Asr’a yemin olsun ki, İnsanlar Ziyandadır


Asra yemin olsun ki insan gerçekten ziyan içindedir. Bundan ancak iman edip iyi ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler müstesnadır. (1-3)

Taberânî, Hammâd İbn Seleme kanalıyla… Ubeydullah’tan nakleder ki Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin ashabından iki kişi buluşurlarsa; bir diğerine Asr sûresini sonuna kadar okuyup selâm vermeden ayrılmazlardı. Şafiî merhum, da der ki: Halk, bu sûreyi düşünseydi kendilerine yeterdi.

Kuran’ı Kerim’de RABbimizin yemin ettiği şeylere dikkat edin. Üstüne yemin edilen şeyler, insan için gerçekten gerekli ve önemli olan şeylerdir. Zannediyorum ki, üzerine yemin edilen en önemli şey “Asr” yani zamandır. Bazı müfessirler “Asr”ı ikindi namazı olarak anlamışlardır. Bir hadis-i şerif’te Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem: “İkindi namazını kaçıran kimse, sanki âilesini ve malını kaybetmiş (elinden kaçırmış  veya elinden zorla alınmış) kimse gibidir.”( Buhârî; Mevâkitu’s-Salât, 552) Buyuruyor.

Zaman insana verilmiş en büyük sermayedir. Her ne kadar insana cüz-i irade ile zamanı kullanma ihtiyarı verilsede, en başta hayatı kullanma klavuzu da verilmiştir. Bu klavuz Kur’an’dır. Rabbimiz hangi ameller bize kazandırır, hangileri kaybettirir, ayetleriyle apaçık anlatmıştır. Yaşarken istediğimiz yönde hareket edebilsek de, zamana hükmetme gibi bir lüksümüz yoktur. Hoyratça harcadığımız, öneminden gafil yaşadığımız bu hayatın, her zerresinden hesaba çekileceğimiz muhakkak.

Müfessirlerden biri pazarda dolaşırken,”sermayesi hızla tükenen şu adama yardım edin” diye bağıran bir buz satıcısına rastlamış. Bundan çok etkilenip,yere yığılmış. Kendisine geldiğinde ne oldu diye soranlara, “eriyen ömür sermayesidir. Asr suresinin manasını şimdi anladım” demiş.

Bundan ancak iman edip salih amel işleyenler… kısmında iman ettikten sonra imanın kemali ve devamı için salih amellere ihtiyacımızın olduğu anlatılmaktadır. Ha bugün ha yarın diyerek ertelediğimiz ameller, yarın amel defterimizde kocaman bir boşluğa sebep olacak. Pişmanlık mutlaka dokunacak bize. “Ölen her insan pişman olacaktır” Buyurmuş Efendimiz (S.A.V) Müminlerde mi ya Rasulallah? Evet onlarda Allah adıyla dudaklarının ıslanmadığı her an için pişman olacaklardır.”

Zamanı ziyan ederken, kendisi de ziyan olur insan. Allah’ı anlayamayanlar sel suyuna kapılmış boş bir kütük gibidirler. Allah’lık taslayanlar, sahte ilahların peşinden koşanlar, ataları yanlış yolda olduğu halde o yolu tutup gidenler hep ziyan olmuştur. Bunu Rabbimiz Kuran’da defaatle anlatmıştır…“Onlara, ‘Gelin Allah’ın indirdiği Kitap’a ve peygambere uyun’ dendiğinde, ‘Atalarımızı üzerinde bulduğumuz yol bize yeter’ derler; ya ataları bir şey bilmeyen ve doğru yolda olmayan kimseler idiyseler?” (Maide:104)

Ömrü Allah’a düşmanlıkla geçmiş, Hak olanın yerine Bâtılı koymaktan başka bir gayesi olmayan, Allah’tan geldiğine inanmayan insanları “ata” bilmek, onlara sevgi beslemek, “onun yolundayız”, “onun izindeyiz”, “o bizi kurtardı”, “onun sayesinde yaşıyoruz” demek küfre ve şirke götüren hallerdendir.

Birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler kısmına gelince duruyorum orada. ‘Ey oğlum, namazı dosdoğru kıl, ma’rufu emret, münkerden sakındır ve sana isabet eden (musibetler)e karşı sabret. Çünkü bunlar, azmedilmesi gereken işlerdendir. (Lokman 17)
Bu gruba dahil olabilmek de en büyük emellerimden biri. Hakkı haykırmak zordur, nice hak için çırpınanların, başını hak yola feda edenlerin yolunu takip edebilmek, onları taklit edebilmek dahi zor meseledir. Kral çıplak derken, size çevrilen tüm oklara göğüs germeniz gerek. Tam tükendim derken tekrar toparlanmak, yeniden Allah’a sığınmak, yalnız O’na ibadet edip, yalnız O’ndan yardım dilemek, O’na adanmış bir ruhla yola revan olmak gerek…

Her nabza ayrı şerbet vermek, herkese şirin görünmeye çalışmak, en kolayıdır. Yanlışı görüp görmezden gelmek, gerçeği söyleyebilecekken susmak, kınayanın kınamasından korkmak kaypaklıktır…

Allah’ın dinini ayakta tutmak sabrı gerektiren işlerdendir. İman edip salih amel işleyenler öncelikle birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye ederler. Çünkü “Kuşkusuz Allah sabredenlerle beraberdir.” (Bakara, 2/153) ve “Ancak sabredenlere, mükafatları hesapsız ödenecektir.” (Zümer, 39/10)

Elmalılı hoca, “Zulme sabır, eşek sabrıdır” der.
Çünkü şerre rıza şer, küfre rıza küfürdür. Ve eşeğe mahsus yumuşaklık kötülenmiştir. Onun için temizliğini bulanmaktan koruyacak sıkıntıları, çakışları olmayan, yani “Hiç kızma eseri göstermeyen yumuşaklıkta hayır yoktur.” diyen şairin şu beytini Rasulullah beğenmişti:

“Berraklığını bulanmaktan koruyacak, kızgınlık eseri bulunmayan yumuşaklıkta hayır yoktur.”

Ve sahih hadiste “Sizden her kim bir kötülük, bir biçimsizlik görürse onu eliyle değiştirsin, ona gücü yetmeyen diliyle, ona da gücü yetmeyen kalbiyle (değiştirsin) ki bu imanın en zayıfıdır.” buyurulmuştur. “Âyetlerimiz hakkında (münasebetsizliğe) dalanları gördüğün zaman, onlar başka bir söze geçinceye kadar onlardan yüz çevir. Eğer şeytan sana (bunu) unutturursa, hatırladıktan sonra (hemen kalk), o zalimler topluluğuyla oturma.”

Tavsiye den anlamayanlara: “De ki: İşte benim yolum budur. Allah’a basiretle davet ederim, ben ve bana uyanlar.” (Yusuf, 12/108)

**********************************

NOTLAR: Asr suresi Elmalılı tefsirinde anlaşılır ve çok kapsamlı bir şekilde anlatılmış. Okumayanlar oradan okuyabilirler. Asr’ suresiyle ilintili ayetler, hadisler ve sözleri paylaşabilirsiniz. Konuyla alakalı öyle çok şey var ki, hepsini burada yazmak mümkün değildi.

Ve haftaya HÜMEZE suresini anlamaya çalışacağız. Evinde tefsiri olmayanlar BURADAN okuyabilirler. Hatta ezberinde Hümeze suresi olmayanlar bu bir hafta içinde ezberleye bilirler. Ne kadar da güzel olur…

Cumamız mübarek olsun. Bol salavat getirmeyi, ibadetlerimizin hakkını vermeyi unutmayalım inşaAllah.

55 Yanıt to “Asr’a yemin olsun ki, İnsanlar Ziyandadır”

  1. ayşe Says:

    Esteuzubillah,
    Vel asr(asri). İnnel insâne le fî husr(husrin).İllellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti ve tevâsav bil hakkı ve tevâsav bis sabr(sabrı).

    ..Asra yemin olsun ki insan gerçekten ziyan içindedir. Bundan ancak iman edip iyi ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler müstesnadır.

    Kur’an-ı Kerim’in 103. suresi olan Asr suresinin ele aldığı konular:
    -insan -zaman-hüsran ilişkisi,
    -sabrın ve hakkın tavsiyesi
    -iman etmek ve imanına yaraşır ameller işlemek.

    Surenin, genel anlamı itibariyle “hüsranda olanların” kimler olduğunu anlatan; Tekasür Suresiyle de bağlantısı var. Biliyorsunuz, Tekasür suresi, mal biriktirme tutkusuyla ömür tüketenlerin aslında geçip giden zamana dikkat etmediklerini, hem dünyada hem de ahirette ziyanda olduklarını anlatıyordu. Asr suresi de ziyanda olmayanların kimler olduğunu/olacağını anlatıyor.
    ..
    ve’l asr: asr’a yemin olsun.
    “Asr” kelimesi “akıp giden zaman, ikindi vakti, gece-gündüz, tan yerinin ağarması, akşam-yatsı arası, insan topluluğu, aşiret, yağmur, sıkıp suyunu çıkarmak” gibi anlamlara geliyor. İkindi vakti, günün sıkılıp suyunun çıkarıldığı yani neticelendirildiği vakittir. “Ömür” de insanın neticelendirildiği zaman anlamında anlaşılabilir.
    Yine “zaman” anlamına gelen “dehr” kelimesi, başı sonu belirsiz bir süreyi ifade ederken; bu sure “başı sonu belirli olan ve akıp giden zaman” anlamına gelen “asr” ile başlamış olması; bu kelimenin ömre işaret ettiğine delil gösterilebilir.

    Akıp giden zamana yemin olsun ki, bunun farkına varmayan insan elbette ziyandadır. İnsanı ziyana ve neticede kendi hayatından hüsran duymasına sürükleyen şey, ömrün niye verildiğini düşünmeksizin, boş ve gelip geçici çabalar uğruna tüketilmesidir. Bu şekilde beyhude geçen bir ömür insanın hem dünyasını hem ahiretini mahveder.

    İnsan Rabbine kulluk etsin diye yaratılmıştır. Rabbin halifesidir, İrade sahibidir, hüsranın yahut kurtuluşun yolunu seçmek kendisine bırakılmıştır. Şems suresi 8. ayetten öğrendiğimiz üzere; insanın hamuru/nefsi fücur ve takva ile karılmıştır. Yani her ikisine de meyli ve imkanı vardır. Bu iki yol arasındaki seçimimizi kolaylaştıran bir nimetimiz daha var. Hucurat suresi 7. ayetten öğreniyoruz. “imanımızın bize sevdirildiğini.” Küfür içinde, fücurat içinde olanlar hayatlarıyla zerre huzur bulamazken; iman eden ve imanlarına yaraşır güzellikte amellerde bulunanlar asla hüsrana uğratılmayacak..

    Ziyandan kurtulmanın yollarını anlatıyor Asr,
    -iman ve salih amel
    -hakkı ve sabrı tavsiye

    @ İman ve salih amelle ilgili konuşmak gerek. İmanı olanın ameli vardır, demek gerek mutlaka ki hiçkimse amellerinin azlığınu/yokluğunu mazur görecek sebepler bulmasın. Çünkü ne amele dönüşmeyen imanın ; ne de imansız edilen amelin kıymeti var. Amele dönüşmeyen, iman sadece bir iddiadan ibaret.
    İman, güven kelimesiyle birebir ilişkili. “emin” sıfatını taşıyanı, hatırlıyoruz değil mi?

    @ bir diğer nokta da “birbirine hakkı ve sabrı tavsiye etmek” Allah müminleri birbirlerine kardeş kılar da, onlara nasıl kardeşlik edileceğini öğretmez mi? Kardeşinize hakkı ve sabrı tavsiye edin ki hüsrana uğramayasınız demez mi..

    Elhamdulillah,
    Rabbim cümlemizi hüsrana uğrayanlardan olmaktan korusun. vesselam.

  2. tuğba Says:

    işime yaramadı.çünkü çok uzundu ben kısa istemiştim

  3. C.T.S Says:

    Mealleri çok iyi anlıorum ama tefsirleri bir türlü tam olarak anlayamıyorum nedense…

  4. C.T.S Says:

    Abla bende bugün namaz sürelerinin diyanet vakfın mealinden ayetlerin açıklamalarını okudum. Fakat okurken dikkatimi çekti mealde sübhaneke, ettehiyatü, salli- barik, kunut, rabbena dualarının açıklamaları yok.

    Ve asr süresinin mealini ve verdiğin siteden tefsirini okudum ….

    • Cahide Says:

      Çiğdemciğim Rabbena diye başlayan dua, Bakara suresinin 201. ayetidir. Diğerleri Peygamber efendimiz’in hadislerinde var. Yani ayet değil.

  5. KadriyeSarı Says:

    Cahideciğim yorum yazamıyorum bir yoğunluktur gidiyor ama asr suresinin meal ve tefsiri okudum ödevini yapan öğrenci olarak yazayım istedim Allaha emanet ol.

  6. Belgin Says:

    Allah razı olsun Cahide cim,dört dörtlük bir cuma yazısı.Rabbim razı olduğu kullarından eylesin cümlemizi de amin…

  7. vera Says:

    allah razı olsun cahıde ablacım

  8. Reyyan Says:

    bir günümüzün mukayesesini yaptığımızda bu surenin anlamını daha iyi kavrıyoruz aslında….

    bazen diyoruz yaa

    offfff bugün çok yoruldum canım çıtkı, kolumu kaldıracak halim yok
    ne yaptın peki dediğimiz de, sudan sebepler, eşyaya hizmet etmeler…

    eee başka ne yaptın, sana faydalı olan tek bir şey
    bugün mesela ne öğrendin
    hangi hadisi öğrendin
    hangi sünneti hayatında uygulamaya başladın…
    kaç kere salavat çektin.
    kaç dakika Allah’ı andın…

    vaktim mi vardı bunlara canııımmm, canım çıktı benim bugün

    evet Asr’a and olsun ki insanlar ziyandadır…. bugünün muhasebesi ve ziyanda olan hayatlar…..
    geçip giden ömür ve bomboş bir amel defteri….
    Rabbim uyandırsın çok geç olmadan

  9. menekşe Says:

    herkesin cuması mübarek olsun.cahide abla dersime çalışmadım afedersin.bir arkadaş uyuyan insan ve uyuma numarası yapan insan demiş önce çok hoşuma gitti sonra düşündüm o uyuyan insanları uyandırmaya çalışın bakalım uyanıyorlar mı ?uyku tatlı gelmiş onlara …zaman zaman sabah namazına uyanamıyorum acaba diyorum ablacım komşulardan gelen ikramlar olabilirmi?malesef burda buna pek dikkat eden yok.tırnaklar uzun ojeli …işte insan kendini böyle ziyan ediiyor.yanlışı uyarıncada kızıyorlar…Allah a emanet olun…

  10. Emine KARADEMİR Says:

    Meltem hanım bu aralar ,islamı yaşayamamak ,kamu kuruluşunda çalıştığımız için başörtümüzü çıkararak vede erkeklerle çoook rahat konuşarak bir ömür sürdürdüğümüz için istifa eden arkadaşlarım oldu. Benimde yapmayı en çok arzuladığım şeylerden birisidir bu ,nereye kadar böyle devam edicez bilmiyorum .Rızık kazanmakla mükellef değiliz ki.Birde çalışırken verilen diğer tavizler ama nolur bu kadar pisliğin içinde namazlarınızı geçirmeyin bir yolunu bulun mutlaka vardır.Bir arkadaşım kendisi öğretmen bi çok okulda mescit yok malumunuz tuvaletin yan tarafında bulduğu küçük bir odada kılıyormuş namazını oturunca ayağını yanına çıkartamıyormuş duvara dayalı kalıyormuş.Şimdi başka bir okulda çok şükür .Okulun mescidide var.Sen istersen Rabbim daha iyilerini bahşeder Allah yar ve yardımcın olsun.

  11. cemile Says:

    hayırlı cumalar cümlemize..cahide ablacım bendeki Kuran ı kerim in türkçe tefsiri ABDULLAH AYDIN tarafından çevrilmiş..devam edeyim mi yoksa tavsiye edeceğin başka bir tefsir varsa onu alıp öylemi devam edeyim..beni bilgilendirirseniz çok sevinirim…

  12. es.ak. Says:

    3. (Ancak o kimseler ki:) O uyanık kalpli olan akıllı, dirayetli insanlar ki: (İmân ettiler) Pek doğru bir inançta bulundular, âlemlerin Yaratıcısının varlığını, kudret ve azametini tasdik ettiler (ve sâlih amellerde bulundular) namaz gibi, oruç gibi, zekât gibi ibâdetlere, fedakârlıklara devam ettiler, (ve bir birlerine hakkı tavsiyede) Bulundular, birbirlerine karşı iyiliksever davranarak güzel ameller gibi, ahlâki faziletler gibi inkârı mümkün, güzellikleri kayb olmayan şeyler ile vasiyete, nasihate devam ettiler. (Ve) Birbirlerine (sabrı tavsiyede bulundular,) hak yolunda mücahedeye devam edip günahlara, yanlış telkinlere karşı koymaya çalışılmasın, o yolda sabır ve sebattan ayrılmamalarını birbirine telkin ettiler, öyle selâmete vesîle olacak şeylere teşvikte bulundular, işte (onlar) öyle hayatlarını güzelce tanzim eden zatlar (müstesnadır.) onlar, hüsrana, zarar ve ziyana uğramış değildirler.
    ne güzel anlatılmış, ne güzel ifade edilmiş, müslümanların birbirine nasıl davranması gerektiği..Rabbim salih amel işleyip birbirine hakkı ve sabrı tavsiye eden kullarından eylesin bizi(amin). Allah razı olsun emeğinize sağlık..

  13. tuğba Says:

    cuma günkü yazılardan çok faydalanıyorum.katkısı olan herkesten Allah razı olsun.
    cahide abla biri geçen hf olmak üzere 2 mail yollamıştım.hiç eline ulaşan oldu mu?

    • Cahide Says:

      Canım belki aralarda karışmış olabilir. Çünkü çok mail geliyor.
      İstersen buraya yorum olarak aktar. Ben okurum ama yayınlamam. Kısa da olsa mutlaka cevaplıyorum.

  14. KAR TANESİ Says:

    s.aleyküm ablacım biraz kendi durumumdan bahsetmek istiyorum.5 yaşında bir kızım 14 aylık ikiz bebeklerim var buna rağmen hiç namazlarımı geçirmem hemde ezan-ı muhammedi okunur okunmaz kılarım daha rahat oluyor ayrıca kur’an-ı mı okurum sabah erken kalkar her sabah evleri silerim malum çocuklar küçük temizlik gerekiyor her zaman yemeğim olur ayrıca kalabalık bir aileyiz hergün mutlaka gelip gidenim de oluyor çok şükür.
    ayrıca sitenizin takipçisiyim elimde hiç durmaz sürekli elişi yaparım şuanda da kermes için iğne kutusunda havlu kenarı yapıyorum daha neler nelerle uğraşıyorum anlayacağınız boş oturmayı hiç sevmem ama Rabbim güç vermiş çok şükür tabi bunlar evde olduğum için bu kadar çocuklar büyüsün kendimi daha çok geliştirmeye çalışacağım tecvit ,mahreç dersleri aldım yinede kendimi çok eksik görüyorum demek istediğim isteyince insan Rabbim güç veriyor yaptırıyor herşeyi yapamam demeyin vaktim yok demeyin daha zor durumda olupta ibadetlerini yapan insanlar var düşünün Rabbimiz el vermiş göz vermiş vb.ya birisi eksik olsa ne yapardınız Elhamdülillah müslümanım çok şükür ki dinimizin gerçeklerini öğrenmeye anlamaya çalışıyorum.yüreğine bilgine ellerine sağlık ablacım selam ve dua ile hayırlı cumalar ümmeti muhammede…..

  15. ebru Says:

    hayırlı cumalar cahide ve tüm takipçi arkadaşlar.çok kısa ama içinde çok fazlaca anlam barındıran bir ayetttir asr suresi. bir müslümanın yapması grekenleri zamnını nasıl ve ney harcaması gerektiğini açıkça anlatıyor .ALLAH her müslümana gönderdiği kuranı anlamayı ve hayatına uygulamayı nasip etsin aminn

  16. Aygün Says:

    Meltem Hanım Allah size yardım etsin.Merhametli amirler ve namazlarınızı kılacağınız müsait mekanlar nasib etsin.Ben de aynı durumdayım.

    • meltem Says:

      amin ,teşekkür ederim RABBİM hepimizin yardımcısı olsun….

    • özge Says:

      Bende aynı durumdayım Rabbim yardımcımız olsun evime gelip akşamları öğlen ve ikindinin kazasını kılıyorum. Acaba kabul oluyomudur diye bunun huzursuzluğunu yaşıyorum yıllardır. Bazen hayatıma yanlış bir yön verdiğimi düşünüyorum keşke demek kadere isyanmış lakin çocukluğuma dönmek verilen imkanları değerlendirmek çok isterdim.

  17. Çanakkale(malatyalı) Says:

    bende çalışıyorum yaptığım işin bayanlar için gerekli olduğunu düşünüyorum . bizler olmazsak tedavinizi yaptırırken seçme şansınız olamayacak tabii ki bunu yaparken geciktirmek zorunda kaldığımız ibadetlerimiz oluyor.ALLAH bizi de aldığımız dualar yüzü suyu hürmetine affeder inşaallah hadi bırakın beni nöbetten geldim çocuklar gelmeden birazcık uyumam lazım.

    • meltem Says:

      aminnnnnnn, çalışmakta bir ibadettir diye düşünüyorum.RABBİM niyetimi biliyor,bu cuma gününün hürmetine affeder bizi:((((((

  18. Çanakkale(malatyalı) Says:

    Ubey b. Kab ra . Resul i Ekrem in yanında Asr suresini okudu.ya Resul i Ekrem bu Surenin manası nedir diye sordu. Resul i Ekrem Asr Suresi gündüzün sonuna yemin etmesidir. zararda olan insandan maksat Ebu cehildir. iman edenden maksat
    Hz. Ebubekir[ ra] Salih amel işleyenden maksat Hz. Ömerdir. Hakkı tavsiye edenden maksat HZ. Osmandır. sabır tavsiye eden ise Hz Alidir.Buyurdular.
    hayırlı cumalar olsun cümlemize dün bir söz duydum . uyuyan insanı kolay uyandırırsın uyuma numarası yapanı ise çok zor uyandırırsın sizi eleştirenlere cevap olsun. çünkü onlar uyuma numarası yapıyor. Cahide hanım size bir sorum olacak .kullandığın kakao markası nedir.teşekkür ederim. senin için
    içimden geçenleri yazmaya kalksam zaman yetmez seni ALLAH için seviyoruz.ben ablayım bu yüzden seni o güzel yüreğinden öpüyorum. yolumuzu aydınlatan bilgilerin daim olsun.kardeşim.

  19. sadiye Says:

    Herkese hayırlı cumalar gene çok manalı bi süre ben yaklaşık dört yıldır.kuran okuyordum ama öyle manasına bakmadan o yüzden hiç bi tat almazdım,şimdi eşimle haftanın bi günü tefsir günümüzdür.inanki okudukça lezzetine doymuyorum uzzatıkça uzatıyorum normalde bi saat ken tefsirimiz iki üç saat olur. bende çok etkisi oldu şimdi hayata insanlara çevreme çok farklı bakıyorum.aslında sıkıntılarımızın anlaşmazlıklarımızın hepsi bizim kurandan uzak kalmamızdan kaynaklanıyor.kitabımızın kıymetini bilsek hiç bi sorunumuz kalmaz. bi ingiliz komutan şöyle demiş eğer bu kuran müslümanların ellerinde olursa biz onları asla yenemeyiz.ya kuranı kaldıracaz yada müslümanları kurandan soğutacaz. evet kuranı zaten kaldıramazlar ama müslümanlarla kuranın arasını açtılar.bizde gafildik aldandık inşallah uyanırız.bu süre indikten sonra Rasulullah ın has arkadaşları bir araya geldiklerinde bu süreyi okur birlerine hakkı ve sabrı tavsiye ederlerdi.süre insanın saadetini ve felaketini kendi elleriyle hazırladığını beyan eder.insanın zamana,çağa,mekana kabahat yüklemesi onu sorumluluktan kurtrmaz.mamafih iyiliği tarihin bir dönemine hasredip kendi yaşadığı asrın kötülüğünüde ahir zaman. söylemiyle mazur gösterenlerin bu mantığını reddeder. sözün özü keramet zamanda değil insandadır.Allah insanı inşa etmek için zamanı şahit tutarak söze girer.insana dair yalnızca Allahın söyleyebileceği şu sözü söyler .Şüphesiz insan oğlu ziyandadır.Ardından ziyandan kurtulanların özelliklerini sayar. İman etmek,salih amel işlemek, hakkı tavsiye etmek,sabrı tavsiye etmek.mustafa islamoğlu hayat kitabı KURAN..rabbim bizi hak yolunda ayağı sabit kılanlalardan eylesin.AMİN…

  20. funya Says:

    Benim en çok sevdiğim surelerden biridir… Rabbim eriyip giden sermeyelermizi hayırla kullanmayı nasip etşsin..

  21. meltem Says:

    hayırlı cumalar cahide hanım,nasılsınız:?size bir sorum olacak beni aydınlatabilirseniz sevinirim,ben namazlarımı elimden geldiği kadar kılmaya özen gösteren birisiyim,ama içim pek rahat değil;çünkü,ben devlet dairesinde çalışıyorum öğlen ve ikindi namazlarını kılamıyorum,kılmaya müsait bir yerimde yok, eve gittigim zaman ancak akşam namazına yetişiyorum,her gecede malum çalışan bir bayan oldugum için kazalarını yapmaya üşenip kılmadığımda oluyor,bu şekilde kendim tam anlamıyla rahat olamıyorum ,ama her akşam rutin olarak tespih ve salavatlarımı oturdugum yerden yapmaya özen gösteriyorum,bu huzursuzlugumda haklımıyım acaba namazlarım tam olmayınca sevabınıda tam alamıyormuyum.ayrıca bu blogu açıp bizi aydınlattıgınız içinde çok teşekkür ederim size….

    • Cahide Says:

      Elhamdulillah iyiyim Meltem hanım,
      Huzursuzluğunuzda sonuna kadar haklısınız ve huzursuz da olmalısınız. Ben size şahsi görüşlerimi değil, Allah bu işe ne der, onlardan bahsedeyim:

      “Onlar ki, namazlarında huşû içindedirler.” “Ve onlar ki, namazlarını muhafaza ederler.”(Muminun suresi 2-9)
      “Siz namazı hakkıyle kılmaya bakın ve zekatı verin! Kendi nefsiniz için her ne hayır yaparsanız, Allah katında onu bulursunuz. Muhakkak ki, Allah bütün yaptıklarınızı görmektedir.”(Bakara:110)

      Ve can alıcı bir ayet:

      “Birtakım insanlar (Allahı tesbih ederler) ki, ne ticaret ne de alış veriş onları Allah’ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekat vermekten alıkoymaz. Onlar, kalplerin ve gözlerin allak bullak olduğu bir günden korkarlar.”(Nur suresi:37)

      Nihai emir şudur ki:
      “Allah ve Resûlü bir işe hüküm verdiği zaman, inanmış bir erkek ve kadına o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Her kim Allah ve Resûlüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.”(Ahzap: 36)

      Meltem hanım, tesbihler ve salavatlar nafile ibadetlerdir. Tavsiye edilmiştir ama yapılmazsa bir günahı yoktur. Fakat namaz, mümin olabilmenin en önemli şartlarından biri.Dünyalık hiç bir iş, namazımızdan daha mühim olamaz. Kul olarak birinci vazifemiz, Allah’a itaat etmek, emirlerini yerine getirmektir.
      Rabbim cümlemizi doğru yola iletsin. Ayaklarımızı dünya metası ve nefsi arzularımız yüzünden kaydırmasın…

      • Svm Says:

        Merhaba Cahide Hn; Meltem Hn. benim sormak istediğim soruyu sormuş. Ben de devlet dairesinde çalışıyorum ve namaz konusunda çok huzursuzum.Ama ben öğle ve ikindi namazlarımı akşam ya da yatsı namazından sonra mutlaka kaza ediyorum. Aslında içime sinmiyor ama hiç kılamamaktan iyidir diye düşünüyorum ama doğrumu düşünüyorum bilmiyorum. Bir de vakit namazı kılıp arkasına kazayı kılıp sonunda tek tesbihat ve dua mı yapılmalı? Vakit namazın tesbihatı ve duası ayrı kaza namazınınki ayrı mı olmalı? Verdiğiniz ve vereceğiniz tüm bilgileriniz için teşekkür ederim.

        • Cahide Says:

          Ahh Svm hanım ne desem bilmem ki… Bence demiyeyim de, İslama göre diyelim: bir rekat farz namazı, bütün varlığıyla dünyaya bedeldir. Katiyen kaçırmamak lazım. Sanıyorum ki, bunun hesabı zor olur. Çünkü çalışmak gibi bir mecburiyetimiz yok, yani böyle bir emir yok fakat namaz defalarca emredilmiş, bir çok ayet var hakkında. Ve kesinlikle kaçışı yok. Aslında bilerek geçirilen namazın kazası diye bir şeyde yok. Kaza namazları, unutunca, uyuyup kalınca, bayılınca kaçırıldığında gerekiyor.
          Vakit namazından sonra kaza kıldıysanız yine aynı tesbihatı ve duayı edersiniz. Zaten duanın bir sınırı yok. İstediğiniz gibi yaparsınız. Farzların arkasından yapmak için özel bir tesbihat ve dua da yok.

          • Svm Says:

            Cevabınız için teşekkür ederim.Bilerek geçtiği için (yani çalıştığım için) namazların kazası olmuyorsa boşa mı kılıyorum? o zaman kılmayayım bir sevabı, affı yoksa. Bana sen yeterki namaza başla, kıl, kılamadıklarını kaza edersin, dediler. Yanlış anlamayın beni, sizin dini hassasiyetinize ve bilginize inandığım için soruyorum.

            • Cahide Says:

              Sevim hanım, ben kendi görüşlerimi yazmadım. İslama göre konuştum. Ben size namazınız kabul olmaz diyemem. Bunu ancak Allah bilir. Elbetteki siz elinizden geleni yapacaksınız. Tümüyle bırakmanız elbette olmaz. Fakat Sevim hanım, hangi din adamına sorarsanız sorun, doğruyu söyleyecekse şayet, önce namaz diyecektir. Yani islam’da, farzlar için yapabildiğin kadarını yapma diye bir şey yok. Bu nafile ibadetler için geçerli bir kural. Farzlar kesinlikle ihmal edilmeden yapılmalı. İşte bu yüzden diyorum ya hep, doğruyu söylemek zordur diye. Çünkü çoğu doğru acı verir insana.
              Fakat siz yine de tümüyle bırakmak yerine bu şekilde devam edin. Ve işyerinde nasıl kılabilirim diye biraz daha araştırma yapın. Belki samimi bir arayış ve gayret sonucu daha kabul edilebilir bir ortam oluşur…

              • NNÇ Says:

                cahide ablacığım ben bir kitap okumuştum.belki biliyorsundur.cemil tokpınar’ın sabah namazına nasıl kalkılır ? kitabı .bu kitap işyerinde ,okulda ,askerde ,yolculukta,hastayken yada bunun gibi durumlarda namaz kılma konusunda pratik çözümler sunan ,kolaylıklar gösteren bir kitap.ben çok etkilenmiştim.kardeşlerime okumalarını tavsiye ederim.çok faydasını gördüm.herkese selamlar.

                • Cahide Says:

                  Evet canım biliyorum. Gerçekten öyle bir sistem kurgulanmışki, çalışan insanların ibadet etme hakları neredeyse yok gibi. Çalışanlar, öğrenciler hep bunun sıkıntısını çekiyor. Çocuklarım namaz kılıyor. Okulda çok zorlanıyorlar. Bazen hademelerin odasında kılıyorlar,bazen yakın camiye kaçıp gidiyorlar. Artık bunlar daha çok dillendirilmeli. Okullara, iş yerlerine küçük mescitler ayarlanmalı. Namaz kılmayanlar kadar, kılmak isteyenlerinde hakları var. Eğer bu imkanlar insanlara sağlanamıyorsa, inanç özgürlüğünden bahsedilemez…

                • NNÇ Says:

                  evet abla cesur olmak gerek.devlet dairelerinde bazıları sigara içmek için saat başı dışarı çıkıyorlar bir sigara molası ortalama 5 dakika sürse mesai bitimine kadar en az yarım saat eder.öğlen namazı zaten yemek molasına denk geliyor genelde.ikindi ile akşamı toplasan yarım saat etmez.yani namaz kılmak sigara içmekten daha kısa sürüyor.mescit konusunda da talep gerekli.sadece işyeri değil olmadığını bilsek bile gittiğimiz her yerde (alışveriş merkezi ,hastane,sinema vb.) mescit var mı diye sormak gerek.yani bu konuyu gündemde tutmak birilerine hatırlatmak gerek.

              • Svm Says:

                Teşekkür ederim, sağolun.

            • Müziksiz İlahi Says:

              Sevim hanım siz yinede kaçırdığınız namazların kazasını kılınız,sevabı vaktinde kılınan gibi olmasa da üzerinizden o namaz borcu kalkmış olur.

  22. gülçin Says:

    Cumanız Mübarek olsun.Bir insan tanımadan birini bu kadarmı sever.Aklımı kalbimi okur gibisiniz.Yapmak isteyipte başlayamadıklarımı önüme döküyorsunuz. Sayenizde sürelerin arapçalarını çalışıp çok şükür epey yanlışımı düzettim.Şimdi anlamlarına geldi derken yine siz öncü oldunuz.Ezber bilmediklerimide ezberlemeye çalıştım/çalışıyorum.Esma-ül Hüsnaları öğrenmek istiyorum anlamları ile. Dilerim bu konudada öncü olursunuz bana.Yemek tarifleriniz çok güzel denediklerim arkadaşlarıma ilettiklerim hep beğenildi.Sayfanızdaki dergiyi her ay dört gözle bekler oldum.Sabah bilgisayarı açınca ilk işim sizi selamlamak bugün ne öğretecek diye sabırsız bir halde yazılarınızı okumak.Daha çok yazacaklarım var ama…..Bir gün bir yerlerde karşılaşırsak, Rabbim nasip ederse size sıkı sıkı sarılmak istiyorum.Yanımda dostlarım yok ama uzakta 1 tane var biliyorum.Allah razı olsun.

    • Cahide Says:

      İnsan tanımadan da sever, benimde sizleri sevdiğim gibi. Dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur derler. Bakarsın bir gün kısmet olur kardeşim…

  23. FEYZA Says:

    HAYIRLI CUMALAR CAHİDE ABLACIĞIM SANA VE HERKESE HAYIRLI CUMALAR İNŞALLAH.
    Şu son yazdığın yazı çok önemli aslında bence imanımızı kuvvetlendirmenin en önemli yolu oradan bir başladık mı Rabbim gerisini nasip ediyor bizlere ama işte herkes neye güveniyor neyimize güveniyor bu kadar da onca Dünya işiyle bütün günümüzü harcarken asıl görevlerimizi unutuyoruz.Bir sohbette hocamız hatırlatmıştı bize Allah u Teala ‘İnsanları ve cinleri yalnız beni tanısınlar ve bana kulluk etsinler diye yarattım’ buyurmuşlardır demişti yalnız biz şu kısacık ömrümüzde Mevlamızı tanımadan yaşıyoruz annemizi,babamızı,kardeşimizi,eşimizi,dostumuzu… herşeyine kadar tanıyıp onların gönül hoşluğuna göre davranıyoruz ama Mevlamızı ve Peygamberimizi bu kadar tanıya biliyor muyuz acaba?Doğrusu kendi adıma bu soruya evet diye cevap veremiyorum.Rabbim bu cahillikten kurtulup O nu ve Resulu nu , imanımı tam manasıyla kalbime indirebilmeyi bana ve cümle din kardeşlerimize nasip eder inşallah.Allah a emanet olun.

    • Cahide Says:

      Hayırlı cumalar canım, sayılarımızın artması lazım. Birbirimize, İslamı yaşamak adına destek olmamız lazım. Rabbim ayaklarımızı dini üzere sabit kılsın…

  24. melahat Says:

    selamun aleykum cahide hanim sizin ve buraya bakip okuyan her kardesimin ablamin cumasi mübarek olsun!ben sizi hergün takip ediyorum degindiginiz konular güzel insanlar faydalanabiliyorlar cok güzel zaman ayirip evdede olsaniz dünyanin heryerine yazilariniz ulasiyor teknolojiyi dogru kullaninca ortaya cok faydali seyler cikiyor hamdolsun.allah rizasi icin calisan herkesten allah razi olsun.bende cocuklugumdan beri avrupadayim hamdolsun birkac yildir dinimi yasamaya calisiyorum allah ilmimizi arttirsin insallah, su ahir zamaninda imanli yasamak cok zor heryer fuhus hele buralar birgörseniz allah sonumuzu hayr etsin her günah acik göz önünde kizlarimi hayirli yetistirebilsem tabii butun cocklarimiz imanli 5vakit namazli hayirli insanlar olur insaallah.size soyle söyleyebilirimki, sokaga ciktigim hergün nefretle kinle bakan insanlarla karsilasiyorum, cok konuskan oldugum halde komsularim bize karsi soguk bazen selam bile vermezler,heryerde 3.sinif muamele görüyoruz ama elimden geldigi kadar sempatik olmaya calisiyorum yabancilara karsi cünkü beni melahat olarak degil müslüman kadin olarak bakiyorlar,allah vazifemizi unutturmasin bizlere bizleri dinimizi taniyip yasamayi nasip etsin.ben henüz birinin müslüman olmasina vesile olamadim ama elimden geldigi kadar dinimi heryerde sevgi hosgörü dini oldugunu göstermeye calisiyorum.neyazikki ülkemizde bile dinimize hic hosgörülü olunmadigini görünce üzülüyorum,daha dogrusu islamla alakali hersey yasak.ben senelerdir dinimi elimden geldigi kadar anlatmaya calisiyorum hiristiyanlara cok güzel saygili bir sekilde dinliyorlar.ama bu sene türkiyede esimin akrabasinin söyledikleri beni öyle yaraladiki hala icim sizliyor aklima geldikce.biz anlatalim dua edelim hidayeti veren allah isteyene nasip ediyor.ama kimse benim dinime dil uzatmasin!kapiya gelen yahovaci misyonerler bile kuran okuyun dedim bir daha ayni kisiler gelmedi,her hafta zile basiyorlar kapi kapi geziyorlar uydurma bir din icin inandiklari icin ama biz hala birbirimizle ugrasmaktan dinimizi yasayip tanitmiyoruz.ici hazine dolu ama kilitli bir odada yasiyoruz yan dairedekiler habersiz bu güzelliklerden allah bizi affetsin herkes kendine müslüman olmus baskasindan banane diyen cok.birbirimize cok dua edelim, cok az dua ediyoruz bütün müslümanlar tek yürek olsa bugün islam dünyasi böyle olmazdi bence.herkese hayirli cumalar allah bizlerden razi olsun insallah baska ne istenirki birde bütün insanlarin hidayeti insaallah!

    • Cahide Says:

      Ve aleykumselam Melahat hanım, aman hoşgörülü olayım derken doğrulardan sapmayalım. Hakkı anlatmak bazen çok itici gelir insanlara. Fakat biz bunu yapmak zorundayız…

  25. hilala duman Says:

    Cumanız hayırlı olsun ,duanız kabul olsun Allah sizden razı olsun zamanım yok diyenlere hergün hadis ve kuran dan hatırlatmalar yapmanız ne güzel kendi adıma çok istifade ettiğimi söyleyim daha çok insanın istifade etmesi dileğiyle…

  26. C.T.S Says:

    Günaydın ablacığım, ben şimdi nasips pazartesi başlayacağım. Öncelikle Kuran’ın açıklamasını mı okumaya başlayım yoksa arapça öğrenmeye mi başlayım?

    Kuranın açıklamasını okumakla hatim ediliyor mu?

    Kuran öğrenmek için arapça (tevcidli) güvendiğim bir site var mı? Tefsirleri verdiğin siteden okuyucam.

    • Müziksiz İlahi Says:

      Sen en güzeli orjinalını oku,yani arapçasını,açıklamaları daha sonraları incelersin.Ayrıca açıklamasını okumakla bildiğim kadarı ile hatim edilmez.

      Allah yardımcınız olsun.

  27. yolumuzcihad Says:

    Adı: Birinci ayetteki “asr” kelimesi sureye isim olmuştur.

    Nüzul zamanı: Mücahid, Katade, Mukatil bu surenin Medenî olduğunu söylemişlerdir. Ancak müfessirlerin çoğu bu sureyi Mekkî kabul etmişlerdir. Ayrıca surenin muhtevası da, Mekke döneminin başlangıcında nazil olduğunu teyid etmektedir. O dönemde İslâmî talimatlar kısa ve çok etkili cümlelerle beyan edilmekteydi. Onu duyan, bir defa duyduktan sonra unutmak istese de unutamıyordu. Sureler kafirlerin dillerine destan oluyorlardı.

    Konu: Bu sure, kapsamlı ve kısa sözün benzersiz bir örneğidir. Surenin içinde öyle ifadeler vardır ki mâna itibariyle dünyayı bile kapsar ve bunu yazmak için koca bir kitap gerekir. Surede açıkça ve kesin bir üslûb ile, insanın kurtuluş yolunun hangisi ve onun için felaket ve hüsran olacak yolun da hangisi olduğu bildirilmiştir. İmam Şafii’nin şu sözü ne kadar doğrudur: “Eğer insan bu sure üzerinde derinlemesine düşünürse, yalnız bu sure onun hidayeti için yeterlidir.” Sahabe-i Kiram nezdinde bu surenin önemi, şu rivayetten çıkarılabilir. Abdullah b. Hısn ed-Derimî Ebu Kaldina’dan rivayet edildiğine göre, Rasulullah ashabından iki kişi birbirleriyle görüştüğü zaman, bu sureyi okumadan ayrılmazlardı. (Taberanî)

    Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla

    1 Asra andolsun;

    2 Gerçekten insan, ziyan içindedir.

    3 Ancak iman edip salih amellerde bulunanlar, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka.1

    AÇIKLAMA

    1. Bu surede “asr”a yemin edilmesi, insanın hüsranda olduğuna ve bu hüsrandan dört özellik taşıyan kimselerin kurtulacağına dikkat çekmek içindir. 1- İman, 2- Salih amel, 3- Birbirine hakkı tavsiye etmek, 4- Birbirine sabrı telkin etmek. Şimdi bunların her birini tek tek ele alarak iyice açıklamaya çalışalım.

    Yemin hakkında bundan önce pek çok yerde açıkladığımız gibi, Allah, mahlukattan bir şeye yemin ettiğinde o şeyin büyüklüğü, kemali ve garabeti dolayısıyla değil, söz konusu meseleyi ispatlamak için yemin edilen şeyin delil olarak ileri sürüldüğünü anlamalıyız. Burada da zaman üzerine yemin edilmesinin anlamı, zamanın insanının, büyük hüsran içinde olduğuna ve ondan ancak dört özellik sahibinin kurtulacağı gerçeğine şahit olmasıdır.

    “Zaman” kelime olarak, geçmiş zaman ve pek uzun olmayıp her an geçmişe dahil olan şimdiki zaman için de kullanılır. Çünkü her an, gelecek zaman şimdiki zamana, şimdiki zaman da geçmiş zamana dahil olmaktadır. Burada mutlak olarak zamana yemin edilmiştir. O halde burada iki tip zaman kastedilmiştir. Yani geçmiş zamana yemin edilmesinin anlamı, insanlık tarihinin, yukarıda adı geçen dört özellikten uzak olan kişilerin hüsrana uğradıklarına şahit olmasıdır. Geçmekte olan zamana edilen yemini anlamak için, geçmekte olan zamanın, her bir insana, her bir millete bu dünyada çalışmak için fırsat verildiği zaman olduğunu bilmek gerekir. Bunun misali şöyledir:

    Bir sınav salonunda öğrencilere soru verilmiştir. Zaman çok hızlı geçmektedir. Saatimizin saniyesi, zamanın hızlı geçtiğine dair yeterli fikir verebilir. Halbuki bir saniyelik zaman da uzun bir süredir. Bu bir saniyelik sürede ışık 186.000 mil kateder. Kainatta bilmediğimiz öyle unsurlar vardır ki bundan da hızlı yol alabilirler. İyi veya kötü herhangi bir işle uğraşırken saatin saniyesine bakarak geçen zamanı düşünürsek, bunların ömür dediğimiz sürenin belli bir kesitinde vuku bulduğunu anlarız. Bu süre bize bu dünyada bir fırsat olarak verilmiştir. Buradan, asıl sermayemizin çok hızlı geçen zaman olduğunu anlayabiliriz. İmam Razi, bir şahsın kavlini naklederek, “Ben bu sözden sonra Asr suresinin manasını anladım” demiştir. Razi şöyle nakleder: “Buz satan birisi pazarda şöyle bağırıyordu; “sermayesi eriyen bu şahsa merhamet edin!… Onun bu sözünü duyunca, bu söz Asr suresinin anlamıdır” dedim.” İnsana verilen ömür bir buz gibi hızla erimektedir. Eğer bunu ziyan eder veya yanlış yere harcarsa insanın hüsranına neden olur.” Onun için geçen zamana yemin edilmesinin anlamı, hızla geçen zamanın, söz konusu dört özellikten yoksun insanın dünyada ne işle meşgul olursa olsun hayatını harcadığına ve hüsranda olduğuna şehadet etmesidir. Kârlı çıkanlar ancak bu dört özelliği taşıyanlar ve bu dünyada ona göre davrananlar olacaktır. Bu, sınav salonunda kendisine belli bir süre tanınan öğrencinin, o süre içinde sorulara cevap vermek yerine başka işlerle uğraşması gibidir. Öğrenciye, yakınındaki saate işaret edilerek geçen zamanın zararına olduğu ve hüsrana uğrayacağı belirtilir. Kârlı çıkan öğrenciler ise, kendilerine tanınan zamanın her anını soruları cevaplamak için kullananlardır.

    Burada “insan” kelimesi tek olarak kullanılmıştır. Ama sonraki cümlede, insanlar arasında bu dört özelliği taşıyanlar istisna edilmiştir. Onun için burada “insan” kelimesinin cins isim olarak kullanıldığını kabul etmek gerekir. Bu durumda “insan” kelimesinin kapsamına, şahıslar, güruhlar, milletler ve bütün insanoğlu girer. Yani zikredilen dört sıfattan yoksun olanlar kim ya da kimler olursa olsunlar hüsrandadırlar. Bu her şartta geçerlidir. Şahıs, millet ve insanoğlu için de hüküm aynıdır. Örneğin zehirin öldürücü özelliği vardır. Fert, toplum veya bütün insanlık zehir içmeye kalksa da sonuç değişmez. Zehir her halükârda öldürücüdür. Tıpkı bunun gibi, bu dört özellikten yoksunlarsa, küfür üzere ve kötü işler içinde bulunuyorlarsa, birbirlerini batıla teşvik ediyorlar ve nefislerine tapmayı telkin etme üzerinde birleşiyorlarsa bunlar da hüsran içindedirler.

    Şimdi “hüsran” kelimesinin Kur’an’da hangi manada kullanıldığına gelelim. Lugat olarak “hüsran” kelimesi, “kâr”ın zıttıdır. Ticarette bu kelime genel olarak bir işte zarar etmeyi veya iş hayatında sürekli zarar etmeyi ifade etmek için kullanılmıştır. İnsan bütün işlerinde zarar etmiş ve sermayesini de kaybetmişse, bu kelime iflas hali için de kullanılır. Kur’an-ı Kerim “hüsran” kelimesini özel bir ıstılah olarak, “felah” kelimesinin zıttı olarak da kullanmıştır. İslam’ın felah düşüncesinin sadece dünyevî refahı değil, insanın gerçek dünyası olan ahireti de kapsadığı gibi, hüsran düşüncesi de sadece dünyevi başarısızlığı değil, aynı zamanda ahiretteki başarısızlığı da kapsar. Kur’an’daki felah ve hüsran düşüncesini önceki pek çok yerde açıkladık. Onun için burada tekrarlamayacağız. (Bkz. A’raf an: 9, Enfal an: 30, Yunus an: 23, İsra an: 102, Hacc an: 17, Mü’minun an: 1-2-11 ve 50, Lokman an: 4, Zümer an: 34) Ayrıca şu da bilinmelidir ki, Kur’an’a göre gerçek felah ahiret felahıdır ve gerçek hüsran da oradaki başarısızlıktır. Bu dünyada insanın felah dediği aslında felah değildir. Tersine onun sonucu bu dünyada bile hüsrandır. İnsanın bu dünyada hüsran zannettiği de aslında hüsran değildir. Aslında o, felaha bir vesiledir. Bu gerçek Kur’an-ı Kerim’de pek çok yerde vurgulanmıştır. Konunun geçtiği yerlerde gereken açıklamaları yaptık. (Bkz. Nahl an: 99, Meryem an: 53, Taha an: 105, Leyl an: 3 ve 5) Kur’an kesinlikle buyuruyor ki, “insan büyük hüsrandadır.” Bunun anlamı, hem dünyada, hem de ahirette hüsrandır. Bu hüsrandan ancak aşağıdaki dört özelliği taşıyanların kurtulması, iki dünyada da hüsrandan kurtulmalarıdır.

    Şimdi, kurtuluşa ermenin kendilerine bağlı olduğu dört sıfata bakalım.

    Birinci imandır. Bu kelime Kur’an’ın bazı yerlerinde, sadece lisan ile ikrar etmeye dayalı iman için kullanılmıştır. (Mesela, Nisa 137, Maide 54, Enfal 20-27, Tevbe 38, Saff 2) Bu kelimenin asıl manası samimi bir kalb ile inanmak ve yakîne ulaşmaktır. Arapça kullanımda da aynı anlamdadır. Lugatta “amene lehu”nun manası, “saddaka ve i’temede aleyhi” (tasdik etti ve itimat etti)dir. “Amenebihi”nin manası, “Aykene bihi” (ona yakîn etti)dir. Kur’an-ı Kerim gerçek imanın ne olduğunu aşağıdaki ayetlerde açıklamıştır: “Mü’minler onlardır ki Allah’a ve Rasulüne inandılar, sonra şüphe etmediler” (Hucurat 15), “Rabbimiz Allah’tır deyip sonra doğru yolda sebat edenler” (Fussilet 30), “Mü’minler o kimselerdir ki Allah (c.c.) anıldığı zaman yürekleri ürperir…” (Enfal 2), “İnananlar en çok Allah’ı severler.” (Bakara 165), “Hayır, Rabb’in hakkı için onlar aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp sonra da senin verdiğin hükme karşı içlerinde bir burukluk duymadan tam anlamıyla teslim olmadıkça inanmış olmazlar.” (Nisa 65)

    Aşağıdaki ayette biraz daha ileri gidilerek lisan ile ikrara dayalı iman ve gerçek iman arasındaki fark belirtilmiştir. Burada, asıl istenenin gerçek iman olduğu, sadece lisan ile ikrarın yeterli olmayacağı belirtilmiştir: “Ey inananlar! Allah’a ve Rasulüne inanın…” (Nisa 136).

    Burada bir soru ile karşı karşıya kalıyoruz. İman etmemiz emredildiğinde nelere iman edilmesi kastediliyor? Kur’an-ı Kerim’de bu sorunun cevabı açıkça bildirilmiştir. İman etmekten muradın birincisi Allah’a iman etmektir. Ancak sadece varlığına değil, aynı zamanda tek İlah olduğuna, şeriki olmadığına, insanların ibadet ve itaat edeceği yegane zat olduğuna, insanların kısmetini düzenleyip bozanın ancak Allah (c.c.) olduğuna, dua ve tevekkül edilecek varlığın ancak O olduğuna, ancak O’nun emirlerine uyulup ve ancak O’nun yasaklarından kaçınılacağına, O’nun farzlarının yerine getirilip O’nun menettiklerinden uzak durulacağına, her şeyi duyan ve görenin ancak O olduğuna, insanın sadece fiillerini değil, fiillerini harekete geçiren gizli niyetlerini de bildiğine inanmaktır. İkincisi Rasulullah’a inanmaktır. O’nun Allah (c.c.) tarafından tayin edilmiş yol gösterici olduğuna, getirdiği talimatın Allah (c.c.) tarafından ve hakk olduğuna, O’na itaat etmenin zorunlu olduğuna inanmaktır. Risalete iman etmek aynı zamanda meleklere, semavî kitaplara, peygamberlere ve Kur’an’a inanmaya da şamildir. Çünkü bunlar Allah (c.c.) Rasulü’nün getirdiği talimatların bir parçasıdırlar. Üçüncüsü ahirete inanmaktır. İnsanın bu dünya hayatı ilk ve son değildir. İnsan ölümden sonra tekrar diriltilecektir. Bu dünyada işlediği amellerin hesabını Allah’a verecek ve bunun sonunda salih olanlar mükafaatlandırılacak, kötü olanlar cezaya çarptırılacaklardır. Bu şekildeki iman, üzerine temiz hayattan bir bina inşa edilebilecek ahlâk, yaşayış ve karakter için sağlam bir temel teşkil eder. Yoksa, insanın hayatı ne kadar parlak gözükse de eğer imanı yoksa onun durumu dalgaların amansız olarak sağa sola sürüklediği ve hiçbir yerde karar kılamayan çabasız bir gemiye benzer.

    İnsanın hüsrandan kurtulması için gerekli olan, imandan sonraki ikinci özellik salih ameldir. “Salih” kelimesinin anlamı bütün iyiliği kapsar. Küçük ve büyük iyilik de buna dahildir. Ama Kur’an’a göre iman kökü olmayan hiçbir amel salih amel sayılmaz. Herhangi bir amel Allah (c.c.) ve Rasulü’nün bildirdiği hidayete uygun işlense de iman olmaksızın salih amel sayılmaz. Onun için Kur’an-ı Kerim’de nerede salih amelden sözedilmişse orada iman da zikredilmiş ve salih amel imandan sonra anılmıştır.

    Kur’an-ı Kerim’de hiç bir yerde imansız amel zikredilmemiştir. Aynı zamanda hiçbir yerde, iyi bile olsa imansız bir amele mükafaat ümidi verilmemiştir. Diğer taraftan, faydalı ve muteber imanın, amel ile ispat edilmiş iman olduğu belirtilmiştir. Yoksa, salih amel olmadan yürütülen bir iman davasını insan kendi kendine reddetmiş olur. Çünkü o insan, iman iddiasına rağmen Allah (c.c.) ve Rasulü’nün gösterdiği yoldan başka bir yol takip etmektedir. İman ve salih amel ilişkisi, tohum ve ağaç ilişkisi gibidir. Eğer toprakta tohum yoksa ağaç meydana gelmesi söz konusu olamaz. Ama eğer toprakta tohum olduğu halde ağaç meydana gelmiyorsa onun anlamı tohumun toprakta gömülü kalmış olmasıdır. Onun için Kur’an’da verilen müjdeler, iman etmenin yanında salih amel de işleyenler için geçerlidir. Bu surede de, insanın hüsrandan kurtulması için imandan sonra salih amel işlemesi gerektiği bildirilmiştir. Diğer bir ifadeyle, salih amel olmadan sadece iman ile bir insan hüsrandan kurtulamaz.

    Yukarıda zikredilen iki sıfat her fertte olmalıdır. Bu surede daha sonra, hüsrandan kurtulmak için gerekli iki sıfat daha açıklanmıştır. Bunlar, iman ettikten ve salih amel işledikten sonra birbirine hakkı telkin ve sabrı tavsiye etmektir. Bunun anlamı, birincisi, iman edenler ve salih amel işleyenler bunu ferdî olarak yapmakla kalmamalı, aynı zamanda mü’min ve salih bir toplum meydana getirmelidirler. İkincisi, bu toplumu bozulmaktan koruyabilmek için her fert kendi sorumluluğunu idrak etmelidir. Onun için toplumunun bütün üyelerine, birbirlerine hakkı ve sabrı telkin etmeleri farzdır.

    “Hakk” kelimesi “batıl”ın zıttıdır. Genellikle bu iki manada kullanılır. Birincisi, doğruya, adalete uygun ve gerçek sözdür. İster akidevî iman ile ilgili olsun, ister dünyevî meseleler hakkında olsun aynıdır. İkincisi, insanın yerine getirmesi vacip olan haktır. O, Allah’ın hakkı, insanların hakkı veya nefsinin hakkı olabilir. Hak kelimeyi tavsiye etmenin anlamı, ehl-i imandan müteşekkil toplumun, hakka karşı batılın yayılmasına seyirci kalmayacak kadar duyarlı olmasıdır. Bu gibi toplumlarda ne zaman ve nerede batıl baş kaldırsa, hak kelimesini söyleyenler seslerini yükseltmelidirler. Toplumda her fert sadece kendisi hakkı, doğruluğu ve adaleti yerine getirmekle kalmamalı, aynı zamanda bunu başkalarına da tavsiye etmelidir. Bir cemiyeti ahlâkî düşüş ve inhitattan korumak ancak bu şekilde mümkün olur. Eğer cemiyette bu ruh yoksa toplum hüsrandan kurtulamaz. Şahsî olarak hak üzerinde bulunanlar, cemiyetin bozulmasına seyirci kalmaları sonucu hak üzerine de kaim kalamazlar. Hüsrandan kurtulamazlar. Bu nedenle Maide suresinde Hz. Davud ve Hz. İsa diliyle Beni İsrail’e lanet edilmiştir.

    Bu lanetin sebebi, o dönemde Yahudi toplumunda yaygın olan günah ve zulüm irtikabını birbirlerinden menetmemeleriydi. (Maide 78-79) Ayrıca A’raf suresinde, Beni İsrail’in Cumartesi yasağını açıkça çiğneyerek balık tutmaya başladıkları, bu nedenle de onlara azab indirildiği, bu azabtan ancak günahı önlemek için çaba sarfedenlerin kurtulduğu açıklanmıştır. (A’raf 163-166) Aynı şey Enfal suresinde de açıklanmıştır: “Azabı, sadece günah işleyenlerle kalmayacak fitneden sakının.” (Enfal 25) Onun için emr-i bi’l ma’ruf ve nehy-i ani’l münker ümmete farz kılınmıştır. (Al-i İmran 104) Bu farizayı yerine getiren bu ümmete, en hayırlı ümmet denmiştir. (Al-i İmran 110)

    Hak kelimeyi tavsiyenin yanısıra, ehl-i iman ve onların toplumunun hüsrandan kurtulabilmesi için toplum üyelerinin birbirine sabrı telkin etmesi de şart koşulmuştur. Yani hakkın ve onu himaye etmenin uğrunda karşılaştıkları bütün zorluk, musibet, meşakkat, zarar ve mahrumiyetler karşısında birbirlerine, sebat göstermeyi telkin etmelidirler. Her fert, bu şartlara karşı sebat göstermesi için diğerine cesaret vermelidir. (İzah için bkz. Dehr an: 16, Beled an: 14)

    Tefhimul Kuran Asr Suresi

  28. menekşe Says:

    belkide en çok saçıp savurduğumuz şey zamanımızdır ne acı

  29. Sibel Says:

    ALLAH c.c razi olsun ablam.
    Insanin eeen buyuk dusmani, nefsi!
    Bir cocugu nasil yetistirirsen, oyle hayatini idame eder.
    Iste nefis de cocuk gibidir.
    Ne kadar simartirsan, o kadar bas edemezsin, soz geciremezsin, en sonunda hep yenik dusersin.
    Nefislerimizi terbiye etmeliyiz en basta.
    Bugun uyandigimdan beri bunu dusunuyorum.
    Nefsim ne istese veriyorum.
    Uyku, yemek, icmek…
    -Bir insana 5 saat uyku fazlasiyla yetiryor, buna alismasi lazim bir kere.
    -Gunde iki ogun yemek yemek, arada kacamaklar yapmadan, midemi dusunmeden yasamak.
    -Her istedigini almamak. Bu da nefsin en simarik oldugu seylerden biri.
    -Bos konusmalardan, gereksiz lakirtilardan dilimi muhafaza etmek. Bu da nefsin gaflette oldugunun en acik isaretlerden biri.

    InsaALLAH bundan sonra bunlara hakkiyla uyma duasiyla.

    Bende simdi Mulk suresini ezberlemeye calisiyorum. Sonra RABB’im nasip ederse, kalan kisa sureleri ezberlemek istiyorum ablacim InsaALLAH…

    Kararan kalpleri Nur’unla aydinlat Ya RABB…
    Gafur ve Rahim olan isimlerinle affeyle, meramet eyle bizleri.

    Tum kardeslerimin Cumasi mubarek olsun.
    Bool salavatli ve ALLAH’i zikirle gecsin InsaALLAH.

    Muhabbetle…

  30. Cahide Says:

    Bu da, Mevlüt Özcan’ dan:

    Biraz düşünelim.

    24 saatlik zaman içinde 5 vakit namaz var. Beş vakit namaz 40 rekat ediyor. Bir rekat bir buçuk dakikada kılınır. 24 saatte bir saat Allah’ın huzuruna tam techizat çıkacaksınız. Günde bir saatini Allah’a ayıran Müslümanlar ne kadar da çok azaldı.

    Bir saatini Allah’a ayıramayanlar 24 saatin 24′ünü de nereye harcıyorlar; tabii ki dünyaya. Yemeye, içmeye, gezmeye, mâlayaniye, çarpmaya, çırpmaya harcıyorlar.

    Bir daha düşünelim:

    60 sene yaşayan bir insanın 15 senesi çocukluğa çıkar. Kalan 45 senedir. Bu 45 senenin 20 senesi de yorgan altında uykuyla geçer. Geriye 25 sene kalır.

    25 senenin 5 senesi de def’i hacette, taharet ve yıkanmayla geçiyor.

    Kaldı 20 yıl. Bunun da 5 yılı da zevk-u sefa içinde geçer. Kaldı 15 sene.

    Normal olarak 15 yıl yaşar bu kadar süre içinde.

    60 yılın 15 senesi yaşanıyor.

    Bu 15 seneyi abdestsiz, namazsız, ibadetsiz, taatsiz, itaatsız geçirenler Allah’ın huzuruna nasıl çıkacaklar bunu akıl izan almıyor.

    Bari kendi kendimize soralım: Akıbetimizi ve ahiretimizi niçin düşünmüyoruz acaba? Allah (c.c.) hepimize firaset versin.

  31. Cahide Says:

    Mahmut Toptaş Hocamızın bir yazısındaki şu giriş ve tavsiye çok hoşuma gitti, yapabilene ne mutlu:

    Kur’an’a Kulak Verelim

    Her ayın birinci günü, Kur’an-ı Kerim’in birinci cüzünü okurum.Yani baştan yirmi sayfa okurum. İkinci günü ikinci cüzü okurum. Mushaf’ımın içine bellik koymam. İstanbul dışına çıktığımda her hangi bir yerde günlük okumamı yapacağımda ayın kaçı ise, mesela ayın yirmi dokuzu ise Kur’an-ı Kerim’den yirmi dokuzuncu cüzü okurum. Kur’an-ı Kerim, otuz cüz olduğuna göre, ayda bir hatim ederim, yani baştan sona okur, ayın birinde tekrar başlarım. Bir ömür böyle sürer inşallah demeyeyim. Çünkü 92 yaşında bir dostum var; o, üç günde bir hatim etmeye devam ediyor. Bir cüzü yarım saatte okuyorum. Manasıyla ilgilendiğim saatler buna dahil değil.Bunları şunun için anlatıyorum: Siz de günde en az yarım saat Kur’an okuyunuz. Yarım saate kaç sayfa okuyabilirseniz okuyun ve oraya bir bellik koyun, ikinci gün oradan başlayarak yarım saat daha okuyun. Bir kaç yıl sonra siz de yarım saatte bir cüz/20 sayfa okuyabileceksiniz. Tabii ki sözüm okuması zayıf olanlaradır. Ve her gün bir sayfanın manasını okuyunuz ve iş yerinizdeki, okulunuzdaki, dairenizdeki arkadaşlarınıza her gün manasını okuduğunuz bölümden hatırınızda kalanları çay sohbeti yaparken anlatıveriniz.

    • tesadüf Says:

      cahide hanım kısa bir süre önce tesadüfen rast geldim sitenize çok hoş Allah razı olsun …bir konuda size bilgi vermek istedim tarifleriniz facebook ta yemek bölümlerinde cirit atıyor bilginize..YEMEK SEPETİM ismi ile linkinizide vermiyor sadece fotoğraflarınıza ellemiyor orda cahide jibek yazıyor bende ordan gördüm zaten Selamlar…..


"...Güzel bir söz, kökü sağlam, dalları göğe yükselen bir ağaç gibidir.(İbrahim suresi:24)

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: