Guymaklı Kete Tarifi

30. Tarif: Neşe Çiftçi

Kete aslında yerden yüksek olan tandırlarda pişirilir ki,ne tadına ne de görüntüsüne doyum olmaz. Zamanımızda  tandırda ekmek pek yapılmıyor. Ekmek hamurunun arkasından kete yapılırdı. Ekmekle beraber kete de tandıra küstü ve yerini elektrikli fırınlarda devam ettiriyor. Her şeyin doğalı ne kadar da güzel , ne kadar da lezzetliydi oysa… Odun ateşinde pişen keteler nar gibi kızarırlardı. Görüntü olarak belki ama ,tat olarak tandırın yerini tutmayacağını belirtmek isterim. DEVAMINI OKU>>>

Karışık Tahıllı Keten Tohumlu Ekmek

“Ey iman edenler! Yahudileri ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onları dost edinirse, şüphesiz o onlardan olur. Şüphesiz Allah, zalim kavmi doğru yola iletmez.”(Maide,51)

Allah’ın selamı üzerinize olsun kardeşlerim

Etkinlik sonrası kazanan kardeşlerimiz adreslerini verince gördüm ki, Türkiye’nin  hatta dünyanın pek çok yerindeyiz. Birbirimize cismen çok uzak olsak ta  gönüllerimiz çok yakın. Gönüller arası kurduğumuz köprüler gözyaşartacak cinsten. Allah bütün kardeşlerime sağlık sıhhat, iman zenginliği versin.

Haberlere bakmayayım diyorum ama yine duramıyorum. Hula da ki katliam yüreklerimizi dağladı. Küçücük masum yavruların katledilmesi dünya gündemini fazla işgal etmedi. Zalimlerin borusu son hız ötmeye devam ediyor. Bence ölenlerin değil, kalanların ve en çok da bizim  halimiz daha vahim… DEVAMINI OKU>>>

CEVİZLİ KETE (Çörek)

İçimizde bu kadar perişan hâle getirilmeseydik; Dışımızda bu kadar hürmetsizliğe uğramayacaktık…”
(Necip Fazıl Kısakürek)cevizli çörek Selamun aleykum can dostlarım, dört gündür elektirikle imtihan ediliyoruz. Şu kısacık zamanda bile “nerdesin” diye soran, merak eden dostlara teşekkür ederim. Ayrıntılar aşağıda.

**********

Herkesin bildiği bir kete tarifi vardır mutlaka. Ben kete dendimi bundan 15 yıl evvel komşuluk yaptığım, Kayseri’deki komşum Cazibe hanımı hatırlarım hep. O, ketelerin içine un kavurur koyardı ketelerin. Maharetli hanımdı Cazibe hanım… Şimdi nasıldır, nerededir kimbilir…

“Ketenin içine neden un konulur?” diye düşünürüm her kete yapışımda. Bence eskiden yokluk günlerinde çıkmıştır bu adet. Nerede şimdiki gibi iç malzemeleri. Unu kavurup katık yapmış anadolunun çileli kadınları. Ben pek sevemedim unlu keteyi. Bu yüzden tahinli, cevizli çörek gibi yaparım hep. Tel tel pek güzel olur. Hemen geçelim tarife: DEVAMINI OKU

Hidayet İçin Biraz da Gayret Gerekli!

14302942252_516c8d24f8_z

Hidayet İçin Biraz da Gayret Gerekli! (Salih’in annesi Serap’tan)

“Mü’min bir günah işlediği zaman kalbinde siyah bir nokta belirir. Eğer o günahtan el çeker, Allah’tan günahının affını dilerse, kalbi o siyah noktadan temizlenir. Eğer günaha devam ederse, o siyahlık artar. İşte Kur’ân’da geçen ‘günahın kalbi kaplaması’ bu mânâdadır.” (İbni Mace, Zühd:29.)

Fıtratının dile gelmesi; ‘Çok istiyorum, dua edin kapanayım.’ deyişin ve yıllardır günah içinde yaşamanın kalbinin üzerinde etkisi; adım atmaman, gündelik yaşamına aynı çizgide devam etmen. Gerçekten istediğini göstermen gerekiyor kardeşim. Hidayet istiyorsan Rabbinden, bunu ispat etmen gerekiyor.

“Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir.” (Bakara/2) Kur’an’ın yol göstericiliğine muhatap olabilmek için öncelikli şart; Allah’a karşı gelmekten sakınmak. Peki hidayet nasıl istenir ya da tersinden düşünelim nasıl istenmez?

Sosyal medya hesaplarına dudaklarını büzmüş, kliplerden fırlamış pozlarını profil fotoğrafı diye ekleyerek mi istiyorsun hidayeti Rabbinden? Başı açık olup tesettüre bürünmeyi istemek ayrı bir şey, ne de olsa açığım diyerek canının istediğini yapman çok ayrı bir şey.

Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “Her bir dinin kendine has bir ahlakı vardır. İslam’ın ahlakı hayadır.” (İbni Mace, Zühd 17) Yazının devamını oku »

Güya Tesettürlü Hanıma Mektup

PapatyaSelamünaleyküm Canım Kardeşim,

Sana bu mektubu çok yakınlardan yazıyorum. Belki sokakları paylaşıyoruz, belki aynı apartmanı. Belki aynı markete gidiyor, belki aynı gazete bayisine uğruyoruz. Çocuğumuzu aynı parkta sallıyoruz belki ya da aynı durakta, aynı otobüsü bekliyoruz.

Adet bu ya, hatırını sormadan geçmeyeyim. Nasılsın, iyi misin? Benim bir yanım hep sızlıyor. Evimiz dışında her yer; bana, eşime, çocuğuma eziyet. Bu eziyeti Müslümanlardan görüyor olmak ayrı bir eziyet. Mevzu hep ‘bakmayın’ noktasına geliyor ya nereye, nasıl bakmayayım şaşırdım kardeşim. Çünkü her yerdesin; hastanede, sokakta, markette, parkta, sağda, solda, önde, arkada…

Hep sormak istediğim ama hiç soramadığım o kadar soru var ki. Sana ne yaptılar böyle kardeşim? Sen nasıl oldu da bu hale geldin? Böyle olacağını nasıl bilemedik baştan? İlk tavizi kim verdi? İlk olarak kim biçti pantolonu bir kız çocuğuna? Kim dedi bunu kızlar da giyebilir diye? Kim onayladı peki? Kim dikti, kim sattı, kim satın aldı? Pantolonun dışarıdan görülebilir şekilde giyilebileceğini kim söyledi? Kim giydirdi ilk diz üstü tuniği pantolonlu kızına? Kim hiç ses çıkarmadı günler, haftalar geçtikce kısalan üst kıyafetlere? Kim görmezden geldi her alışverişte daha bir daralan pantolonları? Yazının devamını oku »

Ben Bilmem Liderim Bilir!

Selamun aleykum dostlar, 30 ağustos resepsiyonunda başı örtülü cumhurbaşkanının eşi 1500 e yakın erkekle, c.başkanı da aynı sayıda kadınla tokalaşınca aklıma tokalaşmakla ilgili rivayetler geldi.

Rasulullah (s.a.v.), kadınlardan biat alırken : “Ya Rasulullah, biat ederken elimizi tutmadınız.”
Rasulullah (s.a.v.) : “Kadınların elini tutup, tokalaşmam” buyurdu. (Ahmed bin Hanbel, Nesâî, İbn Mâce)

Mu’minlerin annesi Aişe (r.anha), biat ile ilgili şöyle buyuruyor: Allah’a yemin ederim ki Rasûlullah’ın eli bir kadının eline dokunmadı. Sadece sözle onlardan biat aldı” (Muslim)

Kimin ne yaptığı, nerede durduğu değil benim derdim. Sorun şu ki, devletin başında İslam adına söylemlerde bulunan ve eşlerinin başı örtülü olan kişilerin yaptıklarını halk meşru görüyor ve aynısını yapmakta bir beis görmüyor.

Ey peygamberin kadınları, sizden kim açık bir çirkin-utanmazlıkta bulunursa, onun azabı iki kat olarak arttırılır. Bu da Allah`a göre pek kolaydır. (Ahzab:30) Yazının devamını oku »

Eleştiri-Yorum, Yazılarım kategorisinde yayınlandı. 49 Comments »

KARPUZ REÇELİ TARİFİ

IMG_20140828_190737Rahmeti sonsuz, merhameti sınırsız Allah’ın adıyla
Şüphesiz bu (İslâm), tek ümmet (din) olarak sizin ümmetiniz (dininiz)dir. Ben de Rabbinizim. Onun için sadece bana kulluk edin.
(Enbiyâ Suresi 92)İzleyenlerimizden, Buket kardeşimiz bize karpuz reçeli tarifi göndermiş. Hem tarif güzel, hem anlatım :) Tarif için Buket’e çok teşekkür ediyorum: Yazının devamını oku »

Yumurtasız Sütsüz Kek Tarifi

14374619476_fc7e09b238_b

Andolsun sizi yarattık, sonra size şekil verdik, sonra da meleklere, Âdem’e secde edin! diye emrettik. İblis’in dışındakiler secde ettiler. O secde edenlerden olmadı. Allah buyurdu: Ben sana emretmişken seni secde etmekten alıkoyan nedir? (İblis): Ben ondan daha üstünüm. Çünkü beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın, dedi.(A’raf: 11-12)

Allah insanı, melekleri kendisine secde ettirecek kadar değerli yarattı.  Fakat Allah’a secde etmeyen insan, isyanıyla şeytanlaştı. Allah bu noktada tercihi insana bırakıyor. Ya secde et, meleklerden daha değerli ol. Ya da secdeyi bırak, şeytanla beraber ol! Yazının devamını oku »

Gerçekte İhtiyacımız Olan Ne?

TüketiciSoma’da acılar hâlâ dipdiriyken, bu olayın ardından kendimizi muhasebeye çekmemiz gereken konuları yatırmalıyız gündem masamıza. Bir işçinin sözleri hepimizi derinden yaralamıştı hani:

“Yeniden madene inmem lazım, kredi borçlarım var”.

O kadar zor şartlarda çalışıp, birde bankalara borçlanmak, ihtiyaç kredileri, ev, araba kredileri çekmek şaşkınlık veriyor insana. Faizli bir sistemin yanlışlığı zaten aşikar ama bu dişlilere gönüllü olarak kapılmak nasıl izah edilebilir?

Hepimiz yani tüm toplum için söylüyorum: Kur’an ve sünnetten uzak, tatminsiz insanlar haline dönüştük. Aklımıza gelebilecek herşey için borçlanıyoruz. Ödeme imkanı olan da, ödeme ihtimali olan da, olmayan da borçlanıyor. Bankalara karşı gösterdiğimiz tevekkülü, Rezzak olan Allah’a karşı gösteremiyoruz…

Yıpranmış hiç bir eşyaya tahammülümüz yok. 120 metrekarelik evlerde boğuluyoruz. Yeni çıkan akıllı telefona sulanıyor ağızlarımız! Birbirine uyumlu olmayan eşyalar utanç vesilesi! Evlenenler mükemmel, tam teşekküllü bir dünya eviyle evliliğe başlamak istiyor.

Banka reklamları, herşeye ihtiyacımız olduğunu kabul ettirmeye çalışıyor. Sürekli yeni kredi çeşitlerini tüketiciye sunuyorlar. Bizi tüketen bir çarkın içinde mutlu olacağımızı zannediyoruz. Yazının devamını oku »

Yazılarım kategorisinde yayınlandı. 74 Comments »
%d blogcu bunu beğendi: