(Resûlüm!) De ki: “Şüphesiz Rabbim rızkı, dilediğine genişletir, (dilediğine) daraltır.Fakat insanların çoğu bilmezler. (34/Sebe’, 36)
Eskilerden kıtlık zamanlarını çokça dinlemişsinizdir. Aylarca yağmurun yağmadığı, toprağa ne ekseler ellerinin bomboş kaldığı zamanlar. Dedem aylarca ot yediklerini anlatırmış babama. Su yok, sabun yok, tuz yok… Sonraki nesiller bu durumu neredeyse hiç yaşamamışlar. Sanki yıllar geçtikçe herşey bollaşmış, gökyüzü taşıdığı ne varsa yağdırmış, toprak içindekileri alabildiğine dışarı atmış gibi…
Ağzı dualı, gözüne namahrem bir erkek gözü değmemiş ninelerimiz, nur yüzlü, alınlarında secde izleriyle dolaşan dedelerimiz niye kıtlık çekmişler? Şimdi yaşadığımız toplum tüm azgınlıklarına ve isyanlarına rağmen neden bu kadar nimet bolluğu içinde yüzüyor?
Ebû Talha -radıyallâhu anh- anlatıyor; “Resûl-i Müctebâ Efendimiz’e açlıktan şikâyet ettik ve karınlarımızı açıp gösterdik. Herkes karnına bir taş bağlamıştı. Resûlullâh da karnını açtı. Baktık ki onda iki taş vardı.” (Tirmizî, Zühd, 39)
Bizler çoğu zaman bir parça kuru ekmeği bile bulamamış bir Peygamberin ümmetiyiz. Efendimizin, sahabelerin, ve atalarımızın yokluk günlerine mukabil, bizler yediğimiz önümüzde, yemediğimiz arkamızda bir hayat sürüyoruz. Karınlarımız tıka basa dolu olsada doymayan gözlerimiz var bizim. Elimizi neye atsak nimet, nereye baksak dünya tüm varlığıyla önümüze serilmiş sanki…
İstisnalara sözüm yok ama toplumda “yarın ne yiyeceğim” endişesi taşıyan neredeyse kimse yok. Dolaplarımız, dondurucularımız, kilerlerimiz yiyecek dolu. Şişmanlık toplumun baş hastalığı olmuş. Çoğumuz, Efendimizin sevmediği gibi göbekli. Çocuklarımız semirmiş ve artık kolay kolay hiçbir yiyeceği beğenmiyorlar…
Fakat bizler hiçbir zaman olmadığı kadar şükürsüz ve nankörüz. Oysa dün hayal bile edilemeyen herşeye sahibiz. Çoğumuzun arabası, hatta bazılarının iki arabası var. Tek ev yetmiyor da iki ev alıyoruz. Kim pazardan kıyafet alıyor ki? Etiketindeki markaya bakmadan giysi alan kaç kişi var? Arkası kalın tvler çok yer kaplıyor, LCD ekran olmalı. 55 ekran çok gerilerde kaldı. Oldumu en az 82 ekran olmalı. Oymalı halısı, boncuklu perdesi, tam tekmil yemek takımları… İhtiyaç duyduğumuz şey karnımızı doyurmak, açıkta gezmemek değil artık. Biz dünyamızı cennete çevirmeye çalışıyoruz…
Aynı maaşı alan iki aileden biri yakınıp duruyor, diğeri haline şükrediyor. Ben tek çocukla çift maaşla nasıl geçim yapamıyorlar diye şaşıyorum. Onlar tek maaş, dört çocukla nasıl idare ediyorlar diye bana şaşırıyorlar.
Kimisi çocuklarını mahallesindeki okulda okuturken, kimisi yılda 15 bin tl. verip özel okulda okutuyor. Kimisi 10 yıldır aynı kanepede otururken, kimisi 2 yılda bir takım değiştiriyor. Kimi pek çok gıdayı evinde hazırlarken, kimi marketi evine taşıyor. Sucuksuz, kaşarsız kahvaltı yapamayan, tahin pekmeze ağzını sürmeyen, ıspanağa pırasaya “ıyy” diyen çocukları var çoğumuzun. Elli tane gömleği, elli tane kıravatı olan erkekler, otuz tane eşarbı, bir o kadar çanta ve ayakkabısı olan kadınlar var aramızda. Onca şeyi nasıl giyer, nasıl kullanır bilinmez. Ne lüx kıyafetinden, ne lüx yemesinden ödün vermeyen, sonrada kredi kartlarıyla boğuşup duran bu insanlara sorsanız “Geçinemiyorum, hayat şartları çok zor” diye ağlarlar!
Fransız filozof şair Charles Baudelaire: “Susuzluğumuzdan daha büyük olan bardaklarımız, sürahilerimiz yüzünden utanıyorum.” diyor.
Erkeğin çalışması yetmiyor artık. Hanımlarda çalışıyor. Hanelere giren para miktarı arttıkça ihtiyaçlar artıyor. Dünya için hırs yaptıkça bereket azalıyor. Bereket azaldıkça şikayetler, isyanlar artıyor…
Allah Teâlâ şöyle buyurdu: ‘Ey Âdemoğlu! Kendini
kulluğuma/ibâdetime ver, gönlünü zenginlikle doldurayım, fakirliğini kapayayım.
Böyle yapmazsan ellerini meşgûliyetle doldururum, fakirliğini de kapamam.”
(Tirmizî, Kıyâmet 31)
Kanaat etmeyi çoktan unuttuk! Oysa kanaat rızık genişliğine sebeptir. Her canlının yiyeceği her lokma, alacağı her nefes bellidir. Rabbimiz: “Yeryüzünde rızkı Allah’a ait olmayan hiçbir canlı yoktur. O, onların karar kıldıkları yerleri de, emaneten durdukları yerleri de bilir. Onların hepsi apaçık bir kitaptadır.” (Hud suresi:6)buyuruyor. Kurdu, kuşu, börtü böceği rızıksız bırakmayan Allah’a gereği gibi tevekkül etseydik, kanaat nedir şükür nedir bilseydik, onca nimet içinde olup hâlâ geçinemiyorum dermiydik?
Farkettiniz mi bazı evler nasıl bereketlidir? Az bir parayla borçsuz harçsız yaşarlar. Bazılarınında kazandıkları dolgun maaşlarının beti bereketi yoktur. Ben rızkın mucizevi bir şekilde artıp eksildiğine inanıyorum. Tam bitti sanarken buzluğun gerisinde bir parça kıyma bulursunuz, yağ bitti derken, kilerde açılmamış bir şişe yağ görürsünüz hani… Paranız az kaldı diye bilirken, hesapta olmayan bir miktar parayı farkedersiniz…Hiç ummadığınız bir yerden alacağınız bir meblağ gelir, arkadaşınız bir kilo baklava getirir… Bu rızkın artması değil de nedir?
Ya da üçe alacağınızı beşe alırsınız. Olmadık bir zamanda çamaşır makinası bozulur, yenilemek zorunda kalırsınız. Arabanız arıza yapar, hesapta olmayan tomarla para elden çıkar. Orta halli komşunuz 1 kg kıymayla bir ayı geçirir de, siz onunla bir hafta idare edemezsiniz…
Onun beş çocuğu, sizin çocuk gibi beslenmediği halde topaç gibi hasta olmadan büyür. Sizin çocuk çürük elma gibi dolanır etrafta. Onu al, bunu al, aman iyi olsun, aman yesin, aldıkça doymayan, verdikçe bilmeyen çocuklarınız olur sizin. Onca para nereye gider, nasıl tükenir anlamazsınız. Şükürsüzlüğünüz vesilesiyle rızkınız daralır da haberiniz olmaz…
Şükür, kanaat, ibadetler, bolca tevbe etmek rızkı artıran sebeplerdendir. Allahtan razı olmak, Allah’ı razı eder! Allahın verdiğine razı olan kulu Rabbimiz darda koymaz…
Sağlığınız huzurunuz yerindeyse, kimseye muhtaç değilseniz, kirasını ödeyebildiğiniz bir eviniz, açıklığınızı örtecek iki kat elbiseniz varsa, bir fakire üç kuruşta olsa sadaka verebiliyorsanız, hele yüreğinizde kamil bir imanınız varsa siz dünyanın en zengin insanlarından birisiniz. Cebi dolu, kalbi boş insanlar dünyanın en fakirlerindendir. Ne kadar çırpınırsanız çırpının, ancak size yazılan kadar kazanırsınız. Bırakıp gideceğiniz bir dünya için, bu kadar çırpınmaya değer mi?
“Sizden kim nefsinden emin, bedeni
sıhhatli ve günlük yiyeceği de mevcut ise sanki dünyalar onun olmuştur.”
(Tirmizî, Zühd 34, h. no: 2347; İbn Mâce, Zühd 9, h. no: 4141).
Bilelimki ibadet etmekten ayakları şişen Rasulümüz (s.a.v) ve sahabeleri zenginliğe, en güzel dünya nimetlerine bizden daha layıktılar. Onların yoksullukları günahları sebebiyle değildi. Bizim zenginliğimiz de hakettiğimiz için veya çok iyi bir kul oluşumuzdan dolayı değil. Bunların hepsi bir imtihan sebebiyledir.
“Dünya tatlı ve hoştur. Allah sizi ona vâris
kılacak ve nasıl hareket edeceğinize bakacaktır. Öyleyse dünyadan sakının…”
(Müslim, Zikir)
Cahide Sultan
Nurettin Yıldız hoca’dan Muhteşem bir sohbet! ***RIZIK DERDİMİZ***


























Çeşit çeşit pasta tarifleri, kutlama pastaları, doğum günü pastaları, yumuşacık, kolay, gösterişli, süslü pastalar, meyveli pastalar, ev yapımı pastalar
























Kasım 21, 2011, 8:29 am
bir solukta okudum ve ayakta alkşılıyorum…ALLAH SENDEN RAZI OLSUN…Allah cümlemizide ıslah etsin…hidayet versin…güneş batıdan doğup rahmet kapıları kapanmadan tövbe etmeyi nasip etsin…dünya hayatında verilen her nimetten tek tek hesaba çekileceğimiz gün Allah fazl-ü keremiyle muamele etsin inşallah…
Allahın merhametini istiyorum …..adaletini istemiyorum….işimiz çok zorrrr.
Kasım 21, 2011, 9:21 am
cahide hanım selamlar.
Uzunca bir zamandır bu kadar güzel bir yazı okumamıştım.
Allah hepimizin şükür’ünü arttırsın. ben malesefki evine 2 maaş girip tonca kıyafeti olan ama şükürümede önem veren biri olarak görüyorum kendimi . çoğu zamanda almanın büyüsü geçtikten sonra bunca kıyafetin hesabını nasıl vereceğimi düşünüyor üzülüyorum. ne yardan ne serden derler ya benimkisi aynen öyle..
Allah doğru yoldan ayırmasın hesabını veremeyeceklerimizden uzak durmamıza yardımcı olsun İnşallah.
sizi severek takip ediyorum. Allaha emanet olun.
Kasım 21, 2011, 9:29 am
canim yine benim duygularimi dile getirmissin okadar guzel bir yazi bir yola cikmisiz nereye gittigimizi bilmeden bolluk bereket icinde nimetin kiymetini bilmeden kanaat nedir bilmeden ..bizim buralardada senin evin guzel benimki daha guzeldir diye bir yaristir gidiyor ben yirmi iki yildir ayni oturma gurubunu kullaniyorum imkansizliktan degil ama israftan kaciyorum .cahide sen nasil gonlu guzel bir hanimsin yureginin guzelligi yazilarina yansiyor seni benim karsima cikardigi icin Allahıma sukrediyorum sevgiler
Kasım 21, 2011, 9:30 am
Nekadarda güzel bir yazı.Tamda bizleri anlatıyor.Bereketin eksilip çoğalma meselesine çokça şahit olmuş biri olarak yazdığınız hercümleye katılıyorum.İbadet sağlığıda maneviyatıda,maddiyatıda arttırıyor.Şükrünü bilenlerden oluruz inşaallah.
Kasım 21, 2011, 9:32 am
canım kardeşim Rabbim razı olsun önce imanımıza sonra kalemine güç versin.Canım kardeşim hergün yorum yazamasamda günlük seni takip ediyorum hayata farklı bakıyorum ve içime yaşam sevici geliyor seni görmesemde çok seviyorum ne olur hep bizimle kal.Sevgili kardeşi evlilik,güzel geçimin yolları,ahlakı güzelleştirmenin yolları gibi konulara değinirmisin…
Kasım 21, 2011, 9:44 am
kesinlikle sana katılıyorum.çok şükürsüzüz.ben elimden geldiğince Rabbime hamd etmeye çalışıyorum.daha önce yazmıştım ben kas erimesi hastasıyım,ayaklarım zaten çok zayıf zar zor yürüyorum.ama benden daha kötü birisini gördüğümde ALLAH’ım sen bu kuluna şifa ver diyebiliyorum.Ya da Allah’ım sana şükürler olsun ya gözüm görmeseydi,ya bir uzvum olmasaydı diyebiliyorum.hastalığımada şükür edebiyliyorum Rabbim razı olsun inşallah.Bu yorumumu okuyan herkesten benim için dua istiyorum.bu ara kollarımın gücüde çok azaldı,Rabbim ŞAFİ ismiyle inşallah bana şifa versinde kollarımın gücü yerine gelsin.tuvaletten bile ya kalkamıyorum ya da çok uğraşıp öyle kalkıyorum.Bayan oluncada hal çok zor oluyor.Rabbimden kollarıma şifa istiyorum bana dua edin inşallah.Müslümanın müslümana gıyabında ettiği dua daha makbuldür.Hepinize hayırlı günler olsun inşallah.
Kasım 21, 2011, 1:42 pm
Sevgili Seda kardeşim Rabbim sana tez vakitte “Ya Şafi” adı yüzü suyu hörmetine ,sağlık versin kardeşim…
Şükretmek için ne çok sebebimiz varmış meğer. Allah bunun bilincinde kul olmayı nasip etsin hepimize.Amin…
Kasım 21, 2011, 2:47 pm
Canım benim, Allah sana güç kuvvet versin. Her daim yardımcın olsun. Çok zordur eminim. Yaşamayan bilmez. Ama bu sıkıntıların ecrini de Allahtan başka kimse bilemez. Hal böyle olunca yeniden bu sorunun sorulması gerekiyor: Kim zengin, Kim fakir???
Kasım 21, 2011, 3:55 pm
Sedacim Allah cc sifalar versin kardesim. Yorumunu okurken bir taraftanda rabbim kardesimize sifa ver diyorum.Allah yar ve yardimcin olsun güzel kardesim.
Kasım 21, 2011, 7:35 pm
sedacığım Rabbim senin ve diğer bütün hastalarımıza şifa versin inşallah…
Kasım 21, 2011, 10:05 pm
Seda kardeşim; Allah tez zamanda iyilik afiyet, sağlık versin sana. Tüm dualarına canı gönülden “amin” diyorum.Allah yardımcın olsun.
Kasım 21, 2011, 9:44 am
Değerli paylaşımlarınızdan ötürü Allah (c.c) sizden razı olsun.
Kasım 21, 2011, 9:46 am
ÇOK GÜZEL BİR YAZI ,TEŞEKKÜR EDERİM.BİR ÇOK KİŞİNİN UNUTTUĞU ŞEYLERİ HATIRLATMIŞSINIZ.MERHAMETİ GENİŞ OLAN YÜCE ALLAH’IM LAYIKIYLA ŞÜKREDENLERDEN EYLESİN ,GÜNAHLARIMIZI AFFETSİN ,RIZKIMIZI DARARTMASIN (AMİN )
Kasım 21, 2011, 9:50 am
Habirde aklımdayken.Nedense çok para harcayıp aldığı kıyafetleri sayam insanlardan,alışveriş merkezlerinde gezmeyi huy haline getirenlerden,ağzını açtığı zaman gördüğü ve etkisinden birtürlü kurtulamadığı ayakabı,çizme vs yi ballandıra ballandıra anlatan,çok yakın arkadaşları müşkül durumdayken dahi onların yanında parasını nasıl çarçur ettiğinii anlatan,sadaka vermeye gelince çantasından bir türlü bozuk çıkartamazken pahalı sigaralara bütün para bozduran okadar çok kadın varki,Fakirlik günümüzde karşılığı olmayan bir kelime.Köyden dolmuşlar geliyor içinden hastaneye gelenleri bizim caddede indiriyor dolmuştan inen hali gariban görünümlü kadınlar inerinmez bir sigara yakıveriyorlar.Sorsan fakirlik edebiyatı yapar yokki derler.Ama maşallah sigaraya iyi para yetiştiriyorlar.Ben içmeye kalksam hergün yedi sekiz lira bulamam.
Kasım 21, 2011, 10:11 am
Günaydın,Cahidem.Yıllarca öğrencilere müfredat gereği aile planlaması anlattım.Aile planlaması demek ,tek çocuk veya iki çocuktu.Taş çatlasa üç çocuk.Şimdi düşünüyorumda bu planlamayı hep maddi kaygılara dayandırarak anlattık.Biz yedi kardeştik,şu anda benim evime giren paranın onda biri girmiyordu evimize.Ama çok mutluyduk,her şeye şükreder her şeyin kıymetini bilirdik.Rahmetli babam hiç boş durmaz (çiftçilik,marangozluk,inşaat ustalığı)yapardı.Para kazanırdı ama köyde bakkal yoktu.Ekmeğimizi,bulgurumuzu,tarhanamızı yapar çok sağlıklı şeyler yerdik.Şimdiki çocuklar ne yemeğ var diyorlar,biz yemek varmı diye sorardık.Rahmetli anneciğim ne pişirsem diye düşünürdü ben ise hangisini pişireyim diye düşünüyorum çok şükür,binlerce şükür Allahıma.Bu sefer fazla uzattım ama neyse hakkını helal et.Küçük oğlum bir gün-Anne keşke biz zengin olsaydık dedi.Ne yapacaktın zengin olunca dedim.Değişik değişik şeyler yerdim dedi.Bir düşün dedim tadına bakmadığın bir yiyecek varmı? dedim.Düşündü düşündü aaaaa yok anne dedi.Ozaman biz zenginiz ama çok şükretmeliyiz dedim.Ogünden beri biz çok zenginiz der.Bu konuda çok fazla israf ediyoruz.Allah hepimizi affetsin.Nimetler hem çoğalıyor hemde sağlıksızlaşıyor.Allah sonumuzu hayr etsin.Sağlıkla,muhabbetle kalın.
Kasım 21, 2011, 10:41 am
ne güzel yazmışsın cahide,inan bir solukta okudum.şükürsüzlük nankörlük,israf ve açgözlülük maalesef insanlarımızın hayatını kuşatmış durumda..verilen nimetlere şükretmiyoruz çünkü gözümüz daha fazlasında..d.ünyaya bağlanıp mal hırsıyla doldukça şükür nedir unuttuk..bırakıp gideceğimiz dünya malı bize hizmet eder değil,biz ona hizmet eder olduk.midesine,kılık kıyafete ,eşyaya,popçuya topçuya v.s tapan bir gençlik yetiştirdik haberimiz olmadı.dün esma ül hüsna dersinde RABBİMİZİN EŞŞÜKÜR ismi anlatıldı..şükür her ne içinse yine onun cinsinden olur diye.size evlat veren Allaha şükür,o evlada yaradanı öğretmektir..zekatın şükrü sadaka.namazın şükrü nafile namaz,orucun şükrü nafile oruç haccın şükrü umre vs..diye uzar gider..şükür olmadan berekette olmuyor..geçen gün gebelik kaydı için sağlık ocağına gittim.4.gebeliğim olduğunu öğrenen hemşire ayy dedi .tek maaşla bu ne cesaret dedi..bende insan kanaatkar oldumu yetiyor dedim..hemen diğeri atladı ve eee bizde kanaatkarız,ama yetmiyor dedi.nezleydim sesimde gitmişti hiç cevap vermedim..2 maaşla hala yakınmaları tuhaf geldi bana..benim çocuğum mahalle okuluna belki onunki özele gidiyor.ben birçok kıyafetimi pazardan obelki markalı mağazadan alıyor.örnekler çoğalabilir..ALLAHA binlerce şükür evde var,arabada var,üstelik ben bu maaştan arttırıp ev taksidi ödüyorum..senin dediğin gibi tam bitti derken ummadık bir yerden rızık geliyor,rabbim yardım ediyor..evimiz bereketli çok şükür..yememizden içmemizden ödün vermeden rızkımızla idare ediyoruz..çocuklarımızıa bunuda aşılamak lazım.kızıma günlük 2 lira veriyorum,o 1 lirasını arttırıp biriktiriyor..devlet bursluluğunu kazandı inan onu bir köşede biriktiriyor.seneye 8. sınıf olacak ve anne dersaneye gidince bu paramı kullanacağım diyor.hiç marka takıntısı yok yavrularımın..bir bayramlıklarını markalı alırız ,günlük kıyafet pazardan..hatta bana kızarlar.gerksiz yere neden aldın boşu boşuna para harcamızsın diye..inan kızım hep örnektir.kılık kıyafetiyle temizliği ve düzeniyle öğretmenlerinden hep övgü duyarım çok şükür..eşlerimiz memur olduğu halde sayılı takım kıyafeti var..ama eşim hep diyorki zerdalicim öğretmen ve öğrencilerimden hep şıklığım konusunda övgü alıyorum diye..şaşırırım ya derim öyle gardrop dolusu kıyafet yok ama demekki sen kaatkar ve temiz oldumu bu özellik karşıdakini imrendiren bir güzelliğe dönüşüyor..bugün örnekleri hep kendimden verdim..rabbim demiyormu diye.israfa kaçmadan helalinden kullandığımız sürece tabiki dünya nimetlerinden faydalanacağız.peygamberimizin çektiği sıkıntılar bize örnek olmalı..israf sadece malla değil zaten..koca bir ömrü israf ediyoruzda farkında değiliz..rabbim yolundan ayırmasın amiin…
Kasım 21, 2011, 10:58 am
Elhamdüllillah; Elhamdüllillah sümme Elhamdüllillah her yemeği bitirdikten sonra, sabah namazından sonra da “Allahüekberükebira ve elhamdüllillahi kesira ve sübhaneallahi bükreten ve asıla ya Razzaku rızkankesira” duasını okumayı her kese tavsiye ederim. kalın sağlıcakla.
Kasım 21, 2011, 11:02 am
Çok yerinde bir yazı, çok güzel tesbitler. Kalemine sağlık.Allah razı olsun yeniden fakettirdiğin için.
Kasım 21, 2011, 11:30 am
Günaydın benim gönül zengini ablacığım…İyisin inşaallah.
Hakikaten, zenginiz farkında değiliz dilimizde hep yok, yetişmiyor, olmuyor…
Çünkü birimizin ayağında giyecek tek bir ayakkabısı yok, diğerimizin belkide parası alacağı on beşinci ayakkabı için parası yok.Hayatımıza ne vakit çok renklilik çeşitlilik girdi her konuda giyimden tutun mobilyadan çıkın insanlarda bi hoşnutsuzluk,aç gözlülük hasıl oldu.Gelişen teknoloji, globallaşen dünya, ithalat ihracatın artması hepimizin gözülerini açtı.
Kanatkar değil artık insanlar…Hep daha iyisi, benzeri olmayanı bulma çabası ,markalı olsun telaşı sardı kalplerimizi…
Giyecek bir hırkası olmayanları tek lokmaya muhtaçlarımızı beynimizin itiverdi bilinç altımıza…Örneğin Afrika ,gördüğümüzde hepimiz aa tühh vahh ediyoruz ama icraat yok…Olsa bile kısa süreli…
İman yeterince yaşanmıyorsa ,samimi bi şekilde hepimiz kapitalist ekonominin piyonları oluveriyoruz…
Sağlık en büyük zenginlik imanlı bir kalp için…
Kasım 21, 2011, 11:34 am
birde cahide hanım sizin yakınlarda yazmış olduğunuz çocukları kreşlere bırakma ile ilgili yazınızı bulamadım kaldırdınızmı çok hoşuma gitmişti ama bulamadım.
Kasım 21, 2011, 2:44 pm
İreminacığım henüz kreşlerle ilgili yazım hazır değil. Sadece yazacağımdan bahsederek fikirlerinizden faydalanmak istedim. Yayınlanmayı bekleyen yazılar var. Bu yazı henüz taslak aşamasında.
Kasım 21, 2011, 11:40 am
Cahide kardeşim muhteşem bir yazı yazmışsın yüreğine sağlık.Rabbim bizi şükredenlerden eylesin verdiği sağlığa gören göze duyan kulağa tutan ele evlada eşe memleketime say say bitmez.Bunlardandan birinde bir yokluğa düşersek de RABBİM sabır versin.Yalnız benim takıldığım bir şey var dünya iman edenlerin elinde olsa da imansızlara boyun eğmeden onların kapısında köle gibi olmadan yaşasak.Farzedelim büyük bir şirket var ama sahibi imansız onca çalışanına zülm ediyor namaz vakitlerini çalışmaları için zorluyor imanlı çalışanlarıda çaresizlikten isyan edemiyor bunun tam tersi olsaydıda inanan inandığını yaşatmaya çalışsydı.Yada dünyanın pek çok yerinde inandıkları ve fakirlikleri yüzünden ezilen kardeşlerim olmasaydı.mükafatı var tamam ama ya yaradan verdiğim aklı neden kullanmadınız derse
Kasım 21, 2011, 11:49 am
Daha evvel okuduğum ve çok beğendiğim bir hikayeyi de seninle ve diğer takipçi dostlarımla paylaşmak istedim…:)
Bayan siz zengin misiniz?
Üstlerine küçük gelen yırtık pırtık mantolar giymiş iki çocuk birbirlerine sokulmuş dış kapının önünde duruyorlardı
“Kullanılmış kağıtlar var mı bayan?”
Meşguldüm Yok deyip onları başımdan savmak istiyordum ama o sırada gözüm ayakkabılarına ilişti Karla kaplanmış ince sandaletlerden giymişlerdi
“İçeri girin size sıcak bir fincan kakao yapayı” dedim
Bir şey demediler Islak sandaletleri şöminenin önünde izler bıraktı
Dışarıda soğu karşı kendilerini biraz toparlamaları için onlara kakao ile reçelli ekmek verdim Sonra mutfağa geri döndüm
Ön odadan hiç ses gelmemesi dikkatimi çekti İçeri baktım
Kız boş kakao fincanını iki elinin arasında tutmuş içine bakışıyordu Oğlan düz bir sesle sordu:
“Bayan siz zengin misiniz?”
kanepelerin eskimiş kılıflarına baktım
“Zengin olmak mı hayır tabii ki zengin değilim” dedim
Kız fincanını dikkatlice tabağına yerleştirdi
“Fincanlarınızla tabaklarınız takım da” dedi
sesinde bildik bir açlık vardı ama bu karnın açlığı değildi
Sonra kağıt çuvallarını yüklenip gittiler Teşekkür etmemişlerdi
Etmeleri de gerekmiyordu çünkü daha fazlasını yapmışlardı
Buz mavisi seramik fincanlar ve tabakları takımdılar
Mutfağa geri döndüm patateslere baktım et suyuna karıştırdımpatates ve et suyu başımızı sokacak bir ev düzenli bir iş olan kocam mutlu bir yaşamım
Bunlarda takımdı Ve galiba gerçekten zengindimsandalyeleri şöminenin önünden kaldırdım odayı topladım Küçük sandaletlerin çamurlu izleri hala şöminenin önündeydionları temizlemedim
Ne kadar zengin olduğumu unutmamak için onların orada kalmalarını istedim
Kasım 21, 2011, 12:13 pm
Allah razi olsun güzel yürekli ablam, duygularimi yazinla ifade ettin, galiba bir çogumuz böyle dusunuyoruz, ama ilk firsatta daliveriyoruz yalan dünyaya….
Kasım 21, 2011, 12:21 pm
ablacım ellerine sağlık bu konu gerçekten tartışılması gereken bir konuydu ve bekliyodum.acelem var diye sadece yazıyı okuyabildim bugün evde yokuzda o yüzden yarın bu konuyla ilgili fikirlerimi yazıcam.şimdilik diyeceğim oki” HARAM HELAL VER ALLAH’IM GARİBAN KULUN YER ALLAH’IM”.geldiğimiz konum aynen budur!!!
Kasım 21, 2011, 12:35 pm
iyi günler cahide ablacım..
gerçekten elinize gönlünüze sağlık bu yazı için..
okurken düşündüğüm tek şey anneme ve eşime ne kadar teşekkr etsem azdır..çok şükür ki annem bu yaşıma kadar belki farkında olmadan bize öyle güzel işlemiş ki bu terbiyeyi..
herzamn bunu savunmuşumdur toplumda en büyük rol aileye düşüyor.anne babalar bilinçli olarak yetiştirmeliler evlatlarını..
çocuk okul dönemine geldiğinde ise bu görevi öğretmenler devralıyor..
cahide abla çünkü okul çağında çocuklar öğretmenlerini çok örnek alıyorlar..dediğim gibi bu şuurda insan yetiştirmek önemli..
çok şükür ki eşimde bu konuda çok hassastır.biz yeni evli olmamıza rağmen öyle boncuklu perdeler yatak örtülerimiz falan yok..
işin acı kısmı ne biliyor musunuz insanlar bizi çok yadırgıyorlar ve hatta cimri diyenler bile oluyor..ama olsun biz çok şükr ediyoruz halimize ve çok memnunuz.. eve lüzüumsuz eşya alana kadar burs vermeyi tercih ediyoruz..
bu toplumun kanayan yarası aslında şükürsüzlük..
rabbim bizi kendinden uzaklaştırmasın..
sizi gerçekten seviyorum:))
Kasım 21, 2011, 12:57 pm
Gamzeeeee arkadaşımız beni ağlattı bu negüzel bir hikaye arkadaşlar.
Kasım 21, 2011, 1:28 pm
AYYY ÇOK ÜZGÜNÜM AĞLATTIĞIM İÇİN
BEN ÇOK ETKİLENMİŞTİM OKURKEN PAYLAŞMAK İSTEDİM…
Kasım 21, 2011, 1:00 pm
selamün aleyküm çok güzel bir yazı olmuş.gerçekten zenginlik nedir bir etrımıza ailemize baksak ne kadarda az şükrediyoruz selametle..
Kasım 21, 2011, 1:34 pm
Zenginin biri ölümden ve kabirdeki yalnızlıktan çok korkuyormuş.
“Öldüğüm geceyi kim kabre girerek sabaha kadar benimle geçirirse servetimin yarısını ona bağışlıyorum”
diye vasiyet etmiş. Öldüğünde
“Kim birlikte kabre girip sabahlamak ister?” diye araştırmışlar. Kimse çıkmamış. Nihayet bir hamal,
“Benim sadece bir ipim var, kaybedecek bir şeyim yok. Sabaha kadar durursam zengin olurum.” diye düşünerek kabul etmiş.
Vefat eden zengin ile birlikte defnetmişler. Sorgu sual melekleri gelmiş. Bakmışlar kabirde bir ölü, bir canlı var. “Nasıl olsa bu ölü elimizde… Biz şu canlı olandan başlayalım” demişler ve hamalı sorgulamaya başlamışlar.
“O ip kimin? Nereden aldın? Niye aldın? Nasıl aldın? Nerelerde kullandın?” Sabaha kadar sorgu sual devam etmiş, adamın hesabı bitmemiş. Sabahleyin kabirden çıkmış.
- Tamam, servetin yarısı senin, demişler.
- Aman,demiş hamal, istemem, kalsın. Ben, sabaha kadar bir ipin hesabını veremedim. O kadar servetin hesabını nasıl veririm? Varında kendi halimizi hep beraber düşünelim. Bunca şeyin hesabını nasıl vereceğiz diye. Selametle.
Kasım 21, 2011, 1:43 pm
Cahide ablacım Rabbim dünyada ve ahirette her zaman işinizi rast getirsin inşaallah yapmış oldugunuz bu güzel hizmetinizden dolayı.Rabbim bizede okudugumuzu anlamayı anladıgımızı hayatımıza geçirmeyi nasip etsin inşallah
Kasım 21, 2011, 1:47 pm
Sizi uzun zamandır takip ediyorum,maşallah..gerçekleri ne güzel yazmışsınız,yüreğinize elinize sağlık.muhteşem bir yazı bu,bir solukta okudum.sizi kocaman alkışlıyorum.Allah sizden razı olsun
Kasım 21, 2011, 1:53 pm
bence mesele eve tek veya çift maaş girmesi değil tamamen eşlerin özelliklede evin kadınının şükürlü,zikirli,gözü yüksekde olmayıp eğer çoksada bunun kendine bir emanet oldığunu bilip ihtiyaç sahiplerine ulaştırması ile illgili. Sizin dediğiniz gibi nice tanıdığım var aza kanaat eder veçok mutlu ve nicede tanıdığım var ki çok parası var ama mutsuz depresyon hapları ile duruyor,alışveriş yaparak mutlu olacaklarını zannediyorlar ama aldıkça mutsuzlukları artıyor,ev hanımılar, eşleri maaşı ellerine veriyor evdeler ama çocuğu insan azmanı çünkü anne arabada kullanabildiği için sürekli çarşıda, dedikoduda…Rabbim basiretimizi açsın verdiği imkanları hayırda kullanmayı nasip etsin.
Kasım 21, 2011, 1:57 pm
gercekten güzel bir yazı olmus elinize saglık cahide abla malesef söylediklerinin hepsi dogru seytan iste onları aldatıyor kimse kimseden geri kalmak istemiyor uzakta aramıyorum benim esim bile bazen böyle yaptıgım yemegi begenmez kanaatsiz olmuşuz ben ki kirada bir cocukla ve asgari bir ücretle geciniyorum yine cok sükür ediyorum ve eksik hicbir seyimin olmadıgını düsünüyorum insanlar kıymet bilsinler bence.
Kasım 21, 2011, 2:02 pm
Canım yine çok güzel bir yazı. Bazı gerçekler tokat gibi inmeli , yoksa biz kendimize gelemiyoruz. Bu dünyayı nasıl yüklenmeye çalışıyoruz. Bırak onlarca şeyin eksikliğini, bir şeyin eksikliği ile kendimizi mutsuz hissediyoruz. Allah bize merhamet etsin. Ayrıca Gamzearkaşında yazdığı hikaye de çok hoş. Allah bizleri şükürsüzlerden eylemesin. Amin.
Kasım 21, 2011, 2:36 pm
Allah’ın selamı bereketi tüm feyzi inananların üzerine olsun.cahide ablacığım kalemine yüreğine sağlık.hemen hemen herşey hakkında bilgimiz olmasına rağmen iş uygulamaya geldiği zaman birşeyleri bahane ediyoruz. Gereksiz hiç bir şey almama rağmen yine de yazıyı okurken göz yaşlarıma engel olamadım.helede peygamberimizin karnına 2 taş bağlaması.konusu beni ağlattı.aynı şekilde gamzee arkadaşımızın yazısıda.yüreğine sağlık.hani insanların en az haftada 1 sohbet ortamında bulunması, imanını tazelemesi gerekir ya…inan bizlere o ortamı sağlıyorsun.Cahide ablacığım Allah senin ve tüm arkadaşarın ilmini arttırsın.hep beraber birbirimize hatırlatarak imanlı yaşamayı nasip etsin.eselamün aleyküm…………
Kasım 21, 2011, 2:48 pm
canım benim yüreğine sağlıkrızık istersen kanaat yeter demişler bizde beş çocuklu bir aile olarak tek maaşla geçiniyoruz elhamdülillah .üstelik biri tıp ikisi ilköğretim olmak üzere okuyorlar. herşeyin başı şükretmek rabbim şükrederseniz nimetlerimi artırırım demiyormu bizler şükredersek maddi ve manevi nimetlerimiz artacaktır allahın izniyle
cahidem bende evde sucuk yaptım ekleyecem inş
şükrümüz fikrimiz zikrimiz bol olsun inş
Kasım 21, 2011, 3:12 pm
Seda kaedeşim rabbim şifalar versin.Ağrılarınız en kısa zamanda diner inşaallah en kısa zamanda sağlıklı günlerinize geri dönersiniz .SEVGİLERİMLE….
Kasım 21, 2011, 3:35 pm
Artık kendimi zorlamıyorum defterlerime notlar yazmak için,birisi var ki sanki beyin ve ruh ikizim ,döker benden habersiz düşüncelerimi yavaş yavaşş….Ha! tam da buydu demek istediklerim diyorum her okuyuşta…Beyin yüklerimi hafiflettiğin için Allah razı olsun can kardeşim.
Kasım 21, 2011, 3:30 pm
cahide bacim yazini bir solukta okudum.cok güzel ifade etmissin.evet hirs sebebi mahrumiyyet tevekkül ve kanaat vesilei rahmettir.bu arada dün aksam sünger pandispanya tarifinle pasta yaptim yumusacik oldu.tarif icin tesekkürler Allah razi olsun.
Kasım 21, 2011, 4:04 pm
ne kadar anlamlı bir yazı olmuş bu.resmen bizleri omuzlarımızdan tutup sarstın.emeklerine sağlık .RABBİM SENİ İKİ CİHANDA DA DARDA BIRAKMASIN CAHİDE ABLACIM…
Kasım 21, 2011, 4:18 pm
Izin verdiğin için sana artık “cahide abla” diyorum..seni yürekli olup herkesin söyleyemediğini söylediğin ve bunları yazarak yüreğini ortaya koyduğun için kutluyorum..artık yazılanlardan kendimize pay çıkarma zamanı bence..
Kasım 21, 2011, 4:20 pm
Her zaman oldugu gibi örnek alinacak bir konu ve örnek alinacak bir yazi. Yüregine saglik canim benim. Allah cümlemizi sükrü ve ibadeti bol olanlardan eylesin. Gecenlerde ibadet artarsa rizikta artar diye bir yazi okumustum ve cok begenmistim,bu yaziyi sizlerlede paylasmak istiyorum. İbadet Artarsa Rızık da Artar
Bir derviş. Evden ayrılışında hanımına işe gidiyorum diyerek ayrılır, ancak doğru tekkeye gider ibadet ederdi. Akşam eve döndüğünde Hanımı:
- Yiyecek bir şeyimiz yok biliyorsun, elin boş mu döndün, dediğinde de
- Çalıştığım zat öyle cömertki… Ondan para istemekden utanıyorum. Ay sonunda ücretimin tamamını toptan verecek, derdi.
Ay sonu geldiğinde, yine evden ayrılmış, tekkeye gitmiş, ibadete koyulmuştu. Akşam eve döneceğinde bir düşünce kendisini aldı, ay sonu idi, hanıma ne diyecekti. Mahzun mahzun eve doğru yürüyordu. Sonunda eve yaklaştı. Evden leziz yemek kokuları etrafa yayılıyordu. Şaşırmıştı, kapıyı hanımı güler yüzle açar, içeri girerler olanları kocasına şöyle anlatır:
- Kimin yanında çalışıyorsan bey, gerçekten cömert biriymiş. Öğle sıraları idi, nur yüzlü iki zat kapıyı çaldı: “Bunlar beyinin iş ücretleridir. Eğer bundan sonra da işine devam eder ve daha fazla çalışırsa, ücereti daha da artacaktır” dediler ve taze kesilmiş koyun eti, çeşit çeşit yiyecek, hiç tatmadığım meyveler ve bir kese de altın verdiler. Allah razı olsun o kimseden. Açlıktan artık tahammülümüz kalmamıştı.
Hanımından bu sözleri dinleyen derviş Allah’a şükredip, ibadetine devam etti
Kasım 21, 2011, 5:18 pm
gerçekten yine çok güzel bir yazıyla kanayan yaraya parmak bastınız Cahide ablacım çook beğendim.Allah sizden razı olsun.
şimdi isimlerini unuttum ama bi kaç arkadaşın yorumları beni ağlattı….
Kasım 21, 2011, 6:09 pm
Cahidecim yüreğine sağlık parmaklarına kuvvet , öyle bir yazı yazmışsınki herkese iyi bir sınav.
Sevgiler..
Kasım 21, 2011, 7:51 pm
yine çok güzel bir yazı… ve yine toplumun kanayan yaralarından biri olan şükürsüzlük… Rabbimiz; yiyin, için, fakat israf etmeyin diyor. israf haramdır. ama birçok ailede dikkat edilmiyor. bugün pişen yemek yarın yenmiyor hoop çöpe… ee böyle olursa evde bereket kalır mı? yok yok dersen yok olursun demiş büyüklerimiz. her halimiz şükür içinde geçmeli. sağlığımıza, bize verilen sayısız nimetlere ağız dolusu ELHAMDÜLİLLAH diyebilmektir mesele… Allah razı olsun…
Kasım 21, 2011, 9:00 pm
Bismillahirrahmanirrahim Ve iyyemseskallahü bi durrin fe la kaşife lehü illa hüve .Ve iyyemseske bi hayrin fehüve ala külli şeyin gadiyr.
Rahman ve rahim olan Allah’ın adıyla ;Eğer Allah sana bir keder dokunduracak olursa,onu O’ndan başka giderecek yoktur.Ve eğer sana bir hayır dokundurursa ;bilmiş ol ki O herşeye kadirdir.
Namazda tahiyyata oturuşta,iman tazelerken ve tevbe ettikten sonra okuyarak devamlı tekrar ettiğimiz Amentü duasında,Allah’ın varlığına,birliğine,meleklerine,kitaplarına,peygamberlerine ve ahiret gününe,kadere iman ettikten sonra, hayrihi ve şerrihi min Allahu Teala dediğimiz hayır ve şerrin Allah’tan olduğuna da iman ettiğimizi tasdikleriz dil ve kalp ile.
Acaba bu dil alışkanlıklarımızı hayatımıza ne kadar işleyebiliyoruz?Neden hiç düşünmeyen bir ümmet olduk?Dahası düşünemeyen! Her hayrı ,her başarıyı kendimizden bildik ne yazık ne acı ki ; kazanan hep nefsimiz oldu.Rahatlıkta huzurda aldığımız o cana can katan nefeslerimizi bize bahşeden Rabbimizi unuttuk ,nefesi her alışta her de verişte şükredecekken!O’ndan gelen müsadelerle yaşadığımızı unuttuk.Ben böyleyim,ben şöyleyim,ben güzelim,ben yakışıklıyım,ben uzun boyluyum,ben zenginim,ben başarılıyım,ben akıllıyım,ben,ben,ben,ben,ben……….. Ne olduk biz?Kime kafa tutuyoruz,bu cahil güvenceler bize nereden geldi?Alan da veren de O değilmidir ?ŞÜKÜR KAPISINI çalmayı unuttuk.
Sağlığımıza,varlığımıza,geçimimize,çoluk çocuğumuza bakıpta bizi yaratan Rabbimize dua edip yalvarmayı unuttuk.Varlığa sevindik,yokluğa yerindik.Bakın Yüce Rabbimiz bizi Kur-an-ı Kerim ‘de nasıl anlatıyor: Fakat insan ,ne zaman Rabbi onu imtihan edip te ikram etse ve ona nimetler verse ‘Rabbim bana ikram etti’ der.Fakat ne zaman da imtihan edip te rızkını daraltsa o vakit te’Rabbim bana ihanet etti ‘ der.FECR 15-16
Acıların nereden geldiğini nasılsa ! don kafalarımız idrak eti de,yardımın,ilacın nereden geleceğine basmadı nedense.Sebep aradık neden diye,neden ben diye,hiçbir şeyin sebepsiz meydana gelmeyeceğini,her başımıza gelenin bir sebep için geldiğini unuttuk.
Sizin şer olarak gördüklerinizde bir hayır,vardır siz göremezsinizi unuttuk.Şerde hayır göremedi kör gözlerimiz affet Ya Rabbi.Kader ve kazayı takdir eden Mevlamızın kaderin gerçekleşmesi için kazayı verdiğini unuttuk.Nefeslerimizin sayılı olduğunu ne bir eksik ne bir fazla alamayacağımızı,bir rahmetlinin dediği gibi hayatımızın bir saniyesine bile hakim olamayacağımızı ,her şeyin hakiminin ALLAH olduğunu unuttuk.
Hz.Aişe Peygamber Efendimize soruyor : Uhud Savaşından daha zor bir gün yaşadın mı Ya Rasullah ‘diye.Allah Rasulü şöyle buyuruyor:Taif dönüşünde bir ara başımı yukarıya kaldırdım ,beni gölgelendiren bulutun içinde Cebrail’i gördüm.Cebrail istediğim takdirde müşrikleri helak edecek bir meleğin emrime verileceğini söyledi,melek de yanıma geldi.Bunu üzerine ben hayır dedim ben Alah’ın bu müşriklerin soyundan yalnız Allah’a kulluk eden ve kendisine hiçbir şeyi ortak koşmayan kimseler meydana getirmesini arzu ederim.’
Peygamber Efendimiz Taif’e islam a davet için gidiyor.Taifliler dinlemedikleri gibi taşlarla sopalarla saldırıyorlar.Alay ediyorlar.Bitkin bir halde Utbe ve Şeybe bin Rebia nın bağına sığınıyor.Ve o bağda şu hazin dua ile Cenab-ı Hakka şikayette bulunuyor: Allah’ım kuvvetimin zayıfladığını,çaresiz kaldığımı,insanlar nazarında hor görüldüğümü ancak sana arzeder,sana şikayet ederim.Ey merhametlilerin en merhametlisi zayıfların Rabbi sensin.Allah’ım Sen bana karşı huysuz ,yüzsüz bir düşman eline düşürmeyecek, hatta hayatımın dizginlerini eline verdiğin akrabadan bir dosta bile bırakmayacak kadar merhametlisin.Allah’ım eğer gazabına uğramadıysam çektiğim çilelere ve belalara hiç aldırmam. Fakat senin esirgeyiciliğin bunları göstermeyecek kadar geniştir. Sana sığınırım.Senin cemalinin nuruna sığınırım.Bütün karanlıkları parlatan ,dünya ve ahiret işlerinin ıslahının yalnız kendisine bağlı bulunduğu Nur’a sığınırım.Allah’ım Sen razı olana kadar affını diliyorum.Bütün kuvvet ve kudret ancak sendendir.Bu dua Peygamberimizin Allah’a zor bir anında yakarışıdır.
Uhud Savaşını az çok herkes bilir.Zorluğunu ,acısını ,bir kişiye 5 müşriğin düşüğünü, 70 sahabenin şehit olduğunu,peygamber efendimizin mübarek dişinin atılan taşlarla kırıldığı yüzünün ve çenesinin yara aldığını okuyup, dinleyipte, ağlamadan yüreğinin bir kenarına koyan mümin yoktur .Evet Taif i daha zor olarak anlatmış ,halini bir bağda Allah a sığınarak arzetmiş Peygamber Efendimiz.İsyan etmemiş hep Allah’ın razılığınıı istemiştir.Hayatımız hep bollukk bereket hep mutluluk olmayabilir.Bizlere düşen belaya sabır,nimete şükürdür.Kendimize gelip boşyere yaratılmadığımızın farkına varmaktır.Akıl denen nimeti Allah yolunda gerçekleri görmeye kullanırsak ,unuttuğumuz pek çok şey içinde, Tevbe kapılarını sık sık çalarız inşallah.Elhamdülillahi Rabbil Alemin.
Kasım 23, 2011, 2:18 am
kardeşim yazın beni gözyaşlarına boğdu ellerine sağlık paylaştığın için
Kasım 26, 2011, 1:14 am
Sağol kardeşim.Keşke her düşündüğümü Cahide kardeşim gibi paylaşmaya cesaret edebilseydim:( Ama o zaten beni yazıyor… Bu aralar kalem defter almıyorum elime:)
Kasım 21, 2011, 9:09 pm
ağzına yüreğine sağlık ablacm mükemmel bir yazıydı..rabbim bizi şükürsüzlükten uzak tutsun.evlerimize bol bereketler nasip etsin.inşaallah.
Kasım 21, 2011, 9:40 pm
çok düşündürücü bir yazı daha…söylenecek öyle çok şey var ki…ama ablacığım ben rızkın mucizevi bir şekilde artığına inanıyorum diye yazdığınız cümleye takıldım orayı okurken kendi başımdan geçen bir olay aklıma geldi müsadenizle anlatmak isterim.Yaklaşık on yıl önce bir ramazan günü iki evde mukabele okuduğum için birazda bitkin düşmüş vaziyette,iftar vakti yaklaşmışken anneme biz bu yaz niye mantı kurutmadık olsaydı şimdi yapardık öyle canım çekti ki dedim iki dakika geçmeden kapı çaldı annem kapıyı açıp döndüğünde gözleri yaşlı elinde komşumuzun getirdiği koca bir tabak mantıyla duruyordu hiç ihtiyacımız olmadığı halde soframızda çeşit çeşit yemekler olduğu halde rabbimin bu günahkar kuluna gönderdiği hediye aklıma geldikçe hala ağlarım…
Kasım 21, 2011, 9:42 pm
sizi uzun zamandır takip ediyorum….Allah razı olsun….Bizi yazılarınızdan ve tariflerinizden mahrum bırakmayın
Kasım 21, 2011, 9:53 pm
cahide hanım ramazan ayında sizi keşfettim bir daha da vazgeçemedim. Kaleminize ve ellerinize sağlık.
ALLAH şükürsüzlerden etmesin.şükürü ağzından ve kalbinden çikarmayan evlatlar nasip etsin.AMİNNN.
Kasım 21, 2011, 10:16 pm
Cahide ablacım; yazını okuyunca Mesnevi’den bir hikaye geldi aklıma. Bir şeyh ve genç dervişi uzun bir yolculuğa çıkmışlar. Zamanla azıkları tükenmiş. Derviş söylenmeye başlamış; “ne yapacağız? Aç kaldık.” diyormuş. Şeyhi dönmüş; “Korkma evladım, Allah seni aç bırakmaz. Yalnız hak edenler açlığın zevkini tadabilir. Senin gibi gafilin açlık neyine?” demiş. Aslında dünya zevkleriyle oyalanıyoruz da farkında değiliz. Ne kapılar var önümüzde ama kapalı… Açılması nasip olur inşAllah.
Kasım 21, 2011, 10:27 pm
Allah razi olsun cahide hanim cok güzel yazmissiniz ellerinize yüreyinize saglik.Rabbim layikiyla sükredenlerden olmayi nasip etsin hepimize.Allah razi olsun.
Kasım 21, 2011, 11:22 pm
Gonlunuze saglik bilgiyi herkes ogrenir ama herkes bu kadar guzel bir sekilde digerleriyle paylasamaz yureginize saglik. ALLAH gonul zenginligi versin tum musluman alemine InsALLAH. Bencede simdiki zamanda herseyi bulup almak zenginlik degil cunku simdiki zamanda yediklerimizin cogu sagliksiz yani hormonlu (yurtdisinda yasayan biri olarak burada her mevsim herseyi bulabiliyorsunuz ama hormon fiskiriyor heryerinden) vede helal olup olmadigi tartilir durumda, giyip kusam acisindanda dinimizde modayi takip etmek haram cunku ALLAH kafirlere hicbir sekilde benzememizi istiyor. ALLAHim hepimizin hidayetini arttirsin InsALLAH…Kalbi ALLAH sevgisiyle konusan butun kaplere sevgiler…..
Kasım 21, 2011, 11:39 pm
CAHİDEM yine çok mükemmel bir yazı yazmışsın çok teşekkür ederim canım ağzına yüreğine sağlık(pardon yazan eline)
Kasım 22, 2011, 2:50 am
Cahide ablacigim, bir suredir ben de sitenizi takip ediyorum. Diger arkadaslar gibi ben de cok begendim yazinizi. Daha dun mutfakta ugrasirken aklimdan “Ey Âdemoğulları! Her mescide gidişinizde güzel giysilerinizi giyin ve yiyin, için, fakat israf etmeyin, Çünkü Allah israf edenleri sevmez. (Araf 31)” ayeti geciyordu. Tevafuk oldu bu yazi benim icin. Allah sizden razi olsun.
Kasım 22, 2011, 8:25 am
Selamlar ablacım yazdıkların ve yorumlar o kadar güzelki seninde arkadaşlarımında yüreğine sağlık ben kendi yaşamımdanda biliyorumki eğer insanın kaderinde bol rızık varsa yüca mevlam mutlaka bir sebep yaratıyor Rabbim maddi manevi bizleri bereketlendirsin ablacım.
Kasım 22, 2011, 10:59 am
Yıllar evvel dinlediğim bir hikayeyi paylaşayım bende dostlar.Bir adam hac yolculuğuna çıkmış.Konu komşu karısının yanına gelip soruşturmaya başlamışlar”kocan sana nekadar para bıraktı ”kadın tevekkül ile ”hiç bırakmadı”deyince komşular şaşırmışlar ”peki şimdi neyle rızıklanacaksın demişler” bu zamana kadar beni kocam rızıklandırmıyordu bundan sonrada beni asıl rızıklandıran beni unutmaz”demiş kadıncağız.Kadınlar kalkarken kapıyı biri çalmış.Birsürü atlı ve başlarında bir kumandan yoldan geçiyorken kadından ayran istemişler.Kadın hemen ayranı getirmiş adamlar içtikten sonra testiyi bırakıp uzaklaşmışlar.Kadın testiyi eline almışki içi altın dolu.Kumandan kadına ayranın karşılığı olarak bir testi altın bırakmıŞ.İşte böyle dostlar ben kendimden pay biçersem eğer eşim seminere giderken birhaftada biz naeyapacağız ne yeyip ne içeceğiz derdine kapılır sanki bıraktığı harçlık hep gözüme az gelirdi.Bu hikayeyi duyduktan sonra eşimin bıraktığı harçlığa kanaat ettim ve hakikaten o paradan artırım bile yaptım.Rabbim şükrümüzü eda edbilen kullarından eylesin.
Kasım 22, 2011, 12:53 pm
Yine Cok Basarili güzel bir yazi. Bir kac aydir sizi takip ediyordum ama su iki üc haftadir hergün takip etmeye calisiyorum.Allah sizden Razi olsun tam benim Düsüncelerimi yaziyorsunuz.Benim Babannem Allah ondan Razi olsun namazi ondan ögrendim.Kul daralmayinca HIZIR yetismezmis.Benimde böyle günlerim oluyor asla isyan etmiyorum Allah`a sükür ediyorum.Kendini unutturmuyor Kendine Daha cok sükür etmemi istiyor.
Kasım 22, 2011, 1:26 pm
Cahide hanım yazılarınızı takip ediyorum ALLAH sizden razı olsun ufkumu açtınız kendime gelmeme sebep oldunuz yorum yazan arkadaşların yorumlarınıda okuyorumm hepsinden ALLAH razıolsun beni sizlerle tanıştıran Rabbime şükürler olsun ….
Kasım 22, 2011, 2:01 pm
Cahide hanımcığım bugün benim doğum günüm.
Kasım 22, 2011, 2:50 pm
Cahide hanım çok tşkler. muhabbetinde bereketi artığına inanıyorum. Tüket ve mutlu ol çağında yaşıyoruz ne yazıkki. Sistem bunu vurguluyor. Ya da bir şeye sabredince hemen karşılığı gelsin diye bekliyoruz Allah’tan. İyi ki varsınız!
Kasım 22, 2011, 3:20 pm
Allah razı olsun sizden.Üstüne söyleyecek fazla söz yok,ancak düşünüp,ona göre yaşamaya çalışmalı.Göz ardı ettiğm şeyleri hatırlamaya çalışıyorum bugünlerde.Sizin yazılarınız da eklenince çok etkil oluyor.Allah sizden razı olsun.Müsadenize sığınarak,internet adreslerini paylaşmak istiyorum.Belki ben gibi toparlanmak isteyenler olur diye.
http://www.dinimizislam.com/sevgilipeygamberim/
http://www.dinimizislam.com/sesliyayinlar/hakikatkitabevi/tam_ilmihal.asp
Allah a emanet olun.
Kasım 22, 2011, 6:47 pm
Selamün Aleyküm nurlanmış hanım kardeşlerim maaşallah hepinize ve cahide kardeşim size herhalde rabbimin ,peygamberimizin ve eşlerimizin razı olacağı hanım formatı bu olsa gerek.
Resulullah (sav) buyurdular ki: “Sizden biri, mal ve yaratılışça kendisinden üstün olana kakınca, nazarını bir de kendisinden aşağıda olana çevirsin. Böyle yapmak, Allah’ın üzerinizdeki nimetini, küçük görmemeniz için gereklidir.”
,
[Rezin bir rivayette şu ziyadede bulundu: "Avn İbnu Abdillah İbnu Utbe rahimehullah dedi ki: "Ben zenginlerle düşüp kalkıyordum. O zaman benden daha heveslisi yoktu. Bir binek görsem benimkinden daha iyi görürdüm; bir elbiseye baksam, benimkinden daha iyi olduğuna hükmederdim. Ne zaman ki bu hadisi işittim, fakirlerle düşüp kalktım ve rahata erdim."]
Kaynak: Buhari, Rikak 30; Müslim, Zühd 8, (2963); Tirmizi, Kıyamet 59, (2515)
Kasım 22, 2011, 7:26 pm
Belki bu ALLAH dostları derecesinde olamasa da bizlerde elimizden geldiği kadar kanaat ehli olabiliriz ne dersiniz?Süfyân-ı Sevrî hazretleri son anlarını yaşıyordu. Yastığının altından bir kese çıkardı. İçinde altınlar vardı. Yanındaki dostlarına, ‘Bunu sadâka olarak dağıtın’ buyurdu.
Dostları bu hâli hayretle karşıladılar ve:’Allah Allah!Süfyân-ı Sevrî dünya malına ehemmiyet vermez, yanında dünyalık bulundurmazdı. Bu kadar parayı saklamanın sebebi ne ola ki?’diye birbirlerine sordular.
Süfyân-ı Sevrî hazretleri onların şaşkınlığını görünce, durumu şöyle izah etti:
‘Bu para ile, ben, dinimi korudum. Şeytanımı ve nefsimi susturdum. Nefis ve şeytan ne zaman bana,’Giyecek bir şeyin yok. Bunlar için dünyaya çalış, dünyalık kazan diye vesvese vermeye çalışsalar onlara bu altınları gösterir, başımdan kovardım, Bu altınları onlara karşı silah olarak kullanırdım.’
Altınlar dağıtıldıktan sonra, Süfyân-ı Sevrî hazretleri de vefat etti.
Kasım 22, 2011, 8:13 pm
Bu kıssa da Cahide kardeşimin yazısında bahsettiği ibadetlerimizin artmasına bağlı rızık bereketine güzel bir örnek.
Allah yar ve yardıcımız olsun inşaallah….
Bir derviş. Evden ayrılışında hanımına işe gidiyorum diyerek ayrılır, ancak doğru tekkeye gider ibadet ederdi. Akşam eve döndüğünde Hanımı:
- Yiyecek bir şeyimiz yok biliyorsun, elin boş mu döndün, dediğinde de
- Çalıştığım zat öyle cömertki… Ondan para istemekden utanıyorum. Ay sonunda ücretimin tamamını toptan verecek, derdi.
Ay sonu geldiğinde, yine evden ayrılmış, tekkeye gitmiş, ibadete koyulmuştu. Akşam eve döneceğinde bir düşünce kendisini aldı, ay sonu idi, hanıma ne diyecekti. Mahzun mahzun eve doğru yürüyordu. Sonunda eve yaklaştı. Evden leziz yemek kokuları etrafa yayılıyordu. Şaşırmıştı, kapıyı hanımı güler yüzle açar, içeri girerler olanları kocasına şöyle anlatır:
- Kimin yanında çalışıyuorsan bey, gerçekten cömert biriymiş. Öğle sıraları idi, nur yüzlü iki zat kapıyı çaldı: “Bunlar beyinin iş ücretleridir. Eğer bundan sonra da işine devam eder ve daha fazla çalışırsa, ücereti daha da artacaktır” dediler ve taze kesilmiş koyun eti, çeşit çeşit yiyecek, hiç tatmadığım meyveler ve bir kea cse de altın verdiler. Allah razı olsun o kimseden. Açlıktan artık tahammülümüz kalmamıştı.
Hanımından bu sözleri dinleyen derviş Allah’a şükredip, ibadetine devam etti….
Allah (c.c.) neye kadir değil ki !
Kasım 22, 2011, 9:51 pm
cahide hanım,siz hangi üniversiteyi bitirdiniz?yazılalarınızdan edebiyat fak. mi?dini bilginizden ilahiyat mı?
mutfaktaki bilginizden ahçılık mı? yoksa hayat üniversitesimi?hangisi.süper bir kadınsınız izmir e gelirseniz tanışmak isterim.tanımasamda ben sizi çok sevdim.yüreği güzel insan.
Kasım 22, 2011, 10:08 pm
Belmacığım şöyle diyelim; Hayat üniversitesini hâlâ okumaktayım
izmirde doğdum büyüdüm ben. Yıllar oldu görmeyeli. O taraflara gelmek istiyoruz ama hayırlısı bakalım
Kasım 22, 2011, 10:27 pm
gelirseniz beklerim.ben bornovada oturuyorum.şöyle kordon da gezip,hisarönünde fincanda
kahve içeriz.konaktan karşıyakaya vapurla geçeriz.siz ne isterseniz onu yaparız.beklerim
Kasım 22, 2011, 10:52 pm
Ayyy canımsın sen benim
Ha bu arada kemeraltını unutmayalım. Çok severim orada dolaşmayı
Kasım 23, 2011, 10:25 am
yine coook begendim ve izninizle facebookda paylasiyorum
Kasım 23, 2011, 11:36 am
muhterem bir tanıdığımın kardeşi doktormuş zamanında ve boğularak vefat etmiş.. diyor ki: saygı ve adıyla doktor bey diye hitap edenler o gün ceset bulundumu diye soruyorlarmış! insanların verdiği değer ceset olana kadar.. ne büyük gaflet ki bu uğurda ömürler tükeniyor,desinler,demesinler diye diye.. Rabbim bizleri kendisine pek düşkün etsin.. onun rızası adına gerekirse yardan,serden geçebilecek koca bir iman nasip etsin.. en değerlimiz,en önemsediğimiz “O” c.c. olsun inşeallah.. amin..
Kasım 24, 2011, 10:18 pm
sevgili cahide hanım sitenizi tesadüfen yemek tarifi ararken bulmuştum.iyiki bulmuşum.yazılarınızı ve tariflerinizi ilgiyle takip ediyorum.sizi ve güzel yorumlarıyla sitenizi zenginleştiren güzel dostlarımızı allah için seviyorum.inşallah bu dünyada görüşemesek de ahirette komşu olmak dileğiyle….
Kasım 27, 2011, 4:05 pm
Rabbim razı olsun sizden çok güzel bende tesadüfen tariflerinize bakarken okudum.Rabbim cümlemizi kanaat edip şükredenlerden eylesin…
Aralık 7, 2011, 2:36 am
aaaaaaaaah cahide hanımcım aah,öyle bir yerde oturuyorumki; etkilenmek istemiyorum uzak durmak istiyorum bu tip insanlardan ama nafile. hepsi aynı apartmandalar sürekli konular aynı, falan marka falan eşya şu kadar para hergün çarşıya çıkmalar ya nasıl anlatsam herşey için böyleler evin rengi boyası parkesi camı kapısı kapı boyası halısı fayansları diye birbiriyle yarışan ve başkasınınkini beğenmeyen en sonunda beni kendi evimden soğutan bir çevrede oturuyorum. inanın çok güç . bir zamanlar sokaklarda gezinirken gördüğüm ve asla benim olamaz diye düşündüğüm evi allah 2yıl önce nasip etti daha içine girdiğimin ilk haftalarında başladı orası olmamış burası olmamış diye çeşitli eleştiriler haliyle etkilendim ve eşimle tartışmaya başladım ne yazıkki…. sanırım bu benim eksikliğimdi bu güvensizlikmidir nedir anlamadım şimi allahıma çok çok şükrediyorum güzel bir ev nasip etti ödeme kolaylığı versin diyorum ama kapıyı çalıp oturmaya başlandımı nasıl davranacağımı bilemiyorum komşularıma artık çok sıkıldım kapıyı açmasam olmaz başka bir yerde mutlaka karşılaşıyoruz. yazınız beni etkiledi ve şimdi kendimi gerçekten zengin hissediyorum ve bin kat daha şükrediyorum rabbime allahım ben nelere kafamı takmışım eşimi üzmüşüm kendimi harcamışım… allah razı olsun cahide hanım yine silkelendirdiniz beni kendime getirdiniz. ne olacak bu komşularımın hali hergün aynı terane, havlular pardeler kıyafetler çantalar ayakkabılar 20 çeşit çarşaf nevresim klozet takımı allahım bir duysanız çıldırmış gibiler, bu arada hepsi tek maaşlı ve hepside benim gibi ev ödüyorlar aynı anda alıp girmişiz maaşlarıda 2500ü anca buluyor benim okadar bile değil ama dediğiniz gibi bereket illa bereket. çocuklarım markanın m. sini bilmezlerdi şimdi onlarda istemeye başladı dilimin döndüğünce anlatmağa çalışıyorum ama en güzel tavsiyeleri sizden alacağımı düşünüyorum. ne olur yol gösterin bana!!!
Aralık 7, 2011, 6:03 am
Dünyalık insanlarla birarada olmak insanı çok etkiliyor. Hele birde onlarla samimi isen, sık görüşüyorsan durum dahada kötü. Son oturduğum yerde komşularımla çok samimiydim. Aynı senin anlattığın gibilerdi. Az buçuk etkim olmuştur onlara ama onlarda beni etkilemeye çalışıyorlardı. İnsanlar farketmeden şeytanlaşıyorlar. Ben daha sonra şöyle bir karar aldım. Komşularla bundan sonra çok samimi olmayacağım. İlişkiler asgari düzeyde olmalı. İçli dışlı oldun mu, mutlaka kendinden ödün veriyorsun.
Aralık 7, 2011, 12:10 pm
evet tıpkı sizin yaptığınız gibi yapmıştım bu yaz öyle karar aldım samimiyeti keseceğim dedim ozamandan beri birşeymi var ne oluyor diyede soruyorlar. bazen konu açıp boş şeyler olduğunu savunmaya kalksam allah kitap hakkında iki laf etmeye kalksam bu sefer sanki sen çokmu yapıyorsun gibi ithamlarda bulunup üzüyorlar ama hepsi müsüman haaaa!!bazı konulardada ne biliyorlarsa odur asla senin benim dediğimede inanmazlar bazende he he deyip geçerler neyse cahide hanımcığım allah onlarada banada bu gibi durumda olanlarada kanaatkarlık gönül zenginliği ve hayırlar versin güzel amel versin diyeyim ne yapabilirimki…selamün aleyküm.
Mart 1, 2012, 7:57 pm
s.a cahide hanım takı yapımı yazıp googleden sitenize rastlantı icabı giriş yaptım.çokta iyi oldu allah ulaştırdı sanırım yazınızı okudum çokta beğendim ellerinize sağlık.çok doğru söylemişsiniz.benimde giysi alma hastalığım var malesef evet hastalık bu. eskiden küçük ve ücra yerde yaşadığım için her şeye ulaşamıyordum.ama şimdi bu internet varya…..herşey burda kendimi zor frenliyorum.eşime alıyorum çocuklarıma, kendime, bizde tek maaşız maaşımız öyle yüksekte değil ama azda değil şükür.giysilerde aşırı değil ama ihtiyaç fazlası oldu artık.paylaşıyoruzda gerçi yeni 5 eşarp alsam 5 tanede çıkarıyorum yaani amaaaa.eskileri düşününce kendimi suçlu hissediyorum.fakat insanlarda değişti artık kılığına göre yaklaşıyorlar insana çocuklarda bu konuda çok acımasız onlar eve gelip anne baba filan kızına şunu almış oda bana…. bende var sende yok hesabı vs.dayanamıyoruz işte.ama cahide hanım daima şükür ederim.hiç bir zaman yok demem daima var derim.misafir çok severim.hamd olsun geçimimizde iyi yokluk çekmiyoruz şükür rabbime.ama bu alma hırsı zamanın hastalığı tetikleyen etkende çok umarım geçmişimizi unutmayız.peygamberimizin çektiklerini anarak hatırlayarak bu durumdan kurtuluruz.sizin gibi güzel insanlarda böyle güzel yazılar yazıp buna vesile olur.Allah razı olsun tşk edrim.(bu arada takılarda çok şık ,diğer her şey gibi)
Mayıs 9, 2012, 8:35 pm
Allah insanları,bu ahir zamanda,sizin gibi insanlarla karşılaştırmayı nasip etsin inşallah…Allah’a emanet olun Cahide kardeşim…
Mayıs 29, 2012, 2:40 pm
mrb cahide hanım sizi kendime çok yakın hissediyorum sanki benim içimden geçen,veya duymayı arzu ettiğim şeyleri yazıosunuz