerin üzerine sürüp 15dk. beklettikten sonra bitki losyonuyla yıkayın. (Bitki losyonu: demlenmiş papatya veya ıhlamur suyu da olabilir, gül suyu da olabilir).

Sivilceler için yeşil kil maskesi:

*Cam kâseye toz halindeki yeşil kilden 1 tatlı kaşığı koyun. Üzerine 5 damla limon suyu sıkın. Bitki losyonundan damla damla ekleyerek çamur kıvamı elde edin. Göz çevrenize değdirmeden yüzünüze sürün. Kurumaya başlayınca yıkayın.

 Mayanın faydalarını araştıran Japon ve Amerikan bilim adamları, insanlar üzerinde bu denli etkili olmasının sebebinin mayanın genleriyle insan genlerinin birbirine çok yakın olduğu sonucuna ulaşmışlar. Bir dönem tüm dünya medyasının konu ettiği araştırma sonuçlarını aynen aktarıyorum.

Mayanın vücudumuz ve sağlığımız üzerindeki mucizevi faydaları!

Maya nedir?
Maya, mantarlar grubunda yer alan tek hücreli canlılardır. Çıplak gözle görülmeyecek kadar küçük, yuvarlak ve renksiz hücrelerden olusan, bira mayası olarak da bilinen bu madde, başta ekmek olmak üzere çeşitli unlu mamullerin, bira ve şarap gibi içkilerin üretiminde kullanılıyor.
Piyasada toz (kuru) ya da kalıp (yaş) halde satılıyor. Ekmek yapımı sırasında hamur maya ile kabartılıyor. Maya undaki nişastayı etkiliyor ve bir tür şeker olan glikoza dönüstürüyor. Sonra da glikozu alkol ve karbondioksite ayrıstırıyor.
Oluşan karbondioksit gazı, mayalanan hamur içinde baloncuklar halinde dağılarak hamurun kabarmasını sağlıyor. Pişirme islemi sonunda hamura katılan suyun büyük bir bölümü, karbondioksit ve alkol uçuyor. Böylece ekmek gözenekli, kabarık ve yumuşak bir kıvam alıyor.

Sağlığınız için:
Daha sağlıklı ve her zaman enerjik olmak ister misiniz? Maya bu konuda size yardım edebilir. Çünkü o etkili bir stres atıcıdır. Karaciğeri temizliyor ve anne karnındakı ceninin gelişimini sağlıyor. Ayrıca bağısıklığı güçlendirerek hastalıkları önlüyor. Özellikle sporcular, hamileler, gelişmekte olan çocuklar ve nekâhat devresinde olan hastalar bu değerli besini bol bol tüketmeliler.

 

Sporcular:
Maya,
doğadaki en zengin aminoasit özleri, magnezyum, potasyum, krom selenyum ve fosfor gibi mineralleri, B grubu vitaminleri içerdiği için özellikle spor yapanlara son derece yararlıdır. Bilim adamlarina göre maya, sağlığımız için çok yararlı bir besindir. Organizmanın kimyevi aktivitelerini uyararak en iyi şekilde çalısmasını sağlıyor. Hücrelerin büyüme ve üremesine yardımcı oluyor. Yağ ve karbonhidrattan yoksun oldugu için hazmı kolaylaştırıyor. Bu nedenle sporcular mayalı yiyeceklerin ağırlıklı oldugu bir beslenme alışkanlığı edinmeli. Yağsız ve mayalı hamurişleri ve ekmeğe ölçülü miktarda yer veren bir beslenme programı uygulamalı, mayayı kahvaltıda süte ilave ederek ya da diger öğünlerde salata veya mezelere ekleyerek yemeli.

Anne adayları:
Hamilelik döneminde vücudun gereksinimleri artıyor. Maya tüm bu ihtiyaçları karşılayacak kadar zengin nitelikler içeriyor. Mayadaki zengin B9 vitamini (folik asit) hamilelerde cok sık rastlanan anemiyi önleyip yeni hücrelerin (plasenta gibi) üretimini uyarıyor. Cenindeki sinirsel hücrelerin gelişimesini sağlıyor.
Yetişkin bir insanin günlük folik asit gereksinimi 3 mg. iken, hamilelik döneminde bu miktar 7.5 miligrama çıkıyor. Bu nedenle hamile kadınlar mayalı yiyecekleri, bu dönemde beslenme programlarına almalı.

Diyabet:
Maya, sodyum ve şeker açısından yoksun olduğu için özellikle diyabet ve hipoglisemi‘ den (kan şekeri oranının düşmesi) yakınanlar icin ideal. İçeriğindeki krom, kandaki yağ ve şeker düzeyini azaltan insülinin hareketini güçlendiriyor. Çinko minerali ise glisemi (kandaki yüksek eker oranı) düzeyini düşürüyor.

Stres:
Maya, yoğun strese ilaç gibi geliyor. Zengin B vitaminleri sayesinde sinir sistemini dengeliyor. Sinir hücrelerinin yaşamını uzatıyor ve sinirlerin çevresindeki lifleri güclendiriyor. Sinirsel uyarıların düzenli bir şekilde işlemesini sağlıyor.Örneğin kalp atışları, göz kırpma, nefes alma, kanı iterek kan dolaşımını hızlandıran damarların işlevi gibi. Ayrıca konsantrasyonu, fiziksel ve ruhsal randımanı artırıp yorgunluk ve asabiyeti önlüyor. Yoğun stres altında iken artan mide asidini önleyerek, sindirim sisteminin işlevine de yardımcı oluyor.

Diyet:
Sağlıklı bir diyette yer alan besinlerin vücudun tüm gereksinimlerine yanıt vermesi gerekiyor. Maya bu gereksinimlerin büyük bir bölümünü karşılayabilecek nitelikte. Zayıflama diyetleri bazen bağırsak bakterilerine zararlı olabiliyor. Maya bu durumda dengeleme görevini üstleniyor ve bağırsaklardaki yararlı bakterileri güçlendiriyor.

Karaciğer:
Karaciğer, önemli görevleri yerine getiren, en yoğun çalısan ve en stresli iç organlarımızdan biridir. Besinlerden aldığımız maddeleri vücut için yararlı maddelere dönüştürmek için hiç durmadan çalısıyor. Kesintisiz faaliyet gösteren bir kimya laboratuvarı gibi. Bu nedenle sürekli yardıma ihtiyacı var. Maya, karaciğerin yakın dostu olarak çift etkili hareket ediyor;
*Birinci etkisi: Karacigeri toksinlerden arındırıyor.
*İkinci etkisi: Onun düşmanlarına karşı savaşıp yağların bu organda birikmesini engelliyor.
Ayrica maya colina denilen yağ dönüştürücü bir madde içeriyor. Bu madde, vücuda giren yağları organizma tarafından en iyi şekilde kullanılacak hale getiriyor ve karaciğerde birikmelerini önlüyor.

Güzelliğiniz için:
Güzelliğin sırrı mayada saklı.
Onunla saçlarınıza masaj yapın, sütte eriterek yüzünüze ve ellerinize sürün. Güzelliğiniz için ihtiyacınız olan tüm gereksinimleri karşılayacak kadar zengin olan mayayı mutfağınızdan eksik etmeyin.

Vücut ve yüz:
Yüzünüzü nemlendirmek ve dış etkenlere karşı korumak için mayadan yararlanabilirsiniz. Yüksek dozda protein içeren maya, cilt dokularının yeniden yapılanmasını sağlıyor. Cildin daha güzel ve pürüzsüz görünümüne yardımcı oluyor. Protein, ayrıca cildin oksijen almasını sağlayıp beslenmesine katkıda bulunuyor. Mayanın içeriğindeki yüksek potasyum miktarı, dokularda biriken toksinleri dışarı atarak cildin artık maddelerden arınmasını sağlıyor. Böylece cilt âdeta yenileniyor. Maya, cildin mat ve pürüzlü görünümüne yol açan mide sorunlarını gideriyor. Bağışıklık sistemini güçlendirerek cilt alerjilerini önlüyor. İçeriğindeki B2 ve B6 vitaminleri sayesinde cildin yağ dengesini ayarlayarak akne ve sivilceye karşı etkili oluyor. Maya, deyim yerindeyse cildi hem içerden hem de dışardan besliyor.

Saçlar:
Maya özellikle stresli dönemlerde saçların dökülmesini önleyip sağlıklı uzamasını sağlıyor. İçeriğindeki B5 vitamini, saç sağlığı için çok önemli olan keratin oluşumunu uyarıyor. Keratin, saçların dökülmesini önleyip daha hacimli ve gür görünmesini sağlıyor.
4 çorba kaşıgı toz mayayı 1 bardak ılık suda eritin. Saç diplerine früksiyon yaparak yedirin. Birkaç dakika bekledikten sonra bol suyla durulayın.

Eller:
Maya ellerin de dostu. Akşamları yatmadan önce 1 kahve fincanı ılık süte, 1 tatlı kaşığı yaş maya ilave edip eriyinceye kadar karıştırın. Hazırladığınız bu doğal el kremini ellerinize masaj yaparak yedirin. 10 dakika bekleyip ılık suyla yıkayın. Ellerinizin yumuşacık olduğunu farkedeceksiniz. Özellikle soğuk havada çatlayan ellere iyi geliyor.

Cilt:
Mayanın cilde yararlari antik çağlardan beri biliniyor.  Antik Mısır’da kadınlar güzelleşmek için mayayı ciltlerine sürerlermiş. Ayrıca mayanın mikrop öldürücü özelliklerini keşfedip yara merhemi gibi kullanırlarmış. Yaraları dezenfekte etmek ve çabuk iyileşmesini sağlamak için yaranın üzerine maya sürerlermiş,.
Mayadaki vitamin ve mineraller cildin her türlü gereksinimi sağlayacak kadar zengin. Özellikle akne ve sivilceli ciltlere çok yararlı. Karaciğeri toksinlerden arındırıp, temizliyor ve ciltteki aşırı yağlanmayı önlüyor.

Maya ile hazırlanan maskeler sorunlu ciltleri iyilestiriyor.
2 çorba kaşığı yaş mayayı metal olmayan bir kaseye alıp, 1 çorba kaşığı ılık su ilave edin ve yoğun bir krem kıvamına gelinceye kadar karıştırın. Göz ve dudak çevresi dışında tüm cildinize yuvarlak hareketlerle masaj yaparak yedirin. Kuruması için 10 dakika kadar bekleyin. Cildinizi hafif ıslatılmış bir parça pamukla temizleyip,önce ılık suyla sonra soğuk suyla durulayın ve havlu ile tampon yaparak kurulayın
.
Bu maskeyi 20′li yaşlardaysanız, ayda bir kez.
30′lu yaşlardaysanız, onbeş günde bir.
40′li yaşlardaysanız, haftada bir.
50′li yaşlardaysanız , haftada iki ya da üç kez uygulayabilirsiniz.

Arkadaşlar, bu çok faydalı bilgilerden istifade edeceğinizi umuyorum. Rabbim Şâfi ismi celiliyle tecelli buyursun. Hepinize hayr bereket ve huzur dolu bir hafta sonu dilerim, en güzele O’na emanet olun.

Cilt bakımı doğal güzellik kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , . 27 Yorum »

Atkestanesi yağının yapılışı

Natural Skin Care – Homemade Horse Chesnut Oil

ESSELÂMÜ ALEYKÜM

Sevgili dostlar, bitkisel cilt bakımı konumuza gösterdiğiniz alâka ve sorularınız sonucunda, her hafta bir konuyu işlemenin daha uygun olduğuna kanaât getirdim. Böylelikle hem sizleri uzun konularla sıkmamış olucam hem de sizler sorunlarınıza konuyla ilgili başlıklardan daha kolay ulaşıcaksınız inşallah. Rabbimizin, sonsuz hikmet ve lütfuyla hizmetimize sunduğu şifa kaynağı bitkilerdeki sırları beraber öğreneceğiz. Meşru çerçevedeki sebeplere sarılalım, çareler arayalım şifayı verecek  Şâfî olan Allah’tır.

Sevgili hocam, uzman estetisyen ve masöz  Gülten Şenşafak‘ın çok sevdiğim sloganını tekrar etmeden geçemeyeceğim.

Her evin mutfağı bir kozmetik laboratuvarıdır, yeter ki doğru ürünü doğru yerde kullanmayı bilin.

Atkestanesinin içeriğindeki doku ve damar büzücü ve kan dolaşımını güçlendirici etken maddesinden dolayı, botox kremlerinde,vücut sıkılaştırıcı kremlerde, kırışıklık giderici kremlerde ve hemoroid (basur) ilaçlarında- merhemlerinde kullanılmaktadır. Atkestanesinin zehirli bir bitki türü olması sebebiyle haricen uygulanması gerekmektedir. Bugün sizelere tavsiye edeceğim tarifte, hem yağından hem posasından faydalanacağız, her iki şeklinin kullanım alanları ve faydaları farklıdır.

Atkestanesinin faydaları:

* Flebit (bacaklardaki toplardamarların iltihabı).

* Varis.

 * Hemoroid (basur).

* Romatizma ve kas ağrıları.

* Hamilelik çatlakları ve  kilo alıp vermekten dolayı kaynaklanan çatlakların iyileştirilmesinde faydalıdır.
(Unutmamalıyız ki, bu tür çatlaklara cerrahi müdahele dahi kesin çözüm değildir fakat sabah akşam düzenli kullanımda, çatlaklarda gözle görülür bir kapanma meydana gelir).

*  Cilt kırışıklıkları.

* Yüzdeki kırmızılığa sebep olan, cilt yüzeyine yakın kılcal damarların giderilmesinde.

*  Ve boyun derisini toparlayıcı ve sıkılaştırıcı faydaları bilinmektedir.

Atkestanesi yağının hazırlanışı:

* Kabuklarının kolay açılması için, 1 gece önce sıcak suda bekletin.

* Kabuklarını soyun ve meyvesini rendeleyin.

* 1 litrelik kavanozun yarısını atkestanesi rendesiyle doldurun.

* 2 asprini suda ezerek rendeye ilave edin. Kavanozun kalan kısmını saf zeytinyağı ile doldurun.

* Hergün 1 kez çalkalamak üzere, kızgın güneş gören biryere 45 gün bırakın.

* 45 günün sonunda süzün. Yağ kısmını cam şişelere doldurduktan sonra serin bir yerde muhafaza edin.

Atkestanesi yağının kullanımı:

Ciltbakımı için: Temiz cilde sabah akşam parmak uçlarınızla yedirin. İçeriğindeki asprinden dolayı yağlı ciltte de kullanılır.

Hemeroid için: Atkestanesi yağına batırdığınız pamukla tampon yapın ve orada bırakın.

Romatizmal Kas ve eklem ağrıları için: Benmari usûlünde ılıttığınız atkestanesi yağını, 20 gün her gece masaj yaparak yedirin.

Atkestanesi Posasının kullanım alanları ve kullanım şekli:

Cilt bakımında peeling (ciltteki ölü deriyi temizleme) için:  posa teflon tavada kısık ateşte kısa süre kavrulur.Yüz veya vücut hassas hareketler ile ovalanır.

Yanıklar için: Önce yanık bölgeye buz gezdirilir ardından atkestanesi posası sürülür.

Sağlıkla hayrla Allah’a emanet olun.

 

NOT: Sayfamızdaki bitkisel bilgiler, herhangi bir hastalık için teşhis ve tedavi amacı taşımamaktadır. Mesleki deneyimlerimden edindiğim tecrübeler sonucundaki paylaşımlardır.

Bitkisel ve Doğal Ürünlerle Cilt Bakımı (2) – Skin Care

  

SELÂMÜN ALEYKÜM

Canlarım, karşılaştığımız  blog sorunları yüzünden hepberaber cümbür cemaât blogdan bloga nasıl zorunlu maraton yaptığımızı düşündükçe gülüyorum :)  Bu koşturmacada bizleri yanlız bırakmayan siz vefalı dostlara çok teşekkür ederiz:).Dileğimiz,burada kalıcı güzel hayrlı uzun beraberlikleri hepberaber paylaşmak. Sizlere daha kaliteli bir hizmet sunabilmek için elimizden geleni yapıcaz Allah’ın izniyle. Canım ortağım Cahidemin beni mahçup eden övgülerine lâyık olabilmek, sayfadaki ismimin hakkını verebilmek ve siz dostlarıma da mahçup olmamak için gayret edeceğim inşallah, Rabbim utandırmasın.amin.
Gelelim uzuun ama faydalı konumuza :)
Cilt bakımıyla ilgili konuları 2 bölümde bitirmeyi düşünmüştüm fakat ilgilenen arkadaşlar fazla olunca gelen sorular da çeşitlilik arz etmekte, bu yüzden haftalara ayırdığım konu başlıklarını sizlere bildirmek istiyorum ki, sizlerden ricam o haftanın konusuyla ilgili sorular yöneltirseniz daha çabuk cevap vermeye gayret ederim inşallah.
Geçen hafta verdiğim bitkisel cilt toniği tarifini uygulayıp memnun kalan dostlarımın olması, beni çok mutlu etti.  Sizlerle paylaşmayı istediğim diğer konular şunlar: Saç dökülmesi, leke, sivilce, cilt kuruluğu,  yağlılığı, kırışıklık, kılcal damar sorunu, terleme, gebelikte kullanımına dikkat edilmesi gereken bitki ve meyveler, yüz ve vücutta ödem-şişkinlik, yanık, hemoroid, sorunlarına karşın evde uygulayabileceğiniz bitkisel tonik-losyonlar, el-yüz maskeleri,  saç maskeleri, evde nemlendirici krem yapımı,  elma sirkesi yapımı, atkestanesi yağı yapımı, inceltici masaj yağı yapımı, botoks etkisi yapan maske, bunların kullanım alanları ve faydaları, ne tür tedavilere destek amaçlı kullanıldığı gibi detaylara değineceğim inşallah.
İstenildiğinde internetten de rahatça ulaşılabilecek maske, tonik vs. tarifleri var elbette, fakat benim buradaki amacım kimilerini kendim bizzat deneyip memnun kaldığım uygulamaları paylaşmak ve çalıştığım enstitülerdeki edindiğim tecrübelerime dayanarak, Allah’ın izniyle elimden geldiğince sizlere yardımcı olabilmek, birebir muhatâb olabileceğiniz bir ortam sunabilmektir.
Cilt bakımı denilince sadece dış yüzeye uygulanan kremler akla gelmemelidir zirâ cildimiz vucudumuzun en büyük organı olduğuna göre sağlık konusuyla bir bütündür. Cildimizdeki sorunların ana sebebi,  iç organlarımızın düzensiz ve yetersiz çalışmasından, vücudumuzda biriken toksinlerin kanımızı kirletmesinden kaynaklanıyor olabilir.
 Bu yüzden bakım içten başlamalıdır, bize emanet edilen bedenimizin sağlıklı ve dinç olmasını istiyorsak, vücudumuzun temiz kan dolaşımı ve yeterli oksijen alabilmesini sağlamamız şart. Sağlıklı oksijen alabilmemiz için en kolay ve etkili yöntem olan “Doğru Nefes Almayı Öğrenmeliyiz”.  Eğer hergün nefes egzersizi yapmıyorsak, farkında olmadan nefesimizi kısıtlıyor doğru nefes almıyoruz demektir ki bu da yorgunluk, sırt ağrısı, kalp ritmi bozukluğu, yağ yakımı olmadığından dolayı fazla kilo, uyku bozukluğu, kaslarda gerginlik, kalp ritmi bozukluğu, akciğer ve karaciğer bozukluğu, bağışıklık sisteminin ve metobalizmanın yavaşlaması olarak bedenimizi etkilerken, gerginlik, sinirlilik, unutkanlık ve zihnimizde sıkıştırdığımız düşünceler, beyin fonksiyonlarını olumsuz etkiler. 
Bu faydalı yöntemi öğrenmek için nefes terapistlerine gitmenize gerek kalmadan, kendi kendinize uygulayabilmeniz için öncelikle ciddiye alın, hareketlere alışana kadar hergün 15 dakikanızı ayırın, uygulama esnasında kasılma, ağrı veya başdönmesi hissederseniz yanlış yapıyorsunuz demektir, dinlenin ve doğru şekliyle yapmaya çalışın.
Nasıl doğru nefes almalıyız?
*Ayakta veya sırtınızı dik tutabileceğiniz rahat bir pozisyonda oturun.
*Gözlerinizi kapatın, omuzlarınızı rahat bırakın, yüz kaslarınız dahil tüm vücut kaslarınızı gevşetin, zihninizi meşgul etmeyin sadece nefesinizi dinleyin.
*Dudaklarınız kapalı şekilde, burnunuzdan derin nefes alın (nefes alırken içinizden 4′e kadar sayın).
*Nefesinizi göğsünüze değil karnınıza göndermelisiniz, karnınız şişmeli.(diyaframınızı çalıştırmaya yarar).
*Nefesinizi içinizde 4 saniye tutun.
*Son olarak, dudaklarınızı mum üfler gibi büzerek nefesinizi ağzınızdan uzun süreli kesintisiz üfleyerek verin.
Notlar:
1-Başlangıçta nefes almayı ve tutmayı 4 saniyeyle başlayıp, zamanla süreyi artırabilirsiniz.
2- Nefes, burundan alınıp ağızdan üfleyerek verilmeli.
3- Doğru teknik ile beraber şifa olmasına niyetlenim inşallah faydasını göreceksiniz.
 
 

Geçen hafta, bitkisel tonik-losyon tarifinden ve  günlük ciltbakımı uygulamasından bahsetmiştik.  

Bugün, Haftalık Cilt Bakımı Uygulamasınının nasıl yapıldığını öğrenelim.

Gerekli malzemeler:
* 2 bardak su.
* birer tutam nane, papatya, ıhlamur.
* 1 tatlı kaşığı yoğurt.
* 1 tatlı kaşığı mısırunu.
* 2 tatlı kaşığı toz kil (yeşil veya kırmızı kil olmalı, taş kilin fırınlanması gerektiği için ince toz olanını tercih edin).
* cildiniz kuruysa 1 tatlı kaşığı zeytinyağı veya bademyağı.
* cildiniz yağlıysa 5 damla limon.
 
Uygulama: 
* Küçük bir tencerenin içersine 2 bardak su, birer tutam nane, papatya, ıhlamur ilave edin.
* Kısık  ayardaki ocakğa oturtun. Buhar çıkmaya başlayınca başınızı bir havlu örterek yüzünüzü çok yaklaştırmadan 15 dk. buhara tutun.
*Yüzünüzü yumuşak bir havluyla yumuşak hareketlerle kurulayın.
* Yoğurtla mısır ununu karıştırın, göz çevresi hariç yüzünüze  fındık kadar koyarak parmak uçlarınızla hafifçe ovalayın. ( ölü deriyi temizlemek için yapılan keseleme işlemi-peeling).
*Yüzünüzü önce ılık sonra soğuk suyla durulayın.
* Toz kili,cam bir kapta  azar azar ekleyeceğiniz içme suyu ile çamur kıvamında hazırlayın, hangi cilt tipine sahipseniz zeytinyağ veya limon ekleyerek karıştırın.
*Göz çevreniz hariç boyun dahil tüm yüzünüze ince bir tabaka halinde sürün ve 10 dk. bekleyin.
** Hangi maske çeşidini uygularsanız uygulayın,bekleme süresinde, mimik hareketleri yapmayın, konuşmayın, herhangi birşey yiyip içmeyin ki kaslar hareket etmesin ve maskenin etkisi derine nüfuz edebilsin.
* Maskenin kenarları kuruyup gerilmeye başlamadan ılık suyla yıkayın.
* Bitkisel toniği pamuğa dökerek cildinizde gezdirin.
* Cilt türünüze uygun bir kremi masaj yaparak yedirin.
Bu haftalık bakımdan sonra,  cildinizin nefes aldığını, açıldığını ve canlandığını farkediceksiniz.
  
Kil’in cildimize etkisi: Biz de kil gibi, topraktan yaratıldığımıza göre benzer yönlerimiz çok olmalı. Kilin içerisindeki mineral ve madenler insan vücudundaki mineral ve madenlerle aynı olduğu için maske uyguladığımız zaman cildimiz, eksiklikleri kilden emerek cildimizi onarır. Cildi canlandırır ve rengini açar. Dezenfekte etme özelliğinin yanısıra iyi bir temizleyici olması sebebiylede eski zamanlarda saç temizliği ve çamaşır yıkamada da kullanırmış.
En değersiz gibi görünen taşı toprağı bile,bizlere hizmet için yaratarak içine şifalar gizleyen Rabbimizi tefekkür etmemek elde değil.
Bir sonraki yazımda, sevgili Peygamber efendimiz (s.a.v.)’in tavsiye ettiği şifa kaynağı elma sirkesinden bahsetmek istiyorum. Elma sirkesinin evde yapılışını öğrenmek isterseniz sevgili arkadaşım Mine‘nin detaylı anlatımına ve güzel fotoğraflamalarına buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Canım arkadaşım iş paylaşımı yaparak, bana zaman kazandırdığın için çok teşekkür ederim :)
Şimdilik hepinizi Allah’a emanet ediyorum :)

 

Bitkisel ve Doğal Ürünlerle Cilt Bakımı (1)

 
SELÂMÜN ALEYKÜMبسم االلهالرحمن اارحيم

Yeni sayfamızla!  yeni bir konuyla, yeni bir haftaya coşku ve heyecanla başladık elhamdulillâh:)  Allah’ın yardımı, siz dostlarımızın dua ve destekleriyle daha nice yeni tarifler, fikirler, bilgiler paylaşabilmeyi,  O’nun rızasına uygun işlerle muvaffâk olabilmeyi umut ediyoruz inşâallah.
Baharın müjdecileri olan kuş cıvıltılarıyla uyanmak, taze çimen kokusunu teneffüs etmek, sincapların telaşlı koşuşturmacalarını keyifle izlemek, ağaçlardaki yeşilli beyazlı tomurcukların tebessümüne şahit olmak  bana, yeniden dirilişi hatırlatıyor. Her yaradılışta olduğu gibi baharın yeniden canlanması da, bize özümüzü hatırlatan ve hayranlık uyandıran bir âyet değil midir? “Ölü toprak da onlar için bir ayettir.Biz onu (yağmurla) canlandırdık ve ondan taneler çıkardık da ondan yiyorlar.” (Yâsin/33).
Toprağın, ilâhi izinle bereketlenmesini, süslenmesini, tüm canlıların hizmetine sunulmasının gayesini tefekkür edenlerden olalım inşâallah.
Haydi öyleyse hanımlar! bu uyanışa bizlerde eşlik edelim, kâlbi ve ruhi uyanış çabamız başta olmak üzere bedenimizi de bilinçli bir şekilde canlandıralım.
Eğitimini aldığım cilt bakımı ve masaj ile ilgili bilgileri ve geçmiş yıllarda asistanılığını yaptığım, uzman estetisyen Gülten Şenşafak hocamın engin bilgilerinden faydalandığım, güzellik salonunun nezih ortamında edindiğim tecrübelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Kendisinin şuanda hocalık yaptığı yer olan,  Zeytinburnu İsmek’e giderek Sağlıklı yaşam, cilt rahatsızlıkları, bitkisel tedavi, masaj yağı, tonik, losyon, tentür ve krem yapımı ile ilgili bilgi edinmek isterseniz severek yardımcı olacağını düşünüyorum. Ayaklı kütüphanem:) canım hocama buradan bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. Allah ondan razı olsun.
Öncelikle, güzellik ve bakım konusunu tanımlayarak başlayalım. Cilt bakımı denildiğinde akla ilk gelen şeyler: pahalı kremler, kozmetikler, cerrahi müdâhaleler, haram menşeili (anti-aging) gençleştirici formüller, bitkisel bakım adı altında “doğa-tabiat ana! ” olarak adlandırılan saçmalıklardan bahsetmiyorum. Bilâkis, bize bahşedilen emaneti beğenmemek- değiştirmek yerine (hâşa), verdiği nimetin kıymetini bilerek orjinale sonsuz saygı ve hayranlık duyarak bakımını helâl çerçevesinde sağlıklı doğal yollarla koruma gayreti içersinde olmamız gerektiğini düşünüyorum. Rabbim hepimizi en makbûl güzellik olan, ahlâk güzelliğiyle süslesin. amin.

Sağlıklı ve sorunsuz  cilde, saçlara sahip olabilmek için cildinizin gerekesinimlerini bilmeli, doğru bakımı uygulamalı, spor yapmalı, yiyecek ve içeceklerinize dikkat etmeli (yağlı,baharatlı,acı,şekerli yiyecekler, gazlı, alkollü ve kafeinli içecekler)’den kaçınmalı, bol su tüketmeli, bağırsak boşaltımını düzenli yapmalı,yeterli ve düzenli uyumalı, stresten uzak durmalı, aşırı sıcak ve soğuktan korunmalı, güneş ve florasanın UV ışınlarına maruz kalmamalı ve doğal ürünler tercih etmelisiniz.Kullanılan hormon hapları da cilt değişimlerine sebep olabilmektedir. Ayrıca, sigara, hava kirliliği, egzoz dumanı ve sulardan vücudumuza gireren “serbest radikaller” hücrelerimizi tahrip ederek en ağır hastalıklara davetiye çıkarttığı gibi yaşlanma sürecini de hızlandırır. Peki nedir bu serbest radikaller? diyecek olursanız, akılda daha kalıcı olması açısından şöyle örneklendirebiliriz: cam eşyalarla dolu bir odaya, ordan oraya savrulan bir top attığınızı düşünün, işte bu topa, yani serbest radikale karşı hücrelerimizi korumak için ise antioksidan ağırlıklı beslenmemiz gerekiyor ki bunlarda meyva ,sebze, tahıl ve kuruyemiş türleridir.
Tüm dünyada marka olmuş birçok firmanın da artık, kimyasallıktan uzaklaşıp meyve sebze özlerine ve  bitkilere yöneldiğini görüyoruz. Doğal ürün konusundaki çok önemli ince ayrıntıya dikkatinizi çekmek istiyorum. Her doğal ürün helâl demek değildir!  hücre yenileyici, kıvam arttırıcı, antioksidan ve vitamin-mineral içeriğinden dolayı kullanılan ve ”doğal yollardan” elde edilen bu hammaddeleri affınıza sığınarak yazıyorum:( plesenta, sperm, goril sümküğü, yılan zehiri, idrar, inek gübresi, domuzun midesinin zarı, balina kusmuğu, kuş pisliği gibi akılalmaz katkılar kullanılmakta!!! Tepki göstermek bir yana, güzelleşmek uğruna bunlara faiş fiyatlar ödeyen hanımlar olduğu sürece, kozmetik firmalarının rekabet hırsı bakalım daha nelere el uzatıcak!
Amaç güzelleşmeye çalışmak değil, sağlıklı ve bakımlı olmaktır , zirâ sağlıklı cilt, ışıltısıyla canlılığıyla zaten güzel görünür.
Cilt bakımını doğru ve sağlıklı yapabilmeniz için önce cildinizi tanımalısınız. Cildimizi dış etkenlerden koruyan en üst yüzey (epidermis) tabakası sağlıklı ise ayda bir kendini yenilemesi gerekiyor. Biz farkında olmadasak bile, Allah’ın Hâyy sıfatı tecellisi ile  tüm vücudumuzun cildi yenileniyor, alttan yeni deri oluşuyor.
Cilti tipi analizinizi pratik bir yöntemle kendiniz yapabilirsiniz. Epidermisteki sebum dengesi yani cilt tipinizi belirleyen yağ tabakacıklarınıı görebilmek için yapmanız gereken test çok basit. Yumuşak bir kağıt mendilin tek katını açın, banyo yaptıktan 2 saat sonra tek kat mendili yüzünüzün tamamını kaplayacak şekilde yerleştirin, parmak uçlarınızı yüzünüzde gezdirerek hafif hafif baskı uyguladıktan sonra mendili kaldırıp bakın:
Yağlı cilt: Kâğıt mendilin hertarafında yağ lekecikleri yani sebum oluşur. (Cildin genel görünümü parlak, yağlı, gözenekleri geniş ve içi dolu, sivilce oluşumuna meyilli, ph değeri düşük bir cilt tipidir).
Karma cilt: Kâğıt mendilin,  alın, burun ve çene kısmında yani, ”T bölgesinde” sebum oluşur, yanak kenarlarına denk gelen kısım kuru kalır. (T bölgesinde siyah nokta, yağ butonları, açık gözenekler bulunabilir.Yanaklardaki gözenekler ise kapalıdır).
Kuru cilt: Kâğıt mendilin  hiçbiryeri lekelenmediyse kuru cilde sahipsiniz demektir. (İnce bir üst deriye sahip, gözenekleri ufak ve kapalı cilt. Ancak yağ salgılanması normalin altında olduğu için görünümü mattır ve pul pul kalkmalar görülür. Cilt gergindir fakat çabuk kırışır). Ayrıca kuru cildin bir diğer çeşidi ise ”su kurusu cilt“‘dir. Bu Susuz cilt : Cildin kuruluğu gözle görülür düzeyde elastikiyetini kaybetmiştir. Özellikle menapoz dönemi sonrası daha sık rastlansa da, yağ ifrazı, doğal nemin kaybı, aşırı rüzgâr ve güneşe maruz kalmak gibi faktörlerden dolayı zaman zaman genç ciltlerde de oluşabilmektedir.
Olgun Cilt : Hücrenin yaşam ritminin yavaşlaması sonucu oluşan bir cilt tipidir. Ölü hücreler kat kat yığılarak sonuçta cilde kaba bir görünüm verir. Yağ hücrelerinin daha yavaş çalışmaları ise derin çizgilere ve gevşemeye neden olur. Sürekli bir nemlendirici kullanılmazsa deri kurur ve kırışır.
Hassas ciltler: Görünümü ince ve şeffaftır, gözenekleri küçüktür, kılcal damarlar yüzeye yakın olduğu için çabuk kızarır ve alerjik tepkiler gösterir.
Günlük cilt bakımı:
1-Sabah ılık su ve cilt tipine uygun bir sabun, jel veya köpükle cilt temizlenip kurulanır.
2-Pamukla tonik sürülür. (Toniğin önemi: yıkamış olmamıza rağmen cilt tamamen temizlenmiş olmaz. Tonik, bazı kir ve keratin pulları gibi erimeyen maddeleri temizler. Gözenekler kas yapısına sahip olmadıkları için gözenekler açık kalır. Tonkik, gözenekleri sıkıştırmada önemli bir faktördür).
Her cilt titpine uygun, gözenek sıkıştırıcı ve yatıştırıcı tonik tarifi: Yarım çay bardağı sıcak içme suyuna 1 tatlı kaşığı kekik ilave edin ve ağzı kapalı olarak 10dk. demleyin. Yarım çaybardağı gülsuyuna, demlenen kekiksuyunu süzerek ilave edin ve çalkalayarak kullanın. Dilerseniz toniğinizi karabaşotu, ısırgan otu, paptya ve lavanta ile de zenginleştirebilirsiniz. Bu bitkiler antiseptik özelliğinden dolayı ciltte mikrop üremesini engeller.
3-Cilt tipinize uygun bir nemlendiriciden fındık kadar alarak boyun ve yüz bölgenize parmak uçlarınızla masaj yaparak yedirin.

Arkadaşlar, cilt bakımıyla ilgili bu bilgileri çok fazla spesifik detaya girmeden sadece önemli noktalarını belirtmeye çalıştıysamda uzun bir yazı oldu. İnşallah haftaya, kılcal damar, saç, cilt, leke, yanık, hemeroid, bacak ağrısı, kas eklem şişlikleri sorunlarınıza Allah’ın izniyle çare olduğunu düşündüğüm özel bir formülün yanısıra inceltici masaj yağı, botoks etkisi yapan maskenin tarifini vereceğim. Değer verip okuduğunuz için hepinize teşekkür ederim.
Hayatcemresi ablamızın pullanan cilt  ve Tuba kardeşimizin göz altı morlukları sorularını da kısaca geçemeyeceğim için aflarına sığınarak haftaya bırakıyorum inşallah.Hayrla ve güzelliklerle dolu bir haftaya başlamanız duası ile en güzele emanet olun:)