Efendimiz (s.a.v) buyurdular ki;
“Anne-baba, Cennet’in orta kapısıdır. Artık sen o kapıyı ister zayi et, ister muhafaza et.” (Tirmizî, Birr, 3)
Buz gibi odalarla dolu kocaman binalar diktiler ülkeme. İçine ömürlerinin son demlerinde olan anneleri, babaları doldurdular. Adına huzur evi dediler. Oysa huzur hiç uğramadı oraya. Eskiden yaşlılarımızı kapatmazdık başka yerlere. Onların yüzü suyu hürmetine belalar def oluyor der, onları nimet bilirdik. Boyunlarını bükük bırakmazdık.
Dışardan huzurlu gibi görünen, bu sessiz sakin binalarda, ne fırtınalar kopuyor kimbilir. Kaç anne anlatmak, haykırmak istedi duygularını, kaç anne yazmak istedi bilinmez. O annelerin adına yazdım. Bu mektup huzursuz odalardaki yüreği yorgun annelerin sessiz çığlıklarıdır….
******************
Takvime baktımda 5 sene olmuş buraya geleli. Nasıl geçti o 5 sene bir de bana sor. Çok bakmıyorum takvimlere. İçim sıkılıyor, zaman geçmiyor. Eskiden su gibi akıp geçiyor zaman derdim. Şimdi öyle düşünmüyorum. Demek insan mutluyken çabuk geçermiş zaman. Hapishanedekileri şimdi daha iyi anlıyorum. Beni buraya bıraktığın gün anneler günüydü hatırlıyor musun? O günden beri anneler günü denen gün benim için daha da bir anlamsızlaştı. Her sene bugün anne olmak ayrı bir acı veriyor bana…
Sen küçük bir çocuktun daha. Hiç bir yere bırakmazdım ben seni, öyle savunmasız, öyle masumdun ki, kimselere güvenip yollamazdım. Yanımdan hiç ayırmazdım. Şimdi beni nasıl olupta tanımadığın insanlara teslim ettiğini düşünüyorum. Gözden çıkarılmış eski bir eşya gibi hissediyorum kendimi. Yıpranmış, işe yaramaz. Kırgınlık mı? Belki, kırgınım biraz…
Geçen gün eski komşumuz Mevlüde teyzenin kızı Şükran geldi. Yolda görmüş seni. “Neden bıraktın anneni” diye sormuş sana. “Kendisi istedi” demişsin. “Maaşıda var bakıyorlar, yeri sıcak, her işi görülüyor içim rahat” demişsin. Kendim istemiştim evet, bazen naz yapma kabilinden ” Yaşlanınca huzurevine gönderin beni, kimseye yük olmak istemem” derdim. Ama içten içe hiç konduramazdım bu durumu, ne kendime, ne sana. “Bırakmaz beni bir yere” derdim. Tıpkı küçükken benim seni bırakmadığım gibi, beni hiç bırakmazsın sanırdım.
Yaramaz bir çocuktun sen. Yerinde duramayan serseri bir mayın gibiydin.Kaç kez ısırdım dudaklarımı sana bağırmamak için, kaç kez sıktım yumruğumu vurmayayım diye. Ama hiç vurmadım sana, hiç kırmadım kalbini… Komşulardan biri sana “çok yaramaz” dedi diye aylarca onun yüzüne bakmamıştım. Kimse laf söylemesin, incitmesin isterdim. Tahammül edemezdim sana dikilen sert bir bakışa bile…
Geçen gün bana “bunak kadın” dedi bakıcının biri. Hasta bezini lavaboda unutmuşum. Arada oluyor tutamıyorum diye vermişlerdi. Diğerleride duydu ya, nasıl utandım bir bilsen… Daha ne laflar söylüyorlarda dilim varmıyor söylemeye. Kırar mıyım, incitir miyim diye kim düşünüyor ki? Çok hassastım eskiden bilirsin, çabuk alınırdım. Hem benden titizi mi vardı? Kimselerin işini beğenmezdim. Şimdi yemek yerken bile yoruluyorum,üstüme döküyorum. Bazen yatarak kılıyorum namazlarımı. Secdeye başımı koyup uzun uzun öylece kalmayı ne çok özledim…
Yaşlansam da geleceğe dair umutlar besliyordum buraya gelmeden evvel. Evladımı büyüttüm nasıl olsa, artık yorgunluklar biter, ben rahat otururum torunlarımı severim, sen sorarsın “anne ilacını getireyim mi, bir şeye ihtiyacın var mı?” diye. arkama yastık koyarsın, kesemediğim tırnaklarımı sen kesersin sanıyordum. Şimdi çoğu kez tırnaklarımı keserken kanattıklarını bilmezsin tabi…
Gerçi benden daha beterleride var burada. Emine Bacı vardı mesela. Köyden gelmişti. Bir ay kadar oldu öleli. Bir sene evvelde Alzheimer hastası olan kocası ölmüştü. Çok çekti zavallı. Üç oğlu varmış Emine Bacı’nın. Aslan gibiymiş hepsi. Ben görmedim, gelmezlerdi hiç. Üç adam bir anayı sığdıramamışlar evlerine. Bağ bahçe gezmeye alışmış kadın. Hiç oturup kalmamış yerinde. Burada nasıl zorlandı, neler çekti Allah biliyor. Her yaz köyüne gidecek diye umut ederdi. Haber göndermiş oğlu, “Annemin ancak ölüsü çıkar oradan” demiş. Köylülerden çıkarıp bakmak isteyenler olmuş, ona da izin vermemişler. Bir keresinde pencereden atlamaya kalktı da zor tuttu bakıcılar. En son oğlu bayramlık göndermişti, “zıkkım olsun ondan gelen” dedi, giymedi elbiseyi. Hiç oğlum, yavrum demedi. “Köyüm” dedi, “evim” dedi durdu gariban. Bir sabah yatağında ölü buldular. Ölümü bile yalnız oldu Emine Bacı’nın.(*) Ooof off hangisini anlatsam, daha neler var neler…
Şu bakıcı kadını sevemedim bir türlü. Sanki özel olarak seçmişler. Bu kadar mı merhametsiz olur bir insan ? Hiç mi gülmez yüzü ya hu? Her gün odaya gelince burnunu tutuyor. Pis kokuyormuş. Pencereyi sonuna kadar açıyor. Mutlaka yarım saat açık tutuyor. Çok üşüyorum. Zaten parmaklarımda da can kalmamış sanki, kolay kolay ısınmıyor eskisi gibi…
Hatırlar mısın ilkokula gittiğin o yılları. Kışın kuzine sobayı yakardım. Sen gelmeden yemeği hazır eder, sobanın üzerine koyardım. Sen seviyorsun diye sobanın fırınında bir kaç tane küçük patatesi pişirirdim muhakkak. Okuldan gelir gelmez sobanın yanına koşardın. İlk işin tencereye bakmak olurdu. Genelde sevdiğin yemekleri yapardım. Ellerin üşümüş diye avuçlarımın içine ellerini alır ısıtırdım, öperdim öperdim…
Sık sık uğrarım demiştin. Tam 8 ay olmuş uğramayalı. İşlerin yoğunmuş, zamanın yokmuş. Torunlarımda sormuyorlar demek. Yeni eve taşınmışsın aldım haberini. Arkadaşın Zehra söyledi. Vefalı kızdır, arada geliyor sağolsun. Annesi de babası da yanında vefat etmiş. Hiç bırakmamış bir yere, yanından ayırmamış. İmrenmedim desem yalan söylerim… “Evi çok büyük” dedi. Kocaman odaları, geniş bir balkonu varmış evinin. Yeni mobilyalar almışsın, eskileri elden çıkarmışsın.Tıpkı beni çıkardığın gibi… Herşeyi sığdırdın da evine, bir beni sığdıramadın a kuzum. Hadi onu da geçtim. Bir kere “Anne gel evimi gör, bir kaç gün kal” bile demedin… Zehra’ya “Anneler gününde görmeye gideceğim” demişsin… Ben anneler gününü hiç beklemiyorum biliyor musun? Anne olmak acı verir mi insana? O gün bana acı veriyor yavrum. Artık kendimi bir anne gibi hissedemediğim için belkide… Bir evlat bir torun sevemezsen, çevrende anne diyen olmazsa sana, ne anlamı var anne olmanın?
Ölene imrenilir mi hiç? İmreniyorum işte. Kimin öldüğünü duysam “darısı başıma” diyorum. Hayaller umutlar, mutlu zamanlarmış insanı ayakta tutan. Onlar yoksa yaşamak zulüm olurmuş meğer…
Kim icat etmiş bu huzursuz evleri? Rahat yüzü görmesin deyip her gün beddua ediyorum. Huzur eviymiş. Hergün ölüp ölüp diriliyorum bu huzursuz odada. Hiç tanımadığım, mizacımın uymadığı insanlarla yatıp kalkıyorum. Hiç bir şey bana ait değil. Söz hakkım yok, elbiselerim bile benim değil sanki. “Allahım al emanetini ne olur, bu yükü taşıyamıyorum…”
Bu huzursuz evleri icat edenler mi çıkarmış anneler günü denen yalancı günü? İnsanlar yaşlı annelerini bu evlere kapatsın da sonra anneler günü olunca ziyaret etsinler diye öyle mi?
Bak yine geldi o uğursuz gün. Zehra geleceğini söylemişti. Gelsen de bir, gelmesen de artık. Ben anneler gününü hiç sevemedim biliyor musun? Dünyalara sığmayan anne yüreğim huzursuz bir odaya hapsedildi. Ne sevmenin, ne anneliğimin bir anlamı yok artık… Çok üşüyorum. Hem parmaklarımda da can kalmamış sanki, kolay kolay ısınmıyor eskisi gibi…
Cahide Sultan
(*) Yazıda geçen Emine Bacı bizim köyde yaşayıp geçtiğimiz yıllarda vefat eden bir teyzemizdir. Olay tamamen gerçektir. Dünya tatlısı Emine bacı ve Remzi Dayı’yı rahmetle yad ediyorum.

























Çeşit çeşit pasta tarifleri, kutlama pastaları, doğum günü pastaları, yumuşacık, kolay, gösterişli, süslü pastalar, meyveli pastalar, ev yapımı pastalar
























Eylül 13, 2011, 10:07 pm
Allahın rahmet ve merhameti üzerinize olsun.. Yazınızı ağlayarak okudum.Tekrar tekrar okudum ve biricik anneme de okudum.o da çok etkilendi.bu kadar üzülme kapat dedi yüreği dayanmadı ağlamama.yok anne dedim bunda bişe yok yaşlılığmız için her zaman dua etmeliyiz dedim. ALLAHIM BİZLERİ SÜKREDEN KUL EFENDİMİZE LAYIK ÜMMET VE ANNENE BABAMIZA HAYIRLI EVLAT EYLESİN.. DUA İLE ..
Eylül 13, 2011, 10:24 pm
Amin kardeşim Amiiin… Annenizin ellerinden öperim. Allah’a emanet olun
Ekim 28, 2011, 12:40 am
Kaleminizin kuvvetini kendi kalemime benzetiyorum.Sanki bu yazıları ben yazmışım gibi geliyor.Sadece sizin kadar cesaretli değilim ortaya çıkarma konusunda….Defterlere yazıp saklıyorum dolaplarda…Çok içten olmuş yazınız.insanlar maalesef anaya ataya bakmayı unutmuş,evliliği unutmuş,çocuk bakmayı yetiştirmeyi unutmuş.Ne oldu bize böyle olduk?Aman evlenip ne olacak bekarlığın tadını çıkar,gez dolaş beğenmezsen ayrılır kafana göre bulursun! Ayyyy ben 4*4 lük birini arıyorum daha karşıma çıkmadı! Çocuk yapma hele dursun(bu bence şirk koşmadır sanki kendisi yapıyor haşa) 4 yıl falan geçsin düşünürsün ya ayrılırsanız ?Erkek kadın ellerinde ya da kucaklarında kedi ,köpek çocuğu gibi gezdiriyor.Oğlum,kızım dedikleri zaman bir tane çarpasım geliyo inanın.Ana babayı atarlar huzur evlerine!!! Yara çok büyük vesselam.Yine çok sinirlendim!!!!
Ekim 28, 2011, 9:21 am
Çoook haklısın Kınalı kız. Allah encamımızı hayr eylesin…
Kasım 1, 2011, 3:58 pm
ALLAH KORKUSUNU ve her ne olursa olsun sevgiyi eksik etmesin..RABBİMM
Aralık 8, 2011, 3:09 pm
cahide hanım yüreğinize sağlık çok duygulandım bu satırları okurken rabbim inşallah analarımıza babalarımıza hayırlı evlatlar olmayı nasip etsin bir günde inşallah yetimhanedeki çocukları yazmanızı isterim onların duygularını hislerini ellerinize sağlık
Aralık 16, 2011, 4:23 pm
Annem hep bize hasret yaşadı kendısının degerını bilmeyen gözü dışarda olan haram rızık kazanmayı adet edinmiş annemi döven babamla birlıkte yaşıyor bir defasında hiç unutmuyorum annemı tavayla dövmüştü tavanın her yanı yamulmustu ve annemdır kı alnı secdeden kalkmaz kımsenın dedıkodusunu yapmaz boş zamanın yoktur kuran okur böyle bırıdir. abımlerle babam anlasamıyor dıye abım gelın dahı demıyor ve ben ALLAH razı olsun eşımden her zaman dıle getırır basımın ustunde yerlerı var dıye ama babam enıstenın evı der gelmez. bılıyormusunuz beş aylık oldu bebegım ve ne hamılelıgımı ne doğumumu göremedı gelemedı annem torunlarına hasret ama onlarda yaslanacak sonları ne olur bılmıyorum. Ama hep dua edıyorum benım yanımda yasamayı nasıp etsın dıye elınıze sağlık ……
Aralık 16, 2011, 5:30 pm
Çok içli bir hikaye Züleyha. İnan içime oturdu
Aralık 16, 2011, 10:27 pm
Babamı hiç sevmezdim annemı dövdüğü için ben köyde büyüdüm okula gıderken kımsenın hazır çantası yoktu benım vardı herkes naylon çizme gıyerdı tek renk mavı yada yeşil benımse içi yünlü pembe en ıysınden kımsenın semsıyesı yoktu benım vardı babam bana köyun dikenlerinden çabuk patladığı halde her zaman top alırdı annemin bir sandığı vardı benım yegane hazinem içinde çikolatalarım kuru üzümlerim halka bisküvilerim kımseye açılmazdı benden başka zayıfca bir çocuktum .
15 yaşına geldım her zaman annem derdım 20 geldım annem derdim 23 geldım evlendım babam dedım evlenırken elını öpmek istediğin insandır 26 altımdayım babam annem dıyorum hersey unutuluyor ama yapılanlar unutulmuyor ıyılerı kötulerı ve evlat yetiştirmenın ne zor oldugunu anladım eskıden anneme bırsey olsa ben ne yaparım der aglardım sımdı ıse bızım acımızı ona gösterme Rabbim diyorum ecelden değilde kahırdan ölmek daha zordur insana bunu evladı olan bılırmıs.
Bir gün rüyamda babamı limon satarken gördüm o heybetli adam yardıma muhtaç biçare kötü sabah kalktım rüyaymış dedım ıyıkı babam yaşıyor ıyıkı hayatta onada bısey olsa dayanamam birseyler eksık bılıyorum babamın anneme gösteremedıgı sevgı ama olsun o benım babam …….
Ocak 11, 2012, 7:39 pm
BU KADAR GÜZEL ANLATILIRMI YAAA…. ÇOK DUYGULANDIM..HAYIRLI EVLAT OLMAMIZ DİLEĞİYLE….
Ocak 19, 2012, 3:50 pm
bunu marıfet olsun dıye söylemıyorum ınan abla aglamaktan okuyamadım ,kalbimi parçaladı sankı anamın ayagını öpesim geldi …Elhamdülillah bız hala vıcdanı merhametı olan ınsanlarız kaybetmedık sukurler olsun insanlık göstergemızı !!ben bır ınsanın vıcdan ve ımandan olustugunu dusunurum hep..
o güzel yüreğinize sağlık sıhhat dilerim …
Şubat 13, 2012, 1:14 pm
emeğine sağlık.. gözlerim yaşla okudum zaman geçtikçe böyle çocuklar artıyor gelinler her şeyi baştan kesiyor damatlar zaten dünden hazır veya zamanla alışıyor.. nasıl bir zamandır daha günler gelecek bilinmez inşallah bizler hayırlı evlatlar hayırlı gelinler oluruz çocuklarımız, torunlarımız da bizden gördüklerini uygularlar.. Rabbime duam çok yaşlanmadan, ele ayağa düşmeden, imanla hayırlı güzel bir zamanda alsın canımı…
Şubat 13, 2012, 2:31 pm
bızde huzur evınde çslışiyoruz ıkı kardes ama asla ve asla anne ve babamızı oraya bırakmayız o huzursuz odalara dusurmesın evlatları gelmeyen anne babaların nasıl yollarını gozledıklerini çok iyi biliyoruz insanın içini acıtıyor biz evlatlarının yerini tutamasakda elimizden gelen şevkati esirgemiyoruz kotu bir yer değil ama rabbim kiseleride düşürmesi amin
Şubat 13, 2012, 4:08 pm
cahide abla yazın çok güzell yine döktürmüssün …insallah allh bizi iyi evlatlardan eylesin…rabbimm merhamet versin
Şubat 13, 2012, 4:09 pm
bu arada kullanıcı adım yanlışlıkla böyle oldu taklit falan değil yanlı anlam adım öznur ingilizce öğretmeniyim….
Şubat 16, 2012, 9:06 am
Bu yazıyı sayfamda yayınladım isminiz ile hakkınızı helal edin
Rabbim hepimize hayırlı evlar olmayı nasip etsin
Şubat 16, 2012, 3:00 pm
Helal olsun kardeşim…
Mart 24, 2012, 7:35 am
okuyanı ağlatıyor
Mayıs 12, 2012, 11:48 am
Çok doğru ve dokunaklı ..
Mayıs 16, 2012, 9:39 am
Allah razı olsun. bir ömür anneler günü yazınızı okudum.
ama buna fırsatım olmamıştı.daha geçenlerde kaybettiğimiz komşu ninemin evlatlerı da onlara
bakmayı zorsunmuşlar.(anne-babaları) ikisi birden evimizde fazla yer kaplıyor ikisine bakamak demişler.
ben yeni duydum çok üzüldüm.
inanırmısınız, rabbim kimseye muhtaç etmeden 5-6 gün içinde yanına aldı.
buna benzer bir kaç tane daha yaşlılarımız var etrafta aynı muameleyi gören,
bu yazınızıda ağlayarak okuduktan sonra bu haftaki sohbet kanusunu değiştirdim.sadece
bu konuyu okuyacağım.inş
kalpleri dünya malına meyil etmiş,annesinin ona verdiği emekleri unutup
”malını kim yiyorsa o baksın”
düşüncesinde olan evlatların belki balbini yumşatır. niyetiyle…..
Allah’a emenet olun .