Kaç Süslü Teyze Bir Anne Eder?


30 yaşında evlendi. 5 yıl sonra  bir çocuğu oldu. Çocuk 1 yaşına geldi. Doğum izni bitti. Kariyerine devam etmesi lazımdı. Onca yıl çalışıp çabalamıştı. Emeklerini heba edemezdi. Çok acil bir kreş araştırmasına girdi. Onlarca kreş içinden hangisini seçseydi acaba? Çalışma saatlerine uyması lazımdı. Sınıflar kaç kişilikti? Kaç öğün yemek vardı? Sınıflar sıcak mıydı? Hafta sonu eşiyle bir yemeğe gidecek olsa mesela, çocuğu kreşe bir kaç saatliğine bırakabilir miydi?

Ona sordu, buna sordu ama evladına sormadı…

26 yaşında ev hanımıydı. İlk çocuğu 3 yaşındayken, ikinci çocuğu doğdu. Dışarda çalışmıyordu ama ilk çocuğa vakit ayıramıyordu. Evin işi bitmiyordu. Çocuk kendisine daha bir düşkün olmuştu sanki. Kardeşini kıskanıyordu. Bütün gün onlarla ilgileniyordu. Yaptığı temizlik bile kendini göstermiyordu. Arkadaş toplantılarıda sekteye uğramıştı. Ne oturduğundan, ne konuştuğundan bir şey anlamıyordu. İlk çocuğu kreşe verse rahatlıyacaktı. Bütün gün faal olan bir kreş bulmalıydı.

Eşe sordu, dosta sordu ama çocuğuna sormadı…

Sosyal bir derneğin faal  üyesiydi. Çocuğu doğduktan sonra eve kapanmak ona çok zor gelmişti.  Çeşitli organizasyonlarda o hep başroldeydi. Tanınan ve aranan biriydi. Geniş bir çevreye sahipti. Evet bir müddet evde olmak zorundaydı. Ama yıllarca buna katlanamazdı. Annesi yakında değildi, kayın validesine güvenmiyordu. Çocuk biraz kendini toparlayıp ayaklanınca kreşe vermek şarttı.

Pedagoga sordu, psikologa  sordu, ama çocuğuna sormadı…

Dini değerlerine çok bağlı bir hanımdı. Haftanın en az beş günü katıldığı sohbetler, tefsir, siyer dersleri, Arapça, Osmanlıca kursları vardı. Müslüman bir hanım kendisini yetiştirmeli, ilmine ilim katmalıydı. Sıkça yapılan hayır kermeslerine katkıları büyüktü. Bir çok kapıyı çalar bilfiil yardım toplardı. Bebeğinin emzirme süresini yoğun temposundan dolayı tamamlayamamıştı. Sohbetlerde çocuk kabul etmiyorlar, kabul etseler bile çocuk sıkılıyor, ağlıyor durmuyordu. Şöyle çocuğa bakacak, hemde  islami  eğitim verecek bir kreş bulsaydı ne iyi olurdu. Kuran öğrenirdi çocuk. Birazda Esma-ul hüsna… Ve vicdanını sükuna erdirecek bir dolu şey…

Kitaplara sordu, hocalara sordu, ama çocuğuna sormadı…

Henüz cümlelere yetecek kadar kelimeleri olmayan küçücük bir çocuktu. En çok “Anne” demeyi severdi. En iyi bildiği kelimede oydu zaten. Bir sabah kimseye anlatamayacağı, büyüklerin asla göremeyeceği renkli rüyasından dürtüklenerek uyandırıldığı zamanda, “Ne oluyor?” demeye kelimeleri yetmemişti. Annesi niçin böyle aceleciydi? O hızlı tempo içersinde söylenen bir kaç süslü söz neden çocuğu rahatlatmamıştı?

Aceleyle ağzına sokuşturulan bir kaç lokmayı hiç yemek istememişti. Yüzü yıkandı, saçı düzeltildi. Cici kıyafetler giydirdi annesi. Dışarıdan bir korna sesi geliyordu. Annesi merdivenlerden koşar adımlarla indirdi onu. Kapının önünde büyükçe bir araba duruyordu. Tıpkı büyük bir oyuncak gibiydi. Annesinin yüzüne gülümseyerek baktı ve  ”Attaaa!” dedi. “Evet” diyordu annesi, “attaya gidiyorsun”. Arabanın içinden çıkan süslü bir teyze kollarını uzattı. “Hadi gel bakalım” dedi. Annesinin kollarından koparılarak alındı sanki. Annesi el sallıyor “by, by” diyordu. Hayır! Bu atta olamazdı. Attalar hep mutlu etmişti onu. Annesi yanında olur, sıcağını hissettirirdi ona. Arada bir kızsa bile yine gider huzuru annesinde bulurdu…

Yol boyunca çok ağlamıştı. Sürekli “Tamam sus artık” demişti süslü teyze. Daha önce hiç görmediği bir yere götürdüler. İçeride bir sürü tanımadığı çocuk vardı. Bir çok da oyuncak… Ama annesi neden yoktu? Sevdiği oyuncaklar, dişlediği bez topu, ayıcığı, kendi yatağı, anne sıcağı… Annesizliğini ona bildiği kelimelerle kim izah edebilirdi?

Ağlaması dursa da içlenip dudak bükmeleri akşama kadar devam etti. Süslü teyze devamlı şöyle yap, böyle yap diyordu. Çok sıkılmıştı…üç gün, beş gün… ne zaman bitecek demeye de yetmedi kelimeleri. “Evimi istiyorum”, “annemi istiyorum”, “gitmem bir daha!” diyemedi. Gözyaşlarına sığdırdığı feryatlarını kim anlayabilirdi?

Babası anlamadı, annesi anlamadı, süslü teyze anlamadı dilinden…

Bir çocuk ne zaman ayrılmak isterdi annesinden? Her sabah kan uykudan uyandırılıp, ağlayarak annesinden ayrılmaya kaç ay, kaç gün dayanabilirdi? Kim annesi gibi bakardı gözlerine…Kim annesi gibi “yavrum” derdi? Kaç süslü teyze, bir Anne ederdi?

Birde ona sorsalardı, okuyabilselerdi gözyaşlarını…Kelimeleri yetse çok şey anlatacaktı…

Falana soruldu, filana soruldu, az bilene, çok bilene soruldu ama ona sorulmadı….

Cahide Sultan

Not: Bir sonraki yazı: “Sevgisiz kucaklarda büyüyen çocuklar”

48 Yanıt to “Kaç Süslü Teyze Bir Anne Eder?”

  1. Cahide Diyor:

    Değerli kardeşlerim, bu yazı Kreşlerle ilgili yazımın birincisi.

    İsterseniz yorumlarınızı yarın yayınlayacağım 2. yazıya yapın.

    Sabaha çok fazla işim olduğu için yazıyı şimdiden yayınladım. Yorumları okuyup onaylamakta gecikirsem kusuruma bakmayın lütfen. Muhabbetlerimle…

    • sevilay dinçer Diyor:

      yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum..ama bu yazınızda çok şaşırdım…yıllarca okuyup meslek edinmiş ve maddi olarak çalışmak zorunda olan kişileri düşündüm.kariyer sahibi insanlar ..evde oturup çamaşır temizlik için mi okudular bunca yıl masterler, doktoralar.benim gelinim gibi ..bebek 6 aylık biz bakıyoruz ama …diğer oğlumun bebeğine 1.5 sene boluya gidip gelerek baktım…ne kadar zor durumda kaldığımı tahmin edersiniz..5-6 ay kadar kreşe verdik.sosyal aktiviteler ,yemek düzeni ,uykusu arkadaşlıklarıyla çok memnundu kızımız..neyse ikinci çocuk olunca şimdi anne yanında ama çok,çok sıkılıyor..çünki bir kardeşi daha var..anlatacağım o ki…annenin yerini tabii ki hiç kimse tutamaz.lakin hayat şartlarını gözönüne almamız gerekiyor .affınıza sığınarak bişey sormak istiyorum süslü teyze lafına takıldım ne demek istediniz..??? teyze, abla tamam da süslü teyze ..!!!!! insanların bakımlı ,hoş özenli ve süslü olması kötü bişey mi pek merak ettim…kucak dolusu sevgiler….

      • Cahide Diyor:

        Konuyla ilgili ayrıntılı düşüncelerimi bir sonraki yazıda anlatacağım. Süslü teyze ifadesi bir çocuk gözüyle bakılarak yazılmıştır. Yoksa elbette bakımlı olmak kötü bir şey değildir. Yani anlatmak istediğim anladığınız şey değil Sevilay hanım. Sevgilerimle

        • şermin Diyor:

          bir çocuğun gözünde süslü imajından önce huzur ,güven,sadakat olmalı ona bakan kişide.yazınız çok güzel.bende bir üniversite mezunu,holdingde(ismini vermiyim)beyaz yakalı olarak kariyer yapmış bir anneyim.Çocuğuma evimde dört yıl boyunca baktırdığım bayandan ALLAH razı olsun.Fakat annelik benim için çok daha ağır bastı kefede.ve işime son verdim.onunla çok daha bol zamanlı ilgilenmek,sağlığı ,beslenmesi,eğlencesi,öğrenimi ve terbiyesi inanın farkediyor evde olunca.Tabi herkesin kendi hayat şartları.Ama şartlar uygunsa bir anne olarak evet bence de çocuklarımızı heryere emanet etmeyelim.sonra bir bakmışız yaşlanmışız herşey bitmiş.Sokakta annesinin elinden tutmuş bir çocuk gördüğünüzde yüreğinizde buruk fakat geri dönüşü olmayan bir acı hissedersiniz.Cahide hanım ben çocuğum için işimi feda ettim,kariyerimi ,çevremi,eğitimimi…Doğru yolda olduğuma inanıyorum.Lakin sizden daha öncede bir dua istemiştim..Şimdi de Yüce Rabbimden ikinci bir evlat istiyorum hayırlısıyla..Ama sanırım sizlerin duasına ihtiyacım var..Yazılarınızın devamını bekleyerek hayırlı günler diliyorum…

          • Cahide Diyor:

            Şermin seni tebrik ediyorum. Anneliğini tüm yüreğimle kutluyorum. Allah emeklerini zayi etmesin kardeşim. Dua günlerini bitirdik yada boyut değiştirdi diyelim. Artık dua isteyenler o günkü postun altına yorum olarak sıkıntılarını yazacaklar ki diğer kardeşlerimizde görsün. Böylece takibide daha kolay olacak inşaallah. Rabbim sana hayırlı bir evlat daha versin kardeşim. Çok bekletmesin, masrafsız olsun dilerim. Allah’a emanet ol

    • sesssiz Diyor:

      yazıyı okurken gözyaşlarımı tutamadım.bende ikizlerimi bakıcıya götürüyorum her sabah ama mecburuz buna.

  2. ugur Diyor:

    Ah gecenin bu saatinde nasıl da ağlattın beni…
    Hemen gidip kuzucuğumun yanına yatayım.Babamızın olmadığı geceler yavrumla koyunkoyuna yatıyoruz kokusunu sıcağını duyarak uyumak Allahım ne kadar güzel.Adem Güneş Hoca’nın dediği gibi çocuğunuzu 3 yaşına kadar anne kokusundan mahrum etmeyin odasını ayırmayın gerekirse koynunuzda uyutun.Beşiğinin parmaklığını çıkarıp yatağımla birleştirdim.
    Yavrularımızı anneler olarak sıcaklığımızdan mahrum etmeyelim ne olur.Onlar bize Rabbimizin emaneti…
    Çok yaramaz olabilir söz dinlemez olabilir hele yeni öğrenme çağında boşaltmadık çekmece bırakmaz dağılmış giysiler halılara dökülmüş mamalar duvarlara çizilmiş karalamalar,suratınıza yemediğiniz ağır hafif oyuncak ve daha neler neler.Olabilir..
    Şöyle bir bakın ne kadar masum ne kadar temiz ve ne kadar güzel çünkü sizin canınız.Hamileyken sizinle üzülen sizinle gülen uyuyan herşeyi yaşayan kanı senin kanın teni senin tenin belki burnu biraz sen gözleri babası biraz da dedesine benzeyen ama Allahın sana bahşettiği en güzel mucize.Seni en güzel şeye anneliğe layık görmüşki Rabbim bunu takdir etmiş ki vermiş.Bu hayatta bir insanın alabileceği ne güzel ne çoookk yıldızı olan ve yıldızları tıpkı gökteki gibi ışıldayan parıldayan gerçek bir kariyer bir mertebe annelik..Allah hakeden herkese nasip etsin İnşallah amin..
    Anneliğin anahtar kelimesi ise Sabır Sabır Sabır…

  3. selime altınok Diyor:

    ne yapacağımı bilmiyorum yazını ağlayarak okudum usta öğretici yani bi nevi sözleşmeli öğretmenlik teklifi geldi çok borcumuz var ama bütün bunlar bi yana çok çok sevdiğim gözümden sakındığım bir zeynebim var daha 15 aylık bi anna deyişi var ki görmelisiniz çok özel bi çocuk onsuz nefes bile alamayacağımı düşünüyorum ama bi yanımda eşimin bu zor zamanlarında ona yardımcı olmam gerektiğini söylüyo hangisi ağır basıyo diye sorarsanız zeynep tabiki bi başkasının elinde o küçük çaresiz çocuğumu bırakmak zorunda kalmak bile beni nefessiz bırakıyor bana akıl verin buna ihtiyacım var lütfen okuyun yorumumu

  4. kınalıkız Diyor:

    Bu ne hız kalakaldım?Bu işler nasıl yetişiyor ? Herkes benim hızıma hayran, ben de senin hızına:)) Edebiyatın çok mükemmel , roman gibi bir solukta akıyor ruhuma …Ellerine ,kalemine sağlık…Bugün ekmek tarifini denedim.Evdekilerde 300 gr. geçmesin belediye ceza yazar diye takıldılar.Tarif için teşekkürler canım kardeşim…Ev burcu burcu tandır ekmeği koktu sanki……

  5. hanifeferide Diyor:

    Cahidem biraz ev vel haberlerde gördüm çocuğunuzu 4 yaşından önce yuvaya göndermeyin hastalık riskne karşı diyordu aklıma hemen senin yazıların geldi yazın yüreğime çok dokundu Cahidem hayırlı sabahlar ablacım

  6. serap Diyor:

    cahide hanım okadar güzel anlatmışsınızki gözlerim doldu okurken bu kadar mı güzel dökülür kaleme emeğinize sağlık. Öyle güzel dökmüşsünüz ki kaleme tarifsiz.Ben çalışan bir anneydim bunda 1 sene öncesine kadar çocuklarıma annem bakıyordu.Rahatsızlandı ve artık bakamıyor bende işten ayrıldım çocuklarımı kreşe vermemek için, kariyer şu bu benim için hiçbirşey. Bana diyorlar ki yarın onlar senin için hiç birşey yapmayacak, yüzlerini bile göstermezler.Bende diyorum ki madem ileride böyle olacak bu günlerin her saniyesini onlarla değerlendirmem lazım onlara doymam lazım sizcede öyle değil mi?Şimdi kızımı okula götürdüm yolda benden sütlaç istedi tariflere bakarken tesadüfen sitenize geldim ama hiçbirşey tesadüf değildir değil mi? Biraz uzun tuttum yorumu kusura bakmayın ben dünyanın en mutlu annesiyim bence çünkü kızımda bana hep der ki ”bana dünyaları verseler bir annem etmez” saygılarımla sürekli sitenizi ziyaret edicem bundan sonra…

  7. esra Diyor:

    çoook değerli bir yazı olmuş ellerinize ve yüreğinize sağlık..can damarımıza dokundunuz anneler ne olur kıymayın kuzucuklarınıza..

  8. dilek hanımın mutfağı Diyor:

    Yazını okudum;kalemine yüreğine sağlık azizim. Bugünün anneleri ve çocukları adına üzüldüm. Neredeyse tüm anneler çocuğun beyin gelişimi, zeka seviyesi, yurt dışındaki çocukların kalitesi vs. vs. gibi özelliklere kilitlenmişler. Bence herşey ailelerin yalnızlaşmasıyla ve kadınların çoğunun çalışmaktan başka seçeneklerinin kalmamasıyla başlıyor. Zaman bilgi çağı ve anneleri olarak doğru-yanlış bilgi bombardımanı altında yaşıyoruz.Çocuklarımız çağa ayak uyduracak, neredeyse alanında uzman iki kişiden birinin evet dediği şeye diğeri hayır diyor. Kafalarımız çok karışık. Bence amaç diğerinden daha üstün, diğerinden daha zeki, diğerinden daha sosyal, daha hırslı, daha aktif, daha becerikli,mükemmel…..vs. çocuk yetiştirmek değil.Şunun çocuğu özel kreşlerde büyüdü şukadar zeki desinler diye; Anne, baba sevgisini kana kana içmiş, aile olmanın ne demek olduğunu öğrenmiş, ileride mutlaka ve zaten öğreneceği dışarının korku, hüsran ve hezimetlerinden uzak, tertemiz evinde, parfüm kokularıyla değil yemek ve anne kokusuyla büyüyen, sevgi dolu, huzurlu, birinin direktifiyle değil tamamen kendi istediği için paylaşımcı ve saygılı olan insanlar yetiştirmek asıl gaye ve amaçtır. Kreş ve anaokulu çocuklarının ceremesini bu toplum çekmeye çoktan başladı bile….sevgiyle kalın çocuklarımızada vakit ayıralım…

  9. MİMOZA Diyor:

    yine çok güzel anlamlı bir yazı yorumumu sonraya bırakıyorum

  10. meryem Diyor:

    müthiş bir yazı olmuş eşimede okudum çok beğendi benim 5 yaşında bir kızım var evde çok sıkıldığı için dini eğitim veren bir yere verdim çok şey öğrendi mutlu gitmek istiyor ama bu yazıyı okuyunca kendimi evladını başından salan bir anne gibi gördüm.

  11. gökcen Diyor:

    tokat gibi bi yazı olmuş.ellerinize sağlık.bende okudum lisansımı tamamladım 2sene kadar çalıştım çocuk doğunca bıraktım.geri dönmeyi hep istedim,ama oğlumu bırakamadım.19aylık şu anda.2-3yaş kreşler var,kreşe veren çalışan arkadaşlarım birhayli fazla.çocuk sosyalleşti,eve kapanmakta kurtuldu vs diyorlar,benim oğlan da anne kuzusu olmuş deniyor.ne yalan söyliyim seneye işe başlamak istiyordum.kafam çorba oldu….

  12. nesrin Diyor:

    merhabalar :( ( inanın yazınızı ağlayarak okudum,çünkü benimde 5 yaşında bi oğlum var ve tam dediğiniz gibi 6 aylıkken başladı bu maraton her sabah aynı uykudan uyandırılma aynı şeyler,gerçi benimki kreş te diil çok şükür ki annem bakıyor ama farketmez ayrılık her koşulda var.Ama şu varki çalışmak benim için mecburiyet:(( çok üzülüyorum ama elimden de bişi gelmior sadece sabrediyorum ama oğlumun da iç dünyasında fırtınalar kopmuyordur umarım, rabbim yardım etsin tüm annelere ve onlardan ayrı olan evlatlara sizede teşekkürler faydalı paylaşımlarınız için

  13. ayşegül Diyor:

    ahhh ablacım içimi yaktın okudukça gözyaşına boğuldum.şükürki çalışmıyorum ev hanımı olduğumdan vaktımi doyasıya çocuklarımla geçiriyorum ama vakti zamanında bir kaç yıl çalışmak zorunda kalmıştım ve anlattıklarının aynısını ilk kızımda yaşamıştım elimde olmayan nedenlerdende olsa hala bunun acısını ve vicdan azabını duyarım içimde.en güzel yıllarını bana en ihtiyaç duyduğu zamanların çoğunu başka ellerde geçirdi yavrum belki şimdi telafi etmeye çalışıyor olabilirim ama inanın hiçbiri geçmişi telafi edemez yaptıklarımın.kızımda bunun eksikliğini yaşadığım için şimdi ona yapamadıklarımıda oğluma yapmaya çalışıyorum farkediyorumki kızımda meğer ne çok şey kaçırmışım birlikte yapmamız gereken.belki bize göre bir ,iki sene önemli gibi görünmüyor ama ya onlara sorsanız ne çokkkkk şey sığar o 2 seneye.kimbilir kaç kere birlikte ninni söylenir,kimbilir kaç saç örgüsü yapılır anne dizinde yatarak,kimbilir kaç kez parka bahçeye gidilir yerlerde yuvarlanılır,kaç kere düşülürde yerden”anammm”diye kaldırılır bir çocuk annesi tarafından.hep merak etmişimdir zaten niçin insanlar bir şey başlarına gelince hep anammmm der.şaşıracak bişey görürsünüz”ana” dersiniz ,yere düşseniz ”anamm”dersiniz ben hiç babam diyeni görmedim siz gördünüzmü ,başımıza ne gelse aklımıza ilk annelerimiz gelir.bu kadarmı aciz demek insanoğlu hayata ve olaylara karşı ve bu kadar büyük bir kavram demekki anne sözü hayata karşı.demekki gerçekten bir yeri var bilinç altımızda ”annem beni kötü olan herşeyden korur,annem bana çözüm bulur,benim annem bunu halleder.demek bir anne nelereeeee bedel bir çocuk için.kanımca edindiğim fikir şudurki bir çocuk için annesi kalkandırrr hayata karşı.yazın eminim birçoğumuz için yeni kararlara öncülük edecektir ablacım.yüreğine kalemine emeğine sağlık

  14. Seher... Diyor:

    Gözümün önünden hiç gitmiyor,bebeğimi sabahın ayazinda battaniyelere sarıp yüzleri gülen ama gözlerinin içi hiç gülmeyen o insanlara bıraktığım günler..gözünü hep orda açtı,annesinin yanında değil,orda..uyanık götürdüğüm nadir günlerde de kulaklarımdan çıkmıyor,bebeğimin ” gitme,beni burda bırakma” çığlıkları..ve asla unutmayacağım,senenin sonunda öğrendiğim kreşteki dayak gerçeğini..benim ve herkesin evladı daha 2yaşında bile değilken bir yıl boyu dayak yemişler,orda..elimden kaçtı o bakıcı,ama Rabbimin elinden asla kaçamayacak.. Diplomam,kariyerim,güzel maaşım hiç umrunda değil artık..evimdeyim,mutluyum…kimse anlamıyor ama ben anlıyorum,kendimi de bebeğimi de….

  15. Nur Diyor:

    Herkeze Selamlar Amerikadan,
    Cahide abla yazin beni hickira hickira aglatti. Cunku ben kreslerde, anne sevkatinden ve ilgisinden uzak sekilde buyutuldum. Bana hic kimse sormamisti, hergun aglayarak goturuldugum krese gitmek isteyip istemedigimi. Hatta birgun kresten kacip annemin yanina ise bile gitmeyi denemishtim.Cezam bir tokat ve azardi. Yani annemi istemem ve onunla olmak icin caba vermem bir yanlis, yasakti bana. Su anda annemden cok uzakta amerikada yasiyorum. Cok uzuluyor, hic doyamadim sana neden gittin diyor. Inanin size icimden inanmak gelmiyor. Amerikada cok buyuk bir akim var, anneler islerini birakip cocuklariyla kalmak icin caba sarfediyorlar. Ama bunu gelismekte olan ulkelerin annelerine odettiriyolar. Uyanin anneler ve kendinize gelin. Benim gibi anne sevgisinden uzakta buyumus cocuklarin cilesini, icinde kopan firtinalari, asosyal negatif hayatlarini anladiginizda yasli gucsuz bir kadin olacaksiniz ve cok gec olacak. En cokta kiz cocugu annelerine sesleniyorum. Annesinden uzakta buyumush bir kiz yanlishi ve dogruyu ayirmakta cok zorluk cekiyor. Kizlarniza sahip cikin, onlari koruyun. Onlari iman ile terbiye edin bu hayatta hicbir sekilde sizi hayal kirikligina ugratmazlar. Cahide abla keske ben iki yasinda senin yazini anneme okutabilseydim keske senin gibi dogruyu soylemekten hic sakinmayan insanlar olsaydi benim hayatimda ben de kendimi normal hisederdim. Allah senden binlerce kez razi olsun, yazdiklarin sadece bir cocgun hayatini degistirse yeter. Ayrica eklemek istiyorum, kres ogretmenimi cok severdim, yillar sonra onunla karsilastim bana cok ozel davranirdi ama annemim yerini tutacak kadar degildi. yana hirpalanmasamda sadede annemden ayri buyutulmek butun hayatimi altust etmeye yetmishti. Lutfen anneler uyanin artik. Ve cocuklarinizin gercek ihtiyaclarini yani sevgi ihtiyacini kapatin. sosyallesmek ve bilgi zaten kacinilmaz.

  16. MİMOZA Diyor:

    Diğer dostlar gibi çok duygularımın bir sel gibi taşmasına mani olamadım.Aklıma kursa giderken dersimize giren BİR DOKTOR HANIMIN ANLATTIĞI SIKINTILAR GELDİ.Çocuğu durmadan dövüyormuş bakıcısı anladığında iş işten geçmiş tabi.Birsüre çocuğun psikolojisi bozulmuş.İstanbuldada arkadaşımın avukat akrabası bakıcıya bıraktığı bebeğine uyku ilacı içrdiklerini anlatmıştı.Buna benzer yaşanmışlıkları okadar çok duyuyorumki ama burada paylaşıpta annelerin yüreğini karatmak istemiyorum.Allah insanlara merhamet versin .Allah yavrularımızı emanet edecek hayırlı insanlarla karşılaştırsın. Birde madalyonun diğer tarafı var.Bazen bakıcılar annelerden daha merhametli oluyor.Bir komşum vardı.Antalyaya seminere gidip 15 gün kalmıştı.Kadın gelirgelmez çocuklarıyla hasret gidereceğine başka bir aileyle pikniğe gitti.Yavrucağazlar annelerinin arkasından baka kaldılar.Bakıcıları çocukları kucaklayıp şefkatle eve götürürken ”anne var anne var” diye geçirdim içimden.

  17. hicret Diyor:

    Yine cok özel ve güzel secilmis bir konu, yine en ince detayina kadar düsünülmüs ve satirlara dökülmüs bir yazi.Okurken yüregime ok saptandi sanki.Kreste bir müddet calismistim.Bazi anneler islerine yetisebilmek icin sabahin altisinda getirirlerdi cocuklarini.Buralarda yani yurt disinda cocuklari krese vermek normal, vermemek anormal.Ah o cocuklari görseniz, gözleri uykuya doymamis, yari uyanik yari uykulu vaziyette birakilirken, en cok ben üzülürdüm onlara.Acirdim o krese götürülen cocuklara.Kreste ne kadar iyi bakilirsa bakilsin, anne kokusunu özlerlerdi onlar. Aksam saat dörtten sonrada her kapi acilisinda, hepsi birden kapiya bakarlardi, acaba gelen benim annemmi veye babammi diye, hepsinin gözü kapida olurdu.Maalesef kücük yasta krese verilen cocuklar anneye babaya hasret büyüyör.Düsünsenize ufacik cocuk aksam 5 e kadar kreste anne ïlgisinden yoksun, eve gidince anne eger calisan bir anne ise gene ilgi gösteremiyor, yemek yapmaktan ev isi yapmaktan cocukla ilgilenmeye zamani olmuyor. Tam isleri bitiriyor bu sefer cocuk ya koltukta ya yerde uyuyakalmis. Onu ancak severse uykuda sevebilyor, birazda kendine kizarak.halbuki cocuk hissetmiyor annesinin onu uyurken sevip öptügünü.vede büyünce onlarda cocuk sahibi oldugunda ayni sistemi onlarda sürdürüyor, sanki normalmis gibi.Yurt disinda maalesef hayat böyle akip gidiyor.

  18. emine Diyor:

    20 yil gurbetten sonra Turkiyeye yeni donus yaptim.Gurbet oldugu icin mi, yoksa pek sosyal olmadigim icinmi bilmem gurbette evlatlarimi hic yanimdan ayirmadim ve ayirmiyorum.Evlenmeden once bir yuvada calimistim kisa sure.Orada goruntunun ne kadar aldatici oldugunu gordum.Prestijli bir semtte,prestijli bir yuvaydi.Kapilar arkasinda neler dondugunu gordum ve kisa sure sonra ayrildim.Biliyorum hatlar yaptim,bazen sabirsiz, bazen hirsli davrandim cocuklarima.Bazen yorgun,bazen uykusuz,bazen gurbetin yanlizliginda kayboldum gittim.Fakat hayatimdaki en buyuk mutluluk ve huzuru cocuklarimin koynumda uyudugu yada bana kendi elleriyle yaptiklari bir karti verdiklerinde hissetim.Ben onlara verdigimden cok daha fazlasini onlardan ogrendim.Cocuklarimdan hata yapmayi ve hatayi affetmeyi ogrendim.Dogru ve samimi olmayi,bazende ozur dilemeyi ogrendim.Bazen birlikte gulmeyi bazende aglamayi ogrendim.Turkiyeden 20 yil uzak kalinca cocuklarin nasil buyumuste kuculmus ,siyasi davranmayi ogrendiklerine sastim.Sanki turk televizyonlarindaki diziler gibi konusuyor,ebeveynlerine oyle davraniyorlard.Biz Amerikada evimize teleizyon almadik.Cocuklarimizi kendimiz terbiye ettik.Ne konu komsu, akraba,ne bozuk yayinlar ne kotu arkadas onlarin dunyasina giremedi.Biliyorum boylesi soyutlanmayi Turkiyede gerceklestirmek zor.Herkes herkesin isiyle ilgileniyor.Ama evlatlarinizi kendinize ve Allaha yakin insanlardan simdilik uzak tutun elden geldikce.Temelini saglam kurun, sonra zaten hayat onlari bir o yana bir bu yana savuracak.Kokleri saglam olursa gelen firtinaalardaasillarini kruyabilirlerKendini boyle adamak kolay is degil.Fakat eger geride mukemmel bir evlat biraktiysaniz bu bir omure yetecek yeterli bir basari diplama,degilmidir?Boyle bir basariyi elimdeki onca diplomaya her an degisirim.

  19. sibel Diyor:

    nasılsınız

  20. nur Diyor:

    slm.aleyküm.cahide hanım yazılarınızın sessiz takipçisiyim.son günlerde yazdığınız yazılar benide yorum bırakmaya sevketti.ben anasınıfı öğretmeniyim.bu işin içinde biri olarak çocukların 6 yaşından önce kreş ya da anasınıfına verilmemesi taraftarıyım.çalışan anneleri bir yerde anlıyorum ama ev hanımı annelerin evde sıkılıyor, apartmanda tüm arkadaşları okulda evde durduramıyorum diye daha tuvaletini doğru düzgün söyleyemeyen,derdini anlatamayan ,kendi başına yemek yiyemeyen çocukları okula gönderen anneler var ya ben o çocukların hakkını nasıl ödeyecekler bilmiyorum.sürekli uyarıyorum ama buna rağmen sınıfımda 7 tane 4 yaş çocuğu var baktıkça benim içim cız ediyor.bunlarda hiç merhamet yokki onu bunu bahane ederek çocuklarının hakkına giriyorlar.

  21. çorumdan bir anne Diyor:

    selamun aleyküm cahide hanım bende sizin gizli takipçilerinizdenim.konu çocuk olunca yorum yapmadan duramadım.o kadar güzel bir yazıki ellerinize sağlık burdan çalışan annelere sesleniyorum kreşe bıraktığınız evaltlarınız siz yaşlandığınızda da sizleri darüacezelere bıraktığı zaman hiç zorunuza gitmesin unutmayın men dakka dukka sırrına binaen eden bulur beşer zulmeder kader adalet eder el kadar yavruları heba etmeyin benimde bi yavrum var bırakın kreşi mecburi anneannesine yada babannesine bırakınca bile içime sinmiyor Allah ım mecbur bırakmasın ayrı düşürmesin daha 16 aylık yavruların anneye çok ihtiyaçları var bütün ömürleri boyunca bırakalım şu çok bilmiş uzmanlarıda anneliğimizi doyasıya yaşayalım selam ve muhabbetle

  22. Filiz Gül Türkeri Diyor:

    bende tamamen böyle düşünüyorum cahide ablacım.ben çalışan bir kadındım ve 6 aylık hamileyim işimden ayrıldım ve çocuğuma kendim bakacağım en güzel yıllarını bensiz geçirmesine izin veremem o ana kuzusu onu nasıl başkalarının ellerine veririm.yiğenim kreşe gitmişti ve çok zor oluyor içiniz parçalanıyor o çocukları öyle görünce hepsi ağlıyor,dediğiniz gibi zorla koparılıp alınıyor,altına yapmayan cocuk altına yapmaya baslamıstı,asabıleştı,kreşte yemek yemiyordu yani eziyet.Allah kimseyi muhtaç etmesin buralara

  23. emine Diyor:

    Cahide hanım sizi tebrik ediyorum…yazılarınızı uzun süredir takip ediyorum ancak yorum yazmak şimdiye kısmetmiş..bende 24 haftalık hamileyim ve çalışıyorum…doğumuma 2 ay kala işten ayrılmayı düşünüyorum…her nekadar maddi sıkıntılarımız giderek artsada bebeğime kendim bakmak istiyorum…çalışırsan ben bakarım diyor kayınvalidem ama ben ondan ayrı kalmak istemiyorum..eminim çok iyi bakacağına ama bir annenin yerini asla tutamaz…en güzel en özel anlarında çocuğumun yanında olamadıktan sonra anneliğimin ne kıymeti kalır…Az yerim az giyinirim ama çocuğumun yanında olurum diye düşünürken, eşim işten çıkarıldı bugün işinde son günü…yani yarın işsiz….sizden bu yazımı okuyan bütün arkadaşlarımdan dua etmelerini istiyorum..Rabbimin rahmeti sonsuzdur eminim bizede bir kapı açacak…yoksa bu kadar istememe rağmen bebeğimden ayrı kalıp çalışmak zorunda kalacağım…Selam ve dua ile…sevgilerimle…

    • Nur Diyor:

      Emine,
      Insallah en yakin zamanda Allah baska bir yerde bir kapi acar esinize. En KOTUSUNDE bile bir hayir vardir. Icini ferah tut ben iki bebegimi kaybettim uzulurken kendini uzmemeye calis. Allah’a guven ve Allah yardimciniz olsun.

  24. iremina Diyor:

    selamün aleyküm bence sorun çalışmak veya çalışmamakda değil anneliğin bilincinde olup annelik mesleğini sevmekde gizli.Hiç unutmuyorum yaşanmış şu olayı.Anne ne yaptı ne ettiyse oğluna süt içiremiyordu.En sonunda öğretmeninden yardım almak aklına geldi.Bir süre sonra öğretmen çağırdı anneyi problemi bulmuştu.Anne hergün işe gitmesen olmazmı diyen oğluna AMA ANNECİĞİM SANA SÜT PARASI KAZANMAK ZORUNDAYIM diye cevap vermişti.ÇOCUKLARIMIZIN HİÇBİRŞEYE ANNESİNDEN DAHA FAZLA İHTİYACI YOKTUR…..

  25. Ebru Diyor:

    Merhaba kolay gelsin. Bu yazıyı içim burkularak okudum.Benim de 2 tane çocuğum var. Oğlum 7 , kızım 14 yaşında. İkisi de 4 aylıkken ben işe başladım. Büyümelerine rağmen halen işe giderken için burkulur. Sabahları kızımla beraber evden çıkıyoruz. Oğlum uyuyor. Benim en şanslı yanım kayınvalidemin üst katta oturuyor olması. Oğlum uyanınca babaannesine gidiyor. Sağolsun hep o ilgileniyor. Ama gene de çocuklar da bir burukluk var. Çünkü onları okula anne götürmüyor ki herkesin annesi götürüyor. Ama şu an yapacak bir şey yok. Çalışmak zorundayım. İçin de bulunduğumuz şartlar bunu gerektiriyor. Belki eşim işlerini biraz toparlarsa her şey düzelir mi bilmiyorum. Pazar günü oldu mu bizim evde herkes çok mutlu çünkü anne evde. Kızım hep özenmiştir. O okuldan gelecek anne onu karşılayacak yemek hazırlayacak. Olmadı. Ama çocuklarım büyüdü artık. Bu durum beni hep üzecek.

  26. arzu Diyor:

    Selamun Aleykum.
    Sizden 9 yaşındaki ayağından hasta oğlum için dua istiyorum.Allah rızası için dualarınızı esirgemeyin.Allaha emanet olun.Hayırlı günler.

  27. ruveyda Diyor:

    Merhaba, öncelikle kaleminizin tadı ve akıcılığı çok hoş tebrik ederim.
    Dört dönem, bir anaokulunda branş öğretmenliği yaptım, cocuklarla ve pedogoji ile yıllardır yakından ilgiliyim ve cocukları cok ama cok seviyorum.
    Tüm bunların yanısıra, etrafımda dönen dünyadan sayısız anne-cocuk profilini gözlemledim..
    Yazınız içimi burktu, gercekten de bu manzaralar dönüyor kreşe gitme durumunda kalan yavruların dünyasında…

    ya diğer pencere?…
    Benim cevremde bu profilin zıttı cok daha fazla..yani evde olan yada çalışmayan kendini cocuguna evine adamış anneler..
    Cok bunalımlılar…Cocukları ile daha kücük yasta acayip derecede yüz-göz olmuşlar..Sosyal hayattan kopmak ve devamlı surette cocukla olmak, cocugun kıymetini unutturup ona yeterince iyi davranmalarına mani oluyor… Gecirdikleri bunalım ve buhran da cocugun dünyasını baska türlü yıkıyor.. yanındayken kırgın oluyor anneye…
    bazen düşman…DERSIME GIREN KAC COCUGUN ANNESI TARAFINDAN DOVULDUGUNU ANLADIM VE REHBERLIK ILE ISBIRLIGI ICINDE AILE ILE KONUSTUM.HEPSI DE CALISMAYAN VE 2.COCUK DA DOGUNCA DEVAMLI EV-COCUK BAKIMI KISKACINDA BUHRAN GECIREN KADINLARDI.
    Anne-cocuk birlikte ama ilgilenmiyor, belki günde 1 saat oynamıyor bile onunla.İnanın arkadaslarımın cocuklarını ben alırdım televizyonun önünden..
    YAZDIKLARINIZIN COGUNA KATILIYORUM, özellikle erken yasta verilmesini cok cok yanlış buluyorum.
    Ama inanın HER EVDE VE ANNESI ILE KALAN COCUK MUTLU DEGILDIR. Benim dersimden cıkmak ve eve gitmek bile istemeyenler vardı.
    Cok bilincli ve sefkatli anneleri tenzih ediyorum. Saygıyla ellerinden öperim, büyük sabır ve emek ile büyütüyorlar yavrularını.
    Fakat ilgisiz kocası olan, hayatın her yükü zaten üzerindeyken bir de cocuk bakımı eklenince, ruhsal sağlığı bozulan kadınlar ne yapsın?..
    Ki içlerinde kayınvalide eziyeti cekenler, kocası huysuz olanlar aldatanlar, sağlık problemi olanlar vs vs vs var…
    O ruh durumu içerisinde önce kendine gelmesi lazım ki cocuguna bişey verebilsin. Aman cocugumun uykusu bölünmesin yemegi söyle olsun orayada yetişeyim buraya da derken, onu ferahlatacak bir sosyal hayatı kendine ait bir zamanı da olmayan bu kadınlar, yasadıkları depresyon sonucu bu cocuklara cok ama cok buyuk zararlar veriyor..
    Sözün özü şu, KREŞ HER ZAMAN EN KÖTÜ SEÇİM DEĞİLDİR. BAZEN HAYAT KURTARIR, BAZEN EVLİLİK.
    Kocası aldattığı için kafayı yemiş devamlı ağlayan bir annenin yanında kalan cocuk, kreşe giden cocukdan daha mı sağlıklıdır??..daha mı mutludur?…
    Benim öğrencim olan o cocuklar kreşe gelmese bugun hala dayak yiyiyor olacaklardı.
    Onların kreşe gelmesi ile bi nebze ferahlayan dinlenebilen anneleri henüz yaptıkları hatayı anlamadan yavrularına hala hırçın davranıyor olacaklardı..

    Hayat dediğimiz şey o kadar birbiri içinde bir yumak ki, tek bi doğru yok. Herkesin şartları durumu psikolojisi farklı..
    Doğrular daima şartlara göre değişiyor, yavrusunu anne sevgisine doyurabilecek hakkı ile ilgilenebilecek anneler ile, hayatın ona getirdiği imtihanlar ile cocugunun hakkını veremeyen ve kendini toparlamak için zamana, paraya belki kafasını dağıtmaya ihtiyacı olan annelerin durumu cok farklı..

    Dinimizde de, süt annelik denen bir kavram var…Cocuk eger anneden daha iyi hiçbir yerde bakılamıyor olsaydı bu süt annelik kavramı olmazdı…Yada Amine validemiz süt anneye vermek yerine Efendimiz ile beraber serin yerlere göçerdi…
    Gene dinimizin cocuk yetiştirme kaidelerinde, illa sen annesin senin kokun senin yanın sen yetiştireceksin demiyor ki, sen yetiştir ama yetiştiremiyorsan ona bir ögretmen bir rehber bul ve ona ver diyor..
    Öyle cahil annelerimiz var ki…acı ama gerçek…yemek yemeği ve tuvalet eğitimini yuvada sevgi ve ilgi ile ögrenen çok çocuk gördüm..evde anne çakmak, çimcik ile korkutarak yapıyormuş tuvalet eğitimini…

    Cok erken yaşlarda yuvaya vermek doğru değil ama anaokulunda anneden kopma travmasının aynısı ilkokula giderken de yaşanıyor…Benim kardeşim 1.sınıfta iken aylarca sabah kalkma ve evden kopma konusunda isteksizdi, ağlardı..O zaman onu da öğretmene okula sınıfa yollamasa mıydık?…
    Yuvaya gitmeyen cocuk bunun aynısını ilkokula giderken yaşıyor..
    Cocuklar okula gitmek yerine alfabeyi ve diğer tüm şeyleri ve anne sıcaklığında mı öğrenmeli o zaman?…

    Yuva her zaman en kötü seçim değildir…
    Ev her zaman en iyi seçim değildir…
    Anne yanında kalmak her zaman en sağlıklı olan değildir..
    Her anne aynı değildir…

    Tüm yavruları ve onlara emek sevgi veren anneleri kucaklıyorum…

    • Nur Diyor:

      Ruveyda Hanim,
      Ben kreslerde sevgi ve ilgiyle buyumush biri olarak size kalbinizi kirmadan cevap vermek istiyorum. Oncelikle cok fazla ustunuze alinmissiniz ve o yuzden cocuklardan cok mesleginizi savunmussunuz. Burada konusulan asil konu cocuklar idi. Dedigim gibi ben 2 yasindan beri sizin mesleginizi yapan insanlar tarafindan buyutuldum, hic bir sekilde kotu muamele gormedim ama burada Cahide ablanin ve diger annelerin konustugu ve tartistigi asil konu cocugun ihtiyaclaridir. Asil problemde bunu bir norm haline getirilmeye calisilmasi.”buhranli” olmayan annelere de cocuklarini krese yazdirma konusunda baski altindalar. Sizin tarifini etmis oldugunuz “buhranli” ve “problemli” anneler haric sevgi ve sevkat dolu annelere bir mesajdi bu bence. Yani mesleginizi kotulemek degil, sadece cocuklarin gercek ihtiyaclarini konusmakti. Allah korkusu ve imaniyla egitim almish bilincli annelerin biraraya geldigi bir yer burasi. Sahsen ben o sevkatli ogretmenlerin sevgisine annemin kokusuna yeglerdim ama benim annem calismayi tercih etti. Kres ogretmenim beni cok severdi, hergun benimle ozel olarak ilgilenirdi cunku ben kresin demir parmakliklarinda saatlerce aglardim. Kendinize hic sordunuzmu, bu sistem nasil kuruldu diye. Neden bir anne kendi cocuguna bakmaya imkani ve parasi yok, neden sizler egitiliyorsunuz baskalarinin cocuklarina bakmaya.
      Size kisaca bir tarih bilgisi vericem ve bunu turkiyenin hic bir ders kitabinda bulamazsiniz. Birinci dunya savasindan sonra milyonlarca erkek hayatini kaybetti ve endustriyel devrimi ilerletmek icin kadinlarin is gucune ihtiyac olundu. Kadinlari fabrikalara cekebilmek icin dunya capinda bir kampanya kuruldu buyuk dev sirketler tarafindan. bunu insanlara hergece televizyonlarda ve radyolarda hap icirir gibi icirdiler taki calismak isteyen kadinlarin sayisi istemeyenleri gecene kadar. Ondan sonrasi bugunun yasandigi nokta. Bugun kadinlarin secme sansi neredeyse yok denecek kadar az. Ne kadar cok calismak zorundayim diyen kadin var dimi. Eskiden boylemiydi? Bu kadinlara kurulu bir tuzakti aslinda ama o zamanin kadinlari bunu bir devrim, bir ilerleyis ve modern cag olarak algilamislardi. Amerikan kadinlari kendilerine yapilan bu tuzagin farkina yillar sonra vardiklari icin bugun cocuklarini kendileri yetistirebilmek icin mucadele ediyorlar. Hatta home schooling yasasini bile cikratmislar, yani kendi cocuklarinin egitimini kendileri evde veriyorlar. Ben ve benim gibi bir cok yeni nesil bu tuzagin yeni tohumlariyiz. Cunku biz cocuklar sizlerin demir parmakli suslu odalarinda buyumek istemiyoruz ve buna kulak veren annelerede mani olmayin. Size kimse gelip neden bu cocuklara ve onlarin sorunlu ailelerine yardim ediyorsunuz diye cikismadi. Sizde cocuklara yardim etmek isteyen birini lutfen bu kadar cikismayin.
      Saygilarimla

      • ruveyda Diyor:

        Nur hanım, kalbim neden kırılsın?..burada birlikte mütala edip fikirlerimizi paylaşıyoruz…
        Ben fikirlerimi Cahide hanıma cikismak için yazmadım inanın. Tam tersi genel anlamda vizyonunu begendigim icin yorum yazma girisiminde bulundum. Yoksa fikrime ters düzen binlerce blog yazarına yorum yazabilirim ama ben ilk kez burada yazdım.
        Sebeb; benim inanc cercevem icerisinde olan kendime yakın buldugum bu kalemin, konuya tek yonlu baktıgını dusunmemdi.
        Yazdıgım yorumu dikkatlice okursanız ”yazdıklarınızın coguna katılıyorum … ‘ diyerek baslıyorum söze…

        Keske yazdıgım yorumu bir kez daha dikkatle okusanız. Cunku yazdıklarıma cevap degil, diger yorumların tekrarı olmus bana soyledikleriniz.

        Ben bir konu hakkında veya bir kavram hakkında ‘köktencilik’ kavramına karsıyım. Sadece dini degerlerimiz pragmatiktir. Onun dışındaki her konu cok fazla yöne ve şarta sahip.
        Örnegin dürüstlük ki ne derece önemli bi kavram dinimizde, bütün büyük günahlardan önce Efendimizin bırakılmasını emrettiği şey yalan, 3 şart durumu olunca ona dahi izin var.
        Yani demek istediğim, HER SARTTA TEK BIR DOGRU YOKTUR.
        Bu yazı, diger cerceveleri biraz öteleyerek, belki de batıdan gelen ve pohpohlanan bu akıma bir tepki olarak, benim bahsettiğim durumlara hic deginmeden sadece tek yönlü bi mana iceriyor.
        BEN BU TEK YONLU MANAYA BASKA BIR PENCERE SUNMAK İSTEDİM.
        Dinimizde bile olan, insanların en üstünün hayatından örneklerle süt annelik ve hoca tutmak örneği ile anlatmaya çalıştım ne demek istediğimi..

        Ben severek, ilgi ve sevgi ile cocugunu buyutecek bir anne işi için kariyeri için cocugunu krese versin demiyorum. Kadınların para veya kariyer ugruna cocuklarını bırakmasını savunmuyorum. Ne olur bi kez daha okuyun yazdıklarımı, o zaman anlayacaksınız ole bi davam olmadıgını.
        Bole buyutecek annelere neden mani olayım?…
        Yalnızca, yazıda eksik buldugum bakış açısı hakkında fikrimi paylaştım.
        Boyle yapan annelere gerekenleri gayet güzel anlatmış Cahide kardeşimiz.
        Cevabınızın diğer 2 noktası var ki, ben tüm anneleri ve tüm cocukları düşünerek değerlendiriyorum konuları.
        Elbette blogun müdavimleri saygın ahlaklı ve imanlı egitim almış kişiler…Fakat sunu kesin ve net nasıl soyleyebiliriz ki; bu blogu bu yazıyı okuyan her anne zaten sefkatli cok iyi annelik yapan aklı basında imanlı ve ahlaklıdır.
        Takipçilerin genel profili bu olabilir, ki cok ama cok mutluluk verici bir paylaşım ortamı demektir, din kardeşlerim adına sevinirim buna.
        Ama burası genele açık bir platform…Bu yazıya ve bloga ulasan herkes mukemmel anne ve muslumandır diyemeyiz, ben cok daha genel bir bakışla tek yonlu buldugum konuda fikir beyan ettim.
        Ve buna katılıyorsanız zaten sorun yok..Ev hanımı olsa da zor durumda olan kadınları gostermek ıstedım. Cevremden gozlemledıklerımı…Hayatta gercekten tek bı dogru yok. Sız zaten bu ruhsal sağlığı bozulmus anneler harıc dıyorsanız, kalanlar hakkında kulliyen hem fikiriz :)

        Anaokulu tecrubem daha öncede söyledigim gibi, 4 dönem oldu…meslek olarak ekmek yedigim bir iş degildi, Allah rızası için hiç bir bedel almadan bilakis harcayarak cocuklara temel din bilgileri ve Allah, Peygamber sevgisi vermek, Elif-Ba öğretmek üzere oradaydım. Yani üzerime alınacağım bir durumum da yok. Mesleğim bu da değil, Kuran-ı kerim öğretmeniyim ve evde part-time baska bir meslekte çalışıyorum.
        Tabiki önemsediğim ve savundugum sey cocuklar ve onların ihtiyacları, mesleğim değil kesinlikle.
        Tam da bunu demek istemiştim. Onların ihtiyacları zaman zaman değişebilir, illaki şu dogrudur diye birşey yoktur.
        Ama zaten tek bir zümre için yazılmış ise, ilgilenebilen sevgi emek verebilen anneler için yazılmış ise hiç mi hiiiç itirazım yok.

        Tek yonlu, subjektif pencereleri daima irite edici ve vizyonu eksik bulmamdan ötürü, madalyonun diğer yüzünü göstermek istemiş ve fikirlerimi paylaşmıştım.
        Tekrar edeyim, Çizgisini kalemini cok begendigimi zaten söyledigim Cahide hanıma çıkışmak değildi niyetim, aklıma bile gelmez, kavgacı biri degilim.
        Rahatsız ettiysem, veya bu hitap edilen zümreye gelecek bir hayra mani olduysam özür dilerim.
        Dilim döndügünce kendimi ifade etmeye çalıştım, inşallah ben de sizi kırmamışdır Nur hanım.
        Saygılar sevgiler benden sizlere olsun.

        • Nur Diyor:

          Ruveyde hanim,
          Kusura bakmayin, bu konu cok yakindan ilgilendiriyor beni. Cok sevinmishtim sonunda akil sahibi birisinin bu konuyu acikca ortaya dokebilmesine. Ben isterimki dusunebilen ve cocuklarina herseyin en iyisini vermek isteyen anneler bu yaziyi okuyup, daha dogru kararlar alsinlar. Benim annem bizim icin herseyin en iyisini yapmak istedigini soylerdi ama, hic bir zaman benim {annecim evde kal ise gitme} ricalarima kulak vermedi. Cunku ben daha ufacik bir cocuktum ona gore ve aklim ermiyordu yetiskinlerin hayatlarina. Yani beni gercekten neyin mutlu edecegini gozardi ediyordu. Dolayisiyla manevi ihtiyacimi, maddi ihtiyaclarla doldurmaya calisirdi. Allaha cok sukur hic bir maddi ihtiyactan eksik birakmadi ama ruhumu bombos birakti. Ben annemin varliginda annesizligi yasadim diyebilirim. Umarim yazinizi okuyan, evliliginde biraz sorunlar yasayan anneler careyi cocuklarini kreslere vermekte aramazlar. “Zaten cok sinirlerim harab bu aralar, cocukta bundan kotu etkileniyor onu bir krese vereyimde bu problemler arasinda bogulmasin yavrum” diyebilirler sonucta. Yani asil felaket cocugun basina patlamish oluyor. Ben annelerin kendilerine sunu hatirlatmalarini istiyorum. Cocuklar evimizde yetistirdigimiz cicekler gibidir. Eger yeterince sulamaz, yada cok golgede birakir, gunesten mahrum ederseniz biraz yapraklarini sarartir, solar, ve sizde hemen buna karsi tedbirinizi almaya calisirsiniz. Yani konusamasada derdini size bir sekilde fiziksel degisikliklerle gostermeye calisir. Cocuklarda ayni sekilde dertlerini anlatamasalarda, fiziki degisiklikler veya davranislarla aci durumu size aktarmaya calisirlar. Eger cocugunuzda degisiklikler seziyorsaniz onunla mutlaka konusmaya calsin ve daha fazla zman gecirmeye calsin. Mesela ben uzun yillar yatagimi isladim, anneme karsi hastalik derecesinde duskundum (tuvaletin kapisinda beklermisim). Ruveyde hanim”demek istediklerimizle, dediklerimiz bazen birbirini tutmuyor. Belkide sizde benim yazdiklarimi benim demek istedigim gibi anlamadiniz. Ceken bilir diyecegim. Saglicakla kalin, insallah.

          Not: Bu arada hastaliklar icinde bocalayan herkese Allah’tan sifalar diliyorum. Dun dogal yollarla kanseri yenebilecegimizi anlatan bir kitab aldim. Gorunuse bakilirsa kayisi cekirdegi ve elma cekirdegi kanseri yeniyormush. Lutfen kanser oldugunu dusunen veya kanser olan herkeze bunu soyleyin. Amerikada cok buyuk basarilar kaydetmish herbalist doktorlar. Tabiki bu kanserin derecesine de bagli. Kitapta ayrica cekirdekleri bir onlem olarakta tuketmek gerektigini soyluyor. GUNUMUZDE her 3 erkekten 1 i her 3 kadindan 2 si kanser oluyormus. Ben aktardan badem diye kayisi cekirdegi almishtim daha once cok aci diye yemiyordum ama sanirim hayattta tesadif denen bir sey yok demekki. Yemege basladim. Ben ayrica zeytin cakirdeginide yiyorum. Dr. Ahmet Marankinin bundan 3 veya dort yil once cekirdeklerdeki yuksek enerjiden bahsettigi bir video izlemishtim. Yani sizin anlayacaginiz cekirdeklerde sifa varmish.Kendinizde internette bir arastirma yapin isterseniz. Yada kitabi satin alabilirsiniz bilmiyorum turkce cevirisi varmi. Kitabin ismi “Cancer: Step out of the Box.” Doktorum kan testimin sonuclarina baktiginda sehrin en saglikli kadiniyla karsi karsiyayim demishti. Arkadaslar Allahima cok sukur ler olsun onun ve peygamberimizin emirleriyle beslenmeye calisiyorum. http://www.unani.com/origins.htm ve http://www.chishti.org/healing.htm bu sitelerde Hz. Muahhammed Efendimizin (s.a.w.s) onerdigi yemekler ve sifalar ve baharatlar var. Ibni sinanin hastaliklar ile yazdigi kitabida okuyun yanlis hatirlamiyorsam ismi Kanun. Ben insallah bu sene tr’ye geldigimde alacagim. Herkeze bol sifalar diliyorum.
          Jibek abla lutfen bunlari cevirirmisin. Bunlari yukarida verdigim siteden ekliyorum. Ingilizce bilenleriniz icin.

          Said the Prophet of Allah (s.a.w.s.):

          Allah did not create any illness without also creating the remedy, except death [old age]. Allah said that he who lives according to the Qur’an will have a long life.

          The origin of every disease is cold. So eat when you desire and refrain when you desire.

          The stomach is the home of disease and abstinence the head of every remedy. So make this your custom.

          In the sight of Allah, the best food is a food shared by many.

          To eat the morning meal alone is to eat with satan; to eat with one other person is to eat with a tyrant; to eat with two other persons is to eat with the prophets (peace be upon them all).

          *In my judgment, the cuisine of Afghanistan provides the best recipes for applying all of these foods in proper proportion, and in that country, at least, the foods are eaten in light of availability by season. Unfortunately, there are few easily obtainable books on Afghan cooking. It is also a fact that the men and women of Afghanistan are probably among the most vigorous and hearty and pious on earth.

          Allow your food to cool before eating, for in hot food there is no blessing.

          When you eat, take your shoes off, for then indeed your feet have more rest. This is an excellent advice.

          There is blessing in the middle of a dish. So commence from the side and not from the middle.*

          There is blessing in three things: in the early morning meal, in bread and in soup.

          Brush your teeth with a miswak [a wooden toothpick usually made from a twig of the pelu tree] after a meal and rinse out your mouth. For these two practices are a safeguard for the eyeteeth and the wisdom teeth.

          Use miswak, for this practice comes from cleanliness, and cleanliness comes from faith, and faith takes its practitioner to heaven.

          The dish pleads for mercy for the one who takes up the last morsel [i.e., do not be wasteful].

          Eat together and then disperse, for a blessing resides in groups.

          Less food, less sin.

          To horde in these things is unlawful: wheat, barley, raisins, millet, fats, honey, cheese, walnuts, and olives.

          Let no one drink while standing up, except one who is suffering from sciatica.

          Eat your meal at dawn, for there is blessing in a meal at dawn.

          When I was taken up into Heaven, I did not pass one angel who did not say to me: “O Muhammad, tell your people to make use of scarification [allowing out a small amount of blood from an incision]. The best treatment that you have is scarification, coriander, and costus [an East Indian herb].

          Whoever is sick for seven days, thereby he expiates before Allah the sins of seventy years.

          There is no pain like pain in the eye, and no worry like the worry of a debt.

          When the Prophet (s.a.w.s.) came before a sick person, he used to say: “Get rid of evil delusions. Strength is with Allah the Almighty. Cure and be cured. There is no healing but Yours.”

          *The implication here is that one should exhibit a selfless reserve and allow another to obtain the blessing, not hog it for oneself.

          • Cahide Diyor:

            Sevgili Nur, anlattıkların ilgimi çekti canım. malesef Jibek artık siteyle ilgilenemiyor çünkü buna vakti yok. Sıkıntıları çok. Bu yüzden çevirme işi yattı:((

            Birde peygamberimizin önerilerine uygun beslendiğini yazmışsın. Mesela az yeme önerisini de uygulayabiliyor musun? Benim de biraz kilo fazlalığım var. Çok ilerlemeden önlemini alayım diyorum. Ama biz ailecek çok iştahlıyız.Ailede çok kilolu kimse yok gerçi ama yinede az yeme taraftarıyım. Bunuda sıkça yapamıyoruz. Elma çekirdeklerini bende çok severim mesela.Sadece sapını atar gerisini yerim:) Haftada iki kez oruç tutmakta bir nevi botox oluyor.
            Faydalı bilgiler için Allah razı olsun canım…

            • Nur Diyor:

              Cahide ablacim sanirim sorunuza Peygamberimiz (s.a.w.s.) en guzel sekilde cevap vermish. Ben bunlari ogrendikten sonra uygulamaya basladim. Fazla kilolarimdan ve selulutlerden kurtuldum. Esim hatta genclestigimi soyluyor insallah herkez ayni sonucu alir. Ama belirtmek istedigim su var. Bu sitenin kuruculari yani “unani tedavi” uygulayan hekimler her seyin sonunda guclu bir inancla oldugunu soyluyorlar. Yani peygambere ve onun emirlerine inanmayan, Allah’in emirlerine gonulden inanmayan kisiler icin bunlar sadece faydasiz yontemler. Elimden geldigince cevirmeye calistim. Insallah birileri bunlarda sifa bulur. Ben diyorum isterseniz bir baslik attin peygamberimizin ve Allahimizin yemekleri diye orada elimden geldigince bu siteden ceviri yapayim. Bu sitenin filosofu BIZIM COK YAKINDAN tanidigim Ibni Sina. Bizler Osmanli zamaninda daha saglikli, ve daha bereketli bilgilerle donatilmistik. Ama bunu sildiler, supurduler, tarihimizi yerle bir ettiler. Bizleride cahil, onun bunun sacma sapan ise yaramayan ilaclarina bagimli ettiler. Ibni Sinan in kitaplarini mutlaka okuyun, osmanlinin gelmish gecmish en buyuk hekimidir diyorlar. Almanya ve Amerika gibi gelismis devletler bu kitaplari cevirip icindeki sifali bitkileri ogrenip bunlardan patentlenmis ilaclar yapiyorlar ve bize bunu kat kat fazlasiyla satiyorlar. Lutfen herkez tarihimize ve osmanli tibbina sahip ciksin. Cunku bir kayundan farkli bir sekilde yasamiyoruz. Allah butun inananlara bilgilerin en hayirlisini versin insallah. Televizyonlarinizi cope atin diyorum ben. Benim yobaz ve cagdis oldugumu dusunecek olanlarada su mesajim var ben yaklasik iki senedir gercek anlamda muslumanim, sizlerin o cok modern denilen batiya ozendiginiz herseyin icinde buyudum ve gercegin Allah’ta oldugunu gordum. Kurani okudum, VE namazi ogrendim. Allah insallah musluman olupta onun ne demek oldugunu kendisinden (Kurandan) degilde TV DEN ogrenen herkeze yardimci olsun. Asagidaki bilgiler tamamen http://www.chishti.org/foods_of_the_prophet.htm, burada cevirdim. Cevirimde hata bulanlar duzeltsinler. Allah Knows Best! Allah herseyin en iyisini bilir!

              Allah’in Peygamberi (s.a.w.s) soyle demistir :
              1. Allah, olum haric, her derdin sifasini vermishtir. Allah’in emirlerine uygun yasayan herkez uzun omurludur.
              2. Her hastaligin merkezi soguktur. Dilediginizde yiyin, dilediginizde sakinin.
              (yani oruc tutun. Benim bundan cikardigim sonuc yemek yemek istemediginiz zaman kendinizi zorlamayin.)
              3. Midemiz her hastaligin evidir ve merkezidir. kacinmak sifanin basidir (=kelimenin tam manasi yemek ve kotu aliskanliklardan sakinmak sigara ve alkol gibi).
              4. Allah’in gozunde en guzel yemek bir cok kisiyle paylasilmish olanidir.
              5. Sabah yemegini yanliz yemek seytanla yemektir, bir kisiyle yemek zalimle yemektir, iki kisiyle yemek peygamberlerle yemektir(peace be upon all of them).
              6. Yemeginizi sogumasini bekleyin, sicak yemekte bereket yoktur.
              7. Yemeginizi yerken ayakkabilarinizi cikartin cunku ayaklariniz daha cok dinlenir. Suphesiz bu mukemmel bir nasihattir.
              8. Yemegin ortasinda (yani tabagin ortasinda) bereket vardir. Bu yuzden yemege kenarlardan baslayin ortadan degil. (Yazara gore buradaki gercek anlam, baskalarina bu bereketten yararlanmalari icin birakin kendiniz hemen ortaya dalip bereketi silip supurmeyin. Tabi bu hala ayni tabaktan yiyen aileler icin gecerli. Biz hep boyle yerdik taki televizyon bize ayri tabaklarda yememiz gerektigini ogretene kadar. Ama biz esimle ayni tabaktan yemege basladik cok ta tatli oluyor tavsiye ederim)
              9. Bu uc seyde bereket vardir: sabah erkenden yenilen yemekte, ekmek, ve corbada.
              10. Her yemekten sonra dislerinizi miswak ile temizleyip durulayin. Bu dislerinizin sagligi icin koruyucurdlar.
              11. Miswak kullanin cunku, bu davranis temizlikten gelir, temizlikte imanda/inanctan gelir. Ve inanc inani cennete goturur.
              12. Tabaktaki son lokma onu yiyecek olana merhamet diler.(yani Israf etmeyin)
              13. Berabar yiyin ve dagilin. Cunku bereket hep beraber yiyen insanlarin sofrasindadir.
              14. Az yemek, daha az gunah demektir.
              15. Su yemekleri stoklamak/istiflemek kanundisidir : Bugday, arpa, kuruuzum, dari, yag, bal, peynir, ceviz ve zeytin.
              16. Kimse ayakta su icmesin, siyatik yani kalca sinirinde rahatsizligi olanlar haric.
              17. Yemeginizi safak vakti erkenden yiyin, cunku cok bereketi vardir bu ogunun (Gece ve Sabah meleklerinin sabah namazina beraber sahitlik ettiklerini okumustum, belkide bu yuzden bu yemegin bereketi cok fazla diye dusunuyorum )
              18. Ben cennete cikarildigima, bir melegi gecmedimki bana sunu demesin : Ey Muhammad insanlarina soyle acilmis yaralarindan biraz kan akitsinlar. En iyi tedavi kan akitmak, kisnis, costus (bunun cevirisini bulamadim bir hint baharatidir yaziyor)
              19. Yedi gun hasta olan, Allahin onunde, yetmish gunluk gunahin cezasini cekmektedir. (Bunu kefaretini odemektedir diyede cevirebiliriz. )
              20. Gozdeki agridan daha kotu bir agri yok, borc sikitisindan daha agir bir sikinti yoktur.
              21. Allah’in Peygamberi (s.a.w.s) hasta biriyle karsilastigi zaman soyle derdi : “ Ugursuz, serir dusuncelerden (aldanislardan) kendini arindir. Guc herseyden ustun Allah iledir. Iyiles ve iyilestiril. There is no healing, but Yours(Bunu ceviremiyorum kusura bakmayin halk dilinde bir deyim gibi geliyor kulaga, yani kelime kelime ceviri gercek anlami vermiyor bence ).

              • Cahide Diyor:

                Allah razı olsun kardeşim ama ben bunca yemek tarifimle kendimden utandım. Biraz kendime çeki düzen vermem lazım..:(

                • Nur Diyor:

                  Cahide abla,
                  SENIN bu GUZEL tariflerin olmasaydi ben seni hic bulamayacaktim. Seni mayasiz ekmek tarifi ararken buldum, sonra bir daha da kopamadim. Allah senden binlerce kez razi olsun diyorum tariflerin icin cunku ben yemek yapmasini senden ogreniyorum. Bence bu sana Allah”in bir lutfu. Bu guzel yemeklerini dost ve akrabanla paylasirsan kendinede iyilik yapmish olursun. Allah hepimizin gunahlarini bagislasin.

                  Bir ceviriyi unutmushum siralamada, cunku bunun peygamberimizin mi yoksa yazarin kendisinin sozlerimi anlamamistim. Yildiz isaretiyle digerlerinden ayrilmish o yuzden ben daha cok bunun yazarin sozleri oldugunu dusunuyorum. Ama yinede Allah herseyin en iyisini bilendir.

                  Ceviri soyle : Kanimca, Afganistanin yemek kulturu, bu yemekleri en dogru oranlarda kullanan tariflere sahip ve bu ulkede, en azindan, her sey mevsiminde yeniliyor.Malesef cok az afghan yemek kitabi var. Ve su bir gercektirki, bu ulkenin kadini ve erkegi yeryuzunun en guclu, en candan ve en dindar insanlaridir.

                  Bu yemeklerden kast bence websitesindeki bir sonraki baslikta peygamberimizin (S.A.W.S) sozunu ettigi yemeklerin ve baharatlarin listesidir ki, bende sizlerle bunlari paylasmak istiyorum. Peygamberimizin en sevdigi yemegin, 9. yuzyilin arab yemek kitabindan tarifini buldum. Bir cok musliman ulkede bunu bayramlarda yapiyorlarmish. Adi Tharid deniliyor bu etli yemegin, eger bilmiyorsan cevirisini paylasirim Cahide abla, sende o guzel ellerinle bize resimlerle anlatirsin. Sevgi ve dualarla

  28. saadet özkan Diyor:

    50 yaşına gelmiş üniversite mezunu ve araları 15 ay olan 4 çocuk annesiyim.Şimdi en büyüğüm 24 en küçüğüm 20 yaşında…O zamanlar topluma hizmet için mesleğimi yapmam ve yeni açılmaya başlayan kreşlere vermem için yol gösterdiler ama “neden benim olanı başkası büyütsün”içgüdüsü beni hep engelledi..Dinimiz asla bencilliği sevmez ama “çocuk” söz konusu olduğunda bence tatlı bir bencillik içine girip herkes dahil kendinizden başkasının çocuğunuzu büyütmesine izin vermeyin.tabii akıl ve ruh sağlığı yerinde olmayan ebeveynler için koşullar değişmeli elbette…Ayrıca tek başına olupta geçimini sağlamak zorunda kalan kadınlarımıza da komşuları yardımlaşarak bakabilirler evin atmosferinden de ayrılmamış olur çocuklar böylece …Ya da çalışmasa bile bakımda zorlanan genç hanımlara yol göstererek ve yardımlaşarak sanki torununuz gibi düşünerek faydalı olabilirsiniz.Bütün amaç çocukların iyi ortamlarda büyümesi ve neslin sağlam ruh haline sahip olması inşaallah….

  29. Nur Diyor:

    Yukarida bir bilgiyi duzeltmek istiyorum, Gunumuzde her iki erketen biri, VE her uc kadindan biri kanser olacak diyorlar. Yanlish aktarmisim kusura bakmayin, Ayrica bir bilgi daha vermek istoyorum cocuk yapamayan aileler icin bu. Yediklerimiz ve ictiklerimiz bir cok haram oldugunu bilmedigimiz, pis yiyecekler bunun en bas sebeplerinden biri. bunun icin internette cok arastirma yaptik ve daha da yapacagim ALLAH IZIN VERIRSE. Ben iki bebegimi arka arka ya dusurdum bu yuzden bu konuyla cok iligiliyim. Bu arastirmalarim sirasinda su bilgiyle karsilastim http://www.herbalistatabay.com/. Cocuk yapamayan butun ablalarima ve kardeslerime butun ictenligimle sesleniyorum lutfen bu siteyi okuyun ve bu enstituye basvurun. Bizimlede paylasin sonuclari, herkez bilsin diyorum inanilmaz bilgiler var icinde bastan sona okuyun diyorum. Mesala yabanci uyruklu (yunan) erkeklerin spermlerini turk kadinlarimiza kocasinin spermi diye enjeckte ediyorlarmish. Allah korkusu denilen bir sey kalmamis Turkiyede. Para icin ruhunu satmish cok doktorlar var. Dikkat edin diyorum. Ikinci, ucuncu, hatta ve hatta dorduncu bir fikir almadan, her doktorun onerisini dinlemeyin. Neolursunuz, tib dunyasinda akla hayala sigmayacak pis isler donuyor. Allah hepimizin yardimcisi olsun diyorum

  30. Ebrar-Iman Diyor:

    Evet sana su doktorlar ve verdigin o güzel tavsiyelere katiliyorum. Heleki su doktorlara dikkat edin. Nur kardesim masallah böyle devam et,Rabbim sana hayirli ilimler versin,bende merakliyim faydali bilgilere.
    Selametle..www.cennetedavet.net(faydalanabileceginizi düsünüyorum)

  31. şebnem Diyor:

    Ben İstanbuldan yazıyorum benimde 4 buçuk yaşında kızım var ve kendisini 1 buçuk senedir sübyan okuluna gönderiyorum..kızım şu an Yasinden birkaç ayet ezberlemiş durumda(Maşallah) ayrıca bütün duaları biliyor cüzü bitirmek üzere tecvitli bir şekilde sürekli Kurandan ayetler okuyor kendi kendine şarkı gibi..ben çalışmıyorum evdeyim mecbur olduğum için değil eğitimi için yaşken eğilmesi için uğraşıyorum…evde akşama kadar tv karşısında oturmasındansa bu şekilde bir okul tercih edilebilir..arkadaşıma katılıyorum kreş herzaman kötü değildir..ev herzaman iyi değildir..ne anneler biliyorum çocuk evde akşama kadar tv karşısında kendi internet karşısında..akşamları kızımla geçireceğim 3 saat kaliteli zamanı bütün güne tercih ederim..selametle…(şebnem)

  32. ÖFKELİ Diyor:

    gene dişe dokunur bir gerçek!kalemine sağlık.şu zengin türk aileleri,ünlü bayanlar,hep merak etmişimdir niçin hep yabancı bakıcı seçerler türk olduklarından utanır gibi?nasıl bir avrupa özentiliğidir bu?bir de tvlere çıkıp çocuğumu yurtdışında doğuracağım demezler mi sinir oluyorum.oldu olacak vat


Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s